20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Büyük gözaltı

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bazı gazetecilere herhalde "övünmek gibi olmasın" dercesine -postmodern Bastil- Silivri cezaevini ve buradaki -iyileştirmeleri- kolaylıkları göstermiş.

Türkiye ve belki de dünya tarihinde savaş dönemleri hariç, bu kadar asker sivil esir kamplarına tıkılmamıştı. Çetin Altan'ın "70'li yıllar" hakkında yazdıklarını fersah fersah geçen bir "Büyük Gözaltı". Guinness rekorlar kitabına geçecek bir rekor bu! Erdoğan, Bakanı ve yalakalar ne kadar övünseler yeridir. AKP iktidarının "Muhteşem On Yılında" neler yaşanmadı ki?.. Balyoz, Ergenekon, Kafes, Andıç vb.. bu davalarda, Genelkurmay Başkanı, orgenerallerden astsubaylara kadar çok sayıda asker tutuklu! Şimdi Türk Ordusu'nun emekli veya muvazzaf, halen görev başından cezaevlerine sokulan komutanları, oralarda plastik leğende çamaşır yıkıyorlar, orada tutuklu aydınlar ve gazetecilerle ortaklaşa!..

***

Adalet Bakanı, kılavuzluğunu yaptığı "turistik gezide" işte bu şartlarla iftihar ediyor.. Tasası bu acı manzaralara son vermek, hiç olmazsa tutukluluk sürelerini kısaltmak değil, içeridekilere "konfor"(!) sağlamak! Adeta savaşlarda Cenevre Konvansiyonu şartlarının yerine getirildiğini kanıtlar gibi...

Adalet Bakanı "Keşke bunlara ihtiyaç olmasaydı" demiş... Artık mola süresini çok aşan "ihtiyaç"ın kaynağı nereden ve kimlerden? Bu kadar uzun tutukluluk hangi savaşta harp esirleri için görülmüştü?

Şu sırada, TBMM'de bir komisyon "darbeleri" araştırıyor... Aslında araştırılması ve ders -ibret- alınması gereken, bu askeri müdahalelerin sebepleri, komutanların bu müdahalelere neden ve nasıl zorlandığı! Bundan sonra da tekerrür etmesin diye, düşünmeleri gereken de budur!

Bir de Sincan var... 28 Şubat "sanıklarını" o sürecin başlangıcı Sincan'daki cezaevine koydular. İnşallah, "intikam almak" için değildir!

***

Cezaevinin iyisi olmaz. 27 Mayıs, emir-komuta zinciri dışında bir "cunta" tarafından icra edilen gerçek bir "darbeydi". Cumhurbaşkanından polis neferine kadar beşyüzden fazla insanın tıkıldığı Yassıada'da şartlar çok daha kötüydü; yatan bilir! Fakat yakında bazılarının yıldönümü kutlayacakları o darbeden sonra kabul ettirilen 1961 Anayasası sonraki olaylara, terör olaylarına zemin hazırladı ve kaynatılan "cadı kazanından" PKK ve Apo çıktı. Şu sırada hatırlamakta yarar var!
Ordunun çoğu komutanları esarette iken PKK ile mücadele ve Suriye'ye müdahale nasıl yapılacak?

Bunca "dost" ateşinden sonra, ordumuzda moral kalmışsa, bu da çağımızın mucizesidir.

***

Başbakan Erdoğan dış seyahatlerinde tutuklu gazeteciler hususunda sorulan sorulara "Onlar gazeteci değil, terörist" diye cevap veriyor... Bazıları beş yıla yakın içeride olan meslektaşlarımız hakkında mahkemeler daha karar vermemişken "tek adamımız", hükmünü vermiş; gerçekler onu ilgilendirmez!..
 

Yayın Tarihi : 14 Mayıs 2012 Pazartesi 09:24:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
K. Mükremin BARUT IP: 78.162.228.xxx Tarih : 15.05.2012 22:07:43

"Şu sırada hatırlamakta yarar var! Ordunun çoğu komutanları esarette iken PKK ile mücadele ve Suriye'ye müdahale nasıl yapılacak?"  Sayın yazarın bu cümlesinin çok ince bir mizah içerdiğini düşünüyorum. Ordular mücadele ve müdahale etmez. Parlamento karar alır ve ordu emir komuta zinciri içinde bu işleri gerçekleştirir.  Türkiye Suriye'ye girerse yüz senede çıkamaz. PKK ile mücadeleye gelince, otuz senedir seyrettiğimiz bu tiyatroda tek bir adım bile ileri gidilemez. Yine yoksul Kürt ve Türk gençleri ölür. Yine ana ve babaların yüreği yanar. Otuz yıldır süren bu düşük ölçekli ve bir o kadar da kirli savaşın verdiği insan zayiatı ve yarattiği maddi kayıpları düşünen bir insan hala askeri müdahaleyi savunabilir mi?

Artık yeter. "Edi bese" anaların ciğeri yanmasın. Bu kan dursun. Bu işte tarflar kimse bir araya gelip anlaşsınlar.

Suriye'ye müdahale ve Kürt sorununu eski usullerle çözmeye çalışma çabası, AKP'nin sonu olur. Sayın yazar bu gazı vermeye çalışıyorsa kendince iyi yapıyor sayılır. AKP kaybeder. Bu doğru.  Ama beraberinde ülke de kaybeder. Saygılarımla.K. Mükremin BARUT


K. Mükremin BARUT IP: 78.162.228.xxx Tarih : 14.05.2012 11:54:39

KOPMAMAK ELDE DEĞİL. Pek çok doğru tespitten sonra; "Bunca "dost" ateşinden sonra, ordumuzda moral kalmışsa, bu da çağımızın mucizesidir." diyor sayın yazar. Bu ülkenin tek ve en önemli hadisesi ordunun morali midir. Allah aşkına sayın yazar bir kerede milletin moralini sorunuz.

İşte Jakobenizim budur. Varsa yoksa devlet elitlerinin morali ve konumlarının iyi olmasıdır. Çünkü "onlar milletin yerine ve onun adına iyi olanı düşünürler"

Milletin morali kötü. AKP kantarın topuzunu ziyadesi ile kaçırdı. Başbakan çıldırmış durumda. Tek din, tek dil diyor. Sistem Hitler faşizmini aratmayacak noktaya evriliyor. Uluderede askeri jetler tarafındab bombalanarak öldürülen gençlerin hesabını veren yok. Barış diyordu, açılım diyordu. Şimdi kendisinden önceki hükümetler gibi savaş ile ile çözüm üretmeye çalışıyor. Kaderi de onlarla aynı olacak.Saygılarımla.K. Mükremin BARUT