20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

“Biz Bize Benzeriz” ve “ Türk, Titre ve Kendine Dön”


Liboş takımı, milliyetçilerin bu sözleriyle hep dalga geçerler! Onların emelleri “Yabancılara, özelikle, Avrupa Birliğine benzemek – daha doğrusu, “benzetilmek” – Avrupa mukallidi olmak ve sonunda da “Türklüğe” veda etmektir!

Osmanlının son dönenlerinde, kendimizi hakir görmek - aşağılık kompleksine duçar olunmuştu. Hatta o zamanlar kendimize “Etrakı bi idrak”-yani “akılsız Türkler” denirdi! Türk milliyetçiliğinin yükselmesi üzerine, bu kompleksten kurtulduk ve Atatürk Milliyetçiliği, Cumhuriyetin ilk altın yıllarında bunun yerine, “Türk - Övün Güven Çalış” inancını yerleştirmişti. Bu sadece bir “slogan” değil, haklı bir iftiharın- ve çağdaş uygarlık düzeyine kendi başımıza, bağımsız olarak, ulaşma gayretlerinin parolasıydı!

O altın yıllarda Atatürk’ün deyişiyle, “az zamanda, çok işler” yapılmasını – devrimleri küçümsedikleri bu “Milliyetçilik” gerçekleştirdi. Ben hamaset palavrası yapmıyorum; kimsenin inkâr edemeyeceği bir hakikati söylüyorum: Bu “milliyetçilik” olmasaydı, şimdi nerede olurduk?

Milliyetçilik düşmanla-ulusalcılık düşmanları, beni “milliyetçinin teki” diye akıllarınca, aşağılamak isteyenler, önce bunun cevabını versinler! “Nerede olmak isteyecekleri” “malûm”dan ve bugün yazdıklarından belli… Ya yabancıların uydusu olmak “ulus devletin” yerine “Ilımlı İslam Devletini” kurmak. Bu iki amaç, şu bağlamda birleşmiş durumda; kozlar sonra paylaşılır ama Başbakan Erdoğan'a, liberallerden, 2.Cumhuriyetçilerden, Amerikan ve Avrupa medyasından yöneltilen hatta TSK’nin yörüngesine girdiği iddiasıyla yapılan eleştiri ve tarizlerden anlaşılıyor ki arada, sonra genişleyecek bir çatlak var!

Erdoğan da gerçekten bir tavır ve siyaset değişikliği var mı? Ben buna inanmıyorum; bu, bence, AP’ye Güneydoğu oylarının garanti olmadığını son gezilerinde, bizzat, gördükçe, ülkenin diğer kesimlerinin oylarını kaybetmemek-kazanmak için, geçici, bir taktik! Bu arada düşünmek gerek; Avrupalılar, Amerikalılar, acaba neden Türkiye'nin iç işleri ve gidişatıyla, başka hiçbir ülkeyle olmadığı kadar, yakından ilgililer? Güzel gözlerimiz- bizi çok sevdikleri için mi? Bir bakıma Türkiye, Afrika ve Güney Amerika hariç, başka hiç bir ülkede olmadığı kadar karışık ve karmaşık olduğu için ilgi odağı ve de dalgalanma kaynağı. Ama bundan da ötesi var; dün de yazdığım gibi Türk Milliyetçiliğinin gücünü “önleyici vuruşla” ortadan kaldırmak isterler – mevcut karmaşaya, tuz biber ekerler!

Dünyanın her ülkesinde, tarihlerinde de, karanlık sayfalar – dolaplarına iskeletler, “faili meçhul” cinayetler ve “derin” devlet “işleri” vardır. Hatta denebilir ki bunların çoğu, bize oralardan sirayet etti. Ancak hiçbir kendini bilen millet-devlet, kendi “kirli çamaşırlarını” böyle, herkesin önünde yıkamaz ve böylelikle kendi devletinin altının oyulmasına müsaade edemez. Oysa özellikle “Ergenekon sürecinde” bu oluyor; üstelik, devletin bütün gelmiş geçmiş sırları, pervasızca ortaya saçılıyor, dökülüyor! Bu havada eski memurlar, istihbarat şefleri, hatta emekli subaylar, bütün sırları ifşa ederek ve biri birlerini suçlayarak kahraman olmak, hatta para kazanmak istiyorlar! Bırakın başka ülkeleri, Türk Devleti, hiç bir dönemde bu kadar ”elek” gibi olmamış ve ülke böylesine bölünmemişti!

Biz de yerleşik bir devlet anlayışı vardı; Ben devlette görevliyken vakıf olduğum, bazı devlet sırlarını ne anılarımda yazdım, ne de prim yapar diye başka yerde – hatta kendi kendime bile açıklamadım! Bunu da, üzerimde “TC Devleti” yazan kalem ve dosya kapaklarını vb. okulda gönderdiğim için, bunları burnuma sokarak, “Bak burada ne yazıyor; TC Devleti diyor; babanın malıdır demiyor” diye beni dövmekten beter eden rahmetli babamdan öğrendim… Babam, gazeteci olmamdan sonra, yakın tarihteki bir olayı sorunca, kızdı ve “Senin üstüne vazife değil - ben de ölene kadar bunları kimseye, sana da asla söylemem” dedi! Şimdi ne oldu da, bazıları, görevleri dolayısıyla, yaptıklarını ve vakıf oldukları sırları “yok pahasına” “araştırmacı yazarlara” satıyorlar! Bu durumda bunlardan asıl düşmanlar yararlanıyorlar ve aleyhimizde koz olarak kullanıyorlar!

Evet, nerden nerelere geldik ve kendi kuyumuzu kendimiz kazıyoruz! Artık “kendimize dönmemizin” sırası gelmedi mi? ***

Yayın Tarihi : 2 Aralık 2008 Salı 14:36:46


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
zaza IP: 87.174.121.xxx Tarih : 3.12.2008 15:20:17

kardesim bu ülkede halkin ezici bir cogunlugu bu partiye oy vermis arti kimi ne ilgilendirir nasil mini etekle gezen kadina ." sen bu kilikta giyinemezsin " denilemiyorsa kara carsafla bilmem neyle gezinene de bisey diyemezsiniz ha bunu derseniz sizin zaten demokrasiyle bi ilginizin olmadigi anlamina gelir. bu yapilan cifte standarttan baska bisey degil. bu kafayla bide ab ye girelim diyonuzz. önce bu düsüncenizi degistimeniz gerekiyor yoksa degil avrupa birligine Ayran icenler dernegina bile almazlar seni;;;;;


Menemenli Kubilay IP: 88.231.68.xxx Tarih : 2.12.2008 20:25:32

Sayın Bahçeli ve Sayın Baykal'a hitaben: Niçin akp ile aynı çatı altında birleşip tek Parti haline gelmiyorsunuz ?. Mustafa Kemal Atatürk'ün, irticanın siyah lekeli poşetinden kurtardığı Türk kadınını yeniden kara poşetlere (belkide renkli burkalara) poşetlendirmek için AB, ABD ve de "açıkça vatanımıza kastetmek isteyen düşmanlardan" bir menfaat sinyali veya prim mi aldınız ?.. Sizlere şunu belirtirim !: Hergün gün, evimden çıkıp dönünceye kadar başım önünde eğik hüzün ve endişe içinde dolaşıyorum; yarın tam olarak işgal edilecek ülkemizi kurtaracak Parti ve liderin kim olacağını en kısa zamanda bana bildirmenizi, bir Atatürk Milliyetçisi olarak sizlerden talep ediyorum..


Salihlili Salih IP: 88.252.175.xxx Tarih : 3.12.2008 19:51:59

zazaya hitaben: Seninde nereden olduğun ve hangi tarafı tuttuğun belli oldu. Senin gibi münferit, munafık, bilinçsiz ve de "Vatan düşmanlarının" verdikleri oyların adı "Demokrasi" oldu. Ülkemizin işgale uğrayacağı yarınlarda, sen hangi yüzle Türk bayrağını elinde taşıyabileceksin ve "ben Türküm" diyebileceksin.. Abdülhamid'in Yıldız Sarayı'nda çöreklenenler ile onların yardakçıları tarafından verdikleri oylarla, vatanımızı işgal etmeye çağırdıkları İngilizlere ve Yunanlılara karşı mücadelede şehit olan dedemin kanlı gömleğini hâlâ muhafaza ederim. Yorumumun ikinci bölümü: Takındığın "zaza" rumuzuyla şerefli bir kitleyi lekelemeye çalışma !., onlar Millî Mücadele'de yararlılık göstermişlerdir; sen ancak pkk yandaşı olabilirsin.. Türkçeyi doğru konuşamayan ve de yazamayan senin gibi cahillerin verdikleri bilinçsiz oylarla, işte bugünkü durumumuza -ne yazık ki- "demokrasi diyorlar"