Acı, acıyı söker; şu sırada yaşamakta olduğum bir aile acısının üzerine sevgili Rauf Denktaş’ın vefatı, acımı sökmese de, yarama tuz bastı!.. Hastalandığı günden beri acı haberi yüreğim ağzımda bekliyordum… İşte mukadder sonu geldi bir menkıbe kahraman da!.. “Her insanın ölümü insanlıktan” bir şey koparırmış: Denktaş’ın ölümü insanlıktan,Türk milletinden koca bir kaya kopardı.
Kıbrıs Türklerinin; önce İngiliz oyunlarına, sonra Rumlara, Yunanistan’a, EOKA’ya, papaz Makarios’a karşı bağımsızlık, varoluş mücadeleleri...
Müftü Dana Efendi, sonra Fazıl Küçük’le başlayan, Rauf Denktaş tarafından sürdürülen ve Karaoğlan rahmetli Ecevit’in kararlılığıyla “Barış Harekâtı”nda noktalanan epik bir mücadeledir... Ama mücadele bitmedi, devam ediyor... Umulur ki kahraman Denktaş’ın ölümü bundan sonraki Kıbrıs mücadelesi için intibaha vesile olur!
***
Millî mücadelelerimiz çok; şimdi de her cephede ve Kıbrıs cephesinde devam ediyor... Denktaş bir bakıma, daha ölmeden, Kıbrıs üzerinde içeriden ve dışarıdan oynanan oyunlar yüzünden kahrından ölmüştü...
***
Millî kahramanların değeri öldükten sonra daha iyi anlaşılıyor... Hele Denktaş’ın Cumhurbaşkanlığından sonra yerine gelen ve onun tırnağı kadar bile değeri olmayan Mehmet Ali Talat’la kıyasla...
Acıdır, Kıbrıs Türkleri herhalde efsane liderlerinin kıymetini bilirler, ama onlar da Anavatan’a tavır alarak Denktaş’a ihanet etmişlerdi.
Burada sevgili Denktaş’ın başından beri sürdürdüğü efsanevî mücadelenin ayrıntılarını yazacak değilim. Tarihe yazılmıştır.
Ama ben ileride, sonradan dönen dolapları yazmak isterim... Meselâ Annan Planı “dolabını”!..
***
Rahmetli, ellili yıllardan beri dostumdu. Bana hep “Seni Kıbrıs’a bekliyorum” diyordu. Kaderde başka bir mekânda buluşmak varmış! Tabiî ben o mekânda onun yanına ulaşabilirsem! ***
Allah Rauf Denktaş'a gani gani rahmet etsin. Size de uzun ömürler versin. Kuruluş tarihi ile aramızda kalan çok az ve nadir köprülerden birisiniz. Keşke yakınlarınız, anlatımlarınızı sesli kayıt altına alsalar. Sonrasından araştırmacılar için eşsiz bir kaynak olurdu.
Rauf Denktaş'a gelince Kıbrıs için çok emek harcadı ama ortada bir çözüm yok. En büyük şansızlığı; Kıbrısı yönetmek için model aldığı dönemin Türki'yesinin demirel Türkiye'si oluşuydu. Dolayısıyla o da kendi çapında "DERİN YAVRU DEVLETİNİ" oluşturdu.
Pek çok Kıbrıslı, rahmetlinin çözüm üretmekten çok, çözümsüzlük üzerinden kendini siyaseten ayakta tuttuğunu söylerler. Günahı söyleyenlerin boynuna.
Kıbrısın iki halkı bir arada ve kardeşçe yaşayacak bir statüye kavuşmalıdır. Çözüm budur. Güzelim cennet ada sadece turizm geliri ile yaşasa ada halkı ihya olur ama malesef adadaki Türkler, ana vatanın yardımlarıyla yaşıyor. Ambargo hala var. Yabancılar önce rum tarafına iniyor ve Türk kesimine kara yoluyla geçiyorlar. Maraşın durumu yürekler acısı. Saymakla bitmez. Asil Nadir döneminde; ekonomik ambargo bir nebze ve fiili olarak kırılmış idi. Ama egemenler onu dersest edince işler yine kötüleşti.Bundan sonra Kıbrısın durumu iyi olacak mı dersiniz? bilinmez.Saygılarımla. K. Mükremin BARUT
Sayın Barut'u, - özüyle ortaya koyduğu yorumuyla - "bizdeki malumların tarifini yapmak şeklinde" düştüğü tuzaktan dolayı kutlarım (!)