Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, gül gibi Kıbrıs Eylem Planı üzerine dünyanın dört bir tarafından, övgüler yağıyor… Bu kadar muhabbet, aslında hiç de fal-i hayır değil!… Bir dostum, “Yabacılar bizi böyle övmeye, sevmeye, jestler yapmaya başlayınca kendimizi kollayalım, çünkü ardından, bizi “biraz fazlaca sevmek” isterler! … Bize şu sırada yapılmak istenen “jestler” arasında, AB Ortaklık Belgesinde “ imtiyazlı ortaklık” şıkkının kaldırılması da, var. Gene aynı dostum, yapıştırdı; “ Ama şimdi, bunun yerine “imtiyazsız ortaklık” – AB kurumlarına bir yerlerimizden “ iliştirilmek” şıkkı gelecek!”…
Ben, her yazımda Romalı Cato’nun, her vesileyle “Kertece yıkılmalıdır!” dediği gibi, sormakta devam edeceğim “Avrupalıların her fırsatta ve her vesileyle, bütün değerlerlerimize, kurumlarımıza saldırmaları karşısında bu “ucu açık”, bana göre çıkmaz veya uçurum, AB yolunda, uslu uslu, uyum uyum. neden devam ederiz ? Babacan ve ekibi neden havanda su dövemeye devam ederler?
BİRAND HİDAYETE Mİ ERDİ?
Mehmet Ali Birand’ın hayranı hiç değilim; hemen her yazısı, her konuşması, beni ifrit eder, adrenalimi yükseltir. Ama son yazısı, benim düşüncelerimle denk düştü… Bugüne kadar, AB’ye tutkun olan Birand, galiba hidayete ermiş; uluslararası. İlişkilerde, dürüstlük, ahde vefa gibi şeylerin olmadığını, verilmiş sözlerin geçerli olamayacağını ve sadece çıkarların geçerli olduğunu yazıyor, ”dün dündür bugün bugündür “ diyor…
İngilizce; “Good Mornıng”veya Rumcası “sabahın kalimera”! Bunun böyle olduğunu biliyorsun da şimdiye kadar, Türkiye’nin kaderini neden, sadece kendi çıkarlarını düşünen Avrupalılara emanet etmeye razı oldunuz? Kıbrıs konusunda, Rum-Yunan –AB oyunlarını görmeyip Rauf Denktaş neden “çözümsüzlükle” suçladınız, “verelim kurtulalım “diyebildiniz? ANNAN planına göre, sonunda - TSK’nin Adada bir manga dahi bulunduramayacak, , Rumların tekrar Kuzeye hakım olacak ve Türk varlığı ve KKTC de sona erecekti.
AKP hükümeti, bunları bildiği halde, AB hayali uğruna, plana neden EVET dedirtti ve Denktaş’ı çözümsüzlükle suçladınız… Ama, AB, Kuzeyin izolasyonunu kaldırmak vaatlerini yerine getirmeyince “ahde vefa” ilkesi aklınıza gelmedi mi? Birand, şimdi, AB’deki, üye ülkelerdeki izlenimin, Rumlara hak verilmesi, KKTC’nin isteklerinin göz ardı edilmesi yönünde olduğunu ve Papadopulos’un, KKTC'yi bitirmek politikalarında devam edeceğini, Türkiye’nin de “ çıkmaza” girdiğini söylüyor. Tabii, asıl çıkmaz sokak AB süreci!
ÇÖZÜMSÜZLÜK KİMDE?
Kıbrıs konusunda asıl çözümsüzlük kimde? Gül gibi eylem planınızı ,” dostlar alış verişte görsün” nevinden bir hamle olduğu muhakkak… Ancak bir kısım medyamız ne kadar da sığ? ’ İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw Kuzey Kıbrıs’ı ve KKTC Başkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyaret edince bundan ne ahkâmlar çıkarıldı! Bunun da.”dostlar alış verişte görsün, ağzımıza bir parmak bal çalmak” olduğu belli idi: Straw da açıkça, KKTC “ sözde” devletinin , “sözde” Başkanını ziyaret etmesi “jestinden” başka anlam çıkarılmamsı gerektiğini ve Türkiye’nin, KKTC’nin beklemeden limanları ve hava alanlarını açması gerekeceğini i hatırlattı Ama ne jest!
Hem İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki “ sicilini” ve konumunu” biraz irdelemek gerek, .1878 de Osmanlının zaafından bilistifade, Kıbrıs’a konan ve sonra da yerleşen İngiltere’nin Büyük Savaş’tan sonra, adayı terk ederken, Rumlarla Türkleri biri birlerine düşürdüğü de unutulmamalı. Hem de, Türkiye’nin stratejik yollarına egemen olan Kıbrıs’ın, ülkemiz için önemini ve TSK’nin adada kalmasını sorgulayan yarlı ve yabancılara somak lazım; İngiliz üsleri neden orada var?
Her konuda yabancıların ağızlarına bakan, jestlerden medet uman Türkiye, acaba kendi öz çıkarları ve haysiyeti gereği Kıbrıs’ı vilayeti olarak ilhak edemez mi? “Konjonktür müsait değil” diyorlar… Bir bakıma doğru da; Tarih boyunca “Konjonktür” Türkiye’nin var oluşu için ne zaman müsait oldu ki, şimdi “konjoktürel” politikacılar iktidarda iken nasıl müsait olur ?