19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Bitmeyecek Senfoni

“Kürt sorunu”-PKK-nasıl biter?

Bizde, yani iktidarda ve yandaşlarında bu kafa oldukça ve TSK sistematik olarak hırpalanırsa kolay kolay bitmez.. Bölücüler, AKP iktidarının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temel, manevi değerlerinin belli bir plana göre zayıflatılmasından ve “teröre karşı” düşünülen marjinal tedbirlerden ve de hala APO ve şürekası ile müzakere yömteminden umut ve cesaret alıyorlar. Son olarak, PKK’yı besleyen kaçakçılığın önlenmesi cümlesinden Güneydoğu’daki tüm ihaleler ertelenecek ve böylelikle PKK’nın beslenme kaynakları kurutulacakmış. İyi de biraz geç...

Asıl gerçek bildirgede... Asıl gerçek, Diyarbakır’da Mardin bağımsız milletvekili Ahmet Türk, yardımcısı Van bağımsız milletvekili Aysel Tuğluk, milletvekili Altan Tan, Nursel Aydoğan, Ayla Akat Ata, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in katıldığı Demokratik Toplum Kongresinin(DTK) sunuş bildirgesinde...

Deniyor ki: “Bir kez daha hükümetin ve demokratik kamuoyunun bilmesini isteriz ki, Kürt halkı siyasetçileriyle, kurumlarıyla hiçbir değerine karşı ve halkın temel değerlerine karşı asla sırtını dönmeyecektir. Şeyh Said, Seyit Rıza, Melle Mustafa, Kadı Mıhammed neyse, sayın Öcalan da halkımız için odur.

Müzakerelerin başarıyla sürdürülebilmesi ve sonuç alınabilmesi için Öcalan’ın müzakereye katkı sunabileceği olanaklara sahip olmalı ve özgürce siyaset yapabilmesinin koşulları yaratılmalıdır... Bu doğrultu da aynı zamanda bir anayasa sorunudur. Çözümü de anayasal olmalıdır. 21’inci yüzyılda 12 Eylül rejiminin dayattığı anayasayla yürünemeyeceği açıktır. Bununla birlikte anayasa yapım süreci ve nihayetinde yeni anayasa Kürt sorununun çözümüne katkı sunmalıdır. Sorunun çözümü bir başka anayasa yapım çalışmasına ertelenmemelidir. Bu itibarla da Kürt halkının yeni bir başlangıç ve birlikte yaşamak için ve akan kanın durması için yeni bir toplumsal sözleşme olacak anayasa yapım sürecinde yer almak istiyoruz.

Her şeyden önce yeni anayasa Kürtlerin kendi coğrafyasında dilini, kimliğini, kültürünü özgürce yaşayıp geliştirebileceği, gelecek nesillere aktarabileceği anayasal güvenceye bağlanmalıdır. Bu itibarla siyasi statü olarak demokratik özerklik çözüm modelini kongremiz zaten ortaya koymuştu. Herkes çok iyi bilmeli ki, Kürtler dilsiz, kimliksiz ve statüsüz bir birlikte yaşamayı reddetmektedir. Ve bu dayatma köleliğin sürdürülmesi, dayatması anlamına gelmektedir. Birlikte yaşam önerimiz ve arzumuz “demokratik Türkiye, özerk Kürdistan’dır” şeklinde formüle edilmiştir. Şüphesiz ki, bölgesel yönetim sadece biz Kürtler için değil, Türkiye’nin tamamı için önerdiğimiz idari ve siyasi bir yönetim modelidir. "

Şimdi, Kürtçülerin değişmez hedefi “Büyük Kürdistan” olduğuna göre gerisi lafı güzaf, havanda su dövmektir!

Uyarılara kulak verelim; Kuzey Irak’taki yerel yönetim fiili durum yaratmak amacıyla Suriyeli Kürtlerle bir araya gelmiş, Bağımsız Kürdistan’ı konuşuyor. Ankara, yani iktidar, bu tehlikeli gelişmeye kayıtsız... Hala çözümü başka yerlerde arıyor!

CHP’li Onur Öymen ve MHP’li Ümit Özdağ, “Gelişmeler iyi takip ve analiz edilmeli. Türkiye’ye ağır fatura çıkar” diye uyarıyorlar... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de AKP’lilere, “Peşmerge reisi Barzani’nin Kürdistan’ın kurulması için yürüttüğü kuluçka faaliyetine AKP’nin sessiz kalması, ‘Kürdistan’ın zımnen’ onaylanmasıdır” diye sesleniyor...

Büyük Kürdistan kervanı yürüyor... AKP iktidarı ise başka konularla meşgul...
 

Yayın Tarihi : 2 Şubat 2012 Perşembe 10:07:24


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Dr. A. A. IP: 95.15.195.xxx Tarih : 3.02.2012 19:04:10

Sayın Barut, sıraladığı 8 maddede, Ludwig van Beethoven'ın 9. Senfonisine değinmeyi ihmal etmiş, bu da; - ne yazık ki - "AB nin ve ABD nin köleliğinin sembolü" olan senfonidir ve de Beethoven bu senfonisinde tüm dünya insanlarını aslında kardeşliğe-huzura davet etmiştir.


K. Mükremin BARUT IP: 88.224.44.xxx Tarih : 3.02.2012 03:32:24

Sayın Altemur Kılıç üstadım sizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Tarihin önemli bir halkası olarak gördüğüm siz sayın büyüğüme tutunabilme ve yazılarına erişebilme şansı verdiği için de "KENT HABER" yöneticilerine teşekkür ediyorum.
Yaşınızın üzerindeki enerjiniz ve duru bir zeka ile yazıyor olmanız, hepimiz için bir şans. Tanrı sizi, önce ailenize ve sonra sizi izleyen biz okurlarına bağışlasın. Bu duygularım çok samimidir.
Dilerseniz barışın ve kardeşliğin simgesi olabilirsiniz. Çünkü; sizin söylediklerinizin etkisi, sıra neferi olan bizlerden çok daha yüksek ses getirir ve kalıcı etkisi olur.Lütfen bize yardımcı olabilir misiniz? Kürt meselesinde, otuz senedir denenmeyen bir metod kaldı mı? Peki başarı elde edildi mi? Evet diyecek biri varsa beri gelsin. Tam aksine; yara kangren haline dönüştü.

HATIRLAYALIM 1.Sıkıyönetim. 2. Silahlı çatışma 3. Tutuklama 4. Jitem 5. Köy boşaltmalar 6. Faili meçhuller 7. Parti kapatmalar. 8. Gazete kapatmalr. SONUÇ: Geçmişte devam eden olaylar hala devam ediyor. Her iki taraf, birbirine karşı giderek keskinleşiyor.Durum ortadayken, aynı metodlarla devam edip farklı bir sonuç beklemek akıllara ziyan değil mi?

Denenmeyen tek şey karşılıklı müzakere. Akan kan duracaksa bunun kime zararı var? Ülkenin gelişmesinin önü açılacaksa niye yapılmasın?
Duruma yukarlarda bir yerden bakıp GURUR yapmanın hiç bir anlamı yok.

Eğer gurur yapsaydı, Gelibolu kahramanı ve halkın tevecühünü kazanmış Mustafa Kemal grur yapardı. Ama yapmamıştır. Milli Mücadeleye Erzurum’dan başlamıştır. Bu ne anlama geliyor diyebilirsiniz? Çok anlamı var. Erzurum kongresine katılmış yirmi delegenin onaltısı Kürttür. Kalan dört kişi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarıdır. Merkezde çok daha güvenli iller varken, Erzurum’un neden seçildiğini herkes kendine sormalıdır.

Bu gün yaşadığımız sorunlar bürokratik cumhuriyetten, demokratik bir cumhuriyete geçme döneminin getirdiği travmalardır. Biz hala Fransız İhtilalinin Dünyaya hediye ettiği ulus-devlet modelini, kadiri mutlak sayıyoruz. Bu mantıkdan gidince de, bu tanıma uymayan ve bizim için öteki sayılan ulusların sisteme entegre etme işini; kendi öz varlıklarını eritmeleri şartına bağlıyoruz. Yeni kuşaklar bunu kabul etmiyorlar. Amiyane deyimle "yemiyorlar."

Toplumsal gelişmeleri şöyle yorumlayabiliriz: Beden büyüdü ve gömlek bedene dar geliyor. Biz gömleği büyütmek yerine kopan düğmeleri dikmeye çalışıyoruz. Altaki düğme dikilince üstteki, üstteki düğme dikilince alttaki kopuyor.

“Güneydoğu’daki tüm ihaleler ertelenecek ve böylelikle PKK’nın beslenme kaynakları kurutulacakmış. İyi de biraz geç...” diyorsunuz. “İyi de biraz geç...” demekle hükümetin aldığı bu karara kuvvetle katıldığınızı göstermiş oluyorsunuz. Hem de başından sonuna karşı olduğunuz AKP hükümetinin almış olduğu bir karara.Öyleyse; VAH VAH, VAH VAH. Gerçekten vah vah. Başlangıçta; bu kalkışmanın temelinde, Güney ve Güneydoğu Anadoudaki yoksulluk ve işsizliğin olduğunu söylemiyor muyduk? Bunu ne çabuk unuttuk.

Sayın Kent Haber okuyucuları, inşaat sektörü bu ülkenin her bölgesininin en temel ve dinamik sektörlerinden biridir. İnşaat emekçileri en mütevazi ve en üretken insanlarımızdır. Mütevazi ücretlerle ve çoğunda sigortasız çalışırlar. Şimdi siz; bu sektörde ihaleleri durdurursanız, o çalışan insanlara vereceğiniz zararın boyutunu tahmin edebiliyor musunuz? Aç ve umudunu yitirmiş insanların neler yapacağın tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Şimdi sokağa çıkıp insanlar sorsanız; yüzde doksanı ittifakla, BDP’li vekillerin üslubundan rahatsız olduklarını söyleyeceklerdir. Yahu Allah aşkına biz yıllarca ılımlı Kürt aydınlarına bile tahammül gösteremedik. Şimdi hükümet zoruyla ülkeye dönen Kemal Burkay, yıllarca sürgün yaşamadı mı? Kemal Burkay’dan vaz geçtik hayde adam Kürt diyelim. Peki İsmail Beşikçi’nin suçu neydi. İsmail Beşikçi Türk.

Genç okuyucular bilemeyebilirler. İsmail Beşikçi, Kürt tarihi ile ilgili yazdığı bilimsel makaleler ve kitaplar yüzünden yargılandı. Devlet sayın Beşikçi'nin on yedi yılını çaldı. Bu gün cezasını çekmiş ve dışarıda. Ama hakkında hala soruşturmalar devam ediyor. Dersim kitabı tamamen devlet arşivinden alınmış yazılardan oluşuyor. Kürtçülükle ilgili tek bir cümlesi ve tek bir yorumu bile yok.

Sayın yazar dahil herkese, yeni kuşak Kürt siyasetçilerin üslubu sert geliyor. “Şeyh Said, Seyit Rıza, Melle Mustafa, Kadı Mıhammed neyse, sayın Öcalan da halkımız için odur” diyorlarmış. Adamlar kendi geçmişlerine projeksiyon tutmayıp da ne diyecek, Şeyh Şamil’e mi referans verecekler, Çakıcı Efeyi mi selef kabul edecekler.

Her ulus kendi efsanelerini ve kahramanlarını yaratır. Şimdi biz onlar sayesinde, yukarıdaki isimlerin yanında, Ahmede Hane, Feki Teyra ve Melle Ciziri gibi isimleri duyuyoruz. Bu isimleri anlamak ya da öğrenmek bu cephede olanlar için bir anlam ifade etmeyebilir, ama sosyoloji bilimi açısından bakınca, Kürtlerin uluslaşmaya doğru evrildiğini gösterir.

Vallahi yapacak ne var bilmek zor. 1980 askeri darbesi ve onun Diyarbakır cezevinde yaptığı uygulamalar, cinin şişeden çıkmasına neden olmuştur. Yani sayın yazarın kutsadığı askeri darbe, PKK yı yaratmıştir. O halde kimi kime şikayet ediyoruz. Biz tribünlerdeyiz. Onlar ise aktörler. Ne desek boş.
K. Mükremin BARUT 03.02.2012-ANKARA


yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 3.02.2012 15:58:34

o öyle bu böyle digdinin digdisiyla gele gele geldik  kara tasa Tarih öyleymis bu böylemis yok kürt  imis yok türk imis var olan ortada olan bir insan imis Modern insanlar toplumlar kaynasir imis sinirlari yok eder  imis sen o ben  ben bu benligi  kenara ceker imis hehalde biz daha bu seviyide yada modern insan degiliz veya modern yasalarla idare edilemiyoruz. basimizi agirtmaya devam ediyouz, bir birimizede tarih vs. cok biliyoruz bilgi küplülük tasliyoruz ama neticeye varamiyoruz biri diyor büyük kürdistan kuruldu kurulacak  yav diyesi geliyor insanin  al kur bakalim bu kafa ile bu büyük kürdistan degil büyük bir proplem kurulur giden geleni aratir olur   sinara berlin  duvar gibi sinir duvari ceksen herkez bu tarafa duvari delip gecmeye calisir Istanbulda bilmem ne kadar kürt trakyada bilmem ne kadar kürt hadi bu günden itibaren malini mülkünü birak yürü büyük kürdistana desen bu kürt valla kendi bile bu ise güler bilmem nasil gider güle oynaya gider desem bilmemki tarihmi desem eski idarelermi desem ic -dis güclermi desem bunu bu hale getirdiler hem kürdün hem türkün basina bir corap ördüler isi bu hale getirdiler kalmakmi zor gitmekmi zor sarkisi gibi olduk zaman simdi kalmakta iyi gitmekte iyi oldugunu anlamanin ve bunu beraberce bulmanin zamani