Önceki gün19 Mayıs'ta, Türk halkı -gençleri- Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı günün 93. yıldönümünü AKP Hükümetinin ve Başbakan Erdoğan'ın Atatürk'ü ve eserlerini milletin hafızasından silmek gayretlerine ve planlarına rağmen bütün yurtta vakar ve coşkuyla kutladılar. Ve herhalde 93 yıl önce o günlerdeki "durumun" bugünlere ne kadar benzediğini hatırladılar. Bu kutlamalar Erdoğan'a bir meydan okuma idi.
19 Mayıs 1919 günü, sadece Türk ulusu için değil, tüm mazlum uluslar için ulusal kurtuluş ve bağımsızlık yolunda ilk adımın atıldığı tarihi bir gündür ve hafızalardan kolay kolay silinemez. Bu vesileyle Can Dündar, "İşte 19 Mayıs böyle kutlanır" diye bir yazı yazmış. Söyledikleri Erdoğan'ın bu konudaki muradı ile örtüşüyor. Anlaşılan o da "19 Mayıs ruhu"nun anlamını pek anlamamış. Kendisine dostane bir açık mektup yazdım:
***
"Sevgili Can oğlum; bilirsin seni öteden beri hem severim hem de kızarım. Bilirim ki sen ötekiler gibi değilsindir. Mustafa Kemal Atatürk'ü bir bütün olarak seversin ve Cumhuriyetine bağlısındır... Ancak anlaşılan; Mustafa Kemal'i, devrimlerini, dönemini pek anlamamışsın! Onu sevmeseydin "Mustafa" belgeselini yapar mıydın ve içindeki Atatürk sevgini o dramatik üslubunla yansıtır mıydın? Ancak bu belgesel gösterime girince de yazmıştım; O'nu "Yalnız adam" diye gösterip, adeta ruhi bir sıkıntısı olduğunu ima etmiştin... Oysa, Atatürk'ün böyle bir derdi yoktu ve hiç de "yalnız" olmadı.
19 Mayıs vesilesiyle yazdığın son yazında "İşte 19 Mayıs, böyle heyecanını çoktan yitirmiş bir bayramın köhnemiş ritüelleri gibi kutlanırdı", diyor ve sanki bu kutlamalara "âyin", Atatürk'ün hitabelerine "ayet" diyen AKP Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e arka çıkıyorsun. 'Zafer ve Cumhuriyet Bayramlarında' askeri geçitler yapılmasını "faşist özentiler" sayanlarla adeta aynı kafadasın!
Yazında, 1995'in 19 Mayısındaki bir yazını hatırlatıyorsun... O yazında da gençlerimizin bu bayramlarda "Her Türk asker doğar" diye geçit yapmalarından şikayetçi olmuşsun. "Doğumda meslek seçimi serbest bırakılsın" diye yazmışsın. Oysa, "Her Türk asker doğar" palavra değildir. Ülkemizde şükürler olsun, gençler askere "davul zurnayla" gidiyorlar. Bu heyecan, bu ruh ve bu sözler Türk Milletini diğer milletlerden ayıran, ülkemizi bugüne kadar koruyan "asker millet" olmamızın ifadesi idi. Tabii ki insanlar gerçekte meslek ve yaşam tercihlerini -cinsel tercihlerini de- doğduktan sonra kendileri yapıyorlar!
Can; iyi niyetinden şüphe etmek istemem ama yazdıkların Erdoğan'ın tüm söyledikleriyle aynı; galiba bazı illetler bulaşıcı!
***
Son yazındaki bir diğer öge daha da düşündürücü. Bazı tarihi gerçeklerin, gençlere öğretilmediğini söylüyorsun. Mustafa Kemal Atatürk düşmanları, Cumhuriyet karşıtları öteden beri, Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşını tek başına yapmadığını, Mustafa Kemal'in mücadeleye kendisiyle birlikte başlayanları, başta Kazım Karabekir Paşa olmak üzere hepsini tasfiye ettiğini iddia eder. Aslında aklı başında ve yakın tarihi doğru bilen kimsenin böyle bir iddiası da yoktur. Atatürk hiçbir zaman "Ben" dememiş, hep "Biz" demiştir. Mücadele ve silah arkadaşlarını hiç inkar etmemiştir. Bazıları O'nu inkara kalkışana kadar!
Oysa hakikatleri bilen biliyor. Öğrenmek isteyenler de çoktan öğrenmişlerdir! Halide Edip Hanım'ın Sultanahmet'teki "Kara Gün" konuşmasını unutmuşlarsa bu kimin kabahati?
Tarihten öğrendiğimiz bir şey de; devrimleri yapanlar sonra hırsları yüzünden biri birlerine düşerler. Bu "devrimlerin" tabiatındandır. Bizdeki "hesaplaşmaya" da haset ve kıskançlık sebep olmuştu.
Bu "hesaplaşmanın" kahramanlarından veya mağdurlarının önde geleni Rauf Orbay, yıllar sonra apartman komşuluğumuzda bizzat bana söylemişti; "Mustafa Kemal haklıydı. Galiba bizler O'nu anlamadık ve çekemedik" diyecekti!
Mustafa Kemal Atatürk eserini, devrimlerini, çelmeyenlere hatta iktidarı tekrar ele geçirmek ve hilafeti geri getirmek isteyenlere rağmen başardı.
***
Can yazında diyorsun ki; "Bayramlarda Cumhuriyet haki renk bir kılıkta yürüyordu..." Doğru. Kurtuluş Savaşında ve şimdi Türk Ordusu, "Kanı ve İrfanıyla" olmasaydı bugün Türkiye'de sen nerede olurdun?
"Pişmiş aşa soğuk su katmanın anlamı yok" diyeceğim ama şu sıra çok anlamı var... Mustafa Kemal'i hakikaten seviyorsan, şimdi aleyhine kaynatılan cadı kazanına körükle gitme. "Pişmiş aşa, kevgirle su taşıma" sevgili Can!.."
son yıllarda GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,e ve ONUN KURMUŞ OLDUGU ŞANLI TÜRK ORDUSUNA SALDIRMAK VE KARALAMAK ÇOK GUZEK PIRIM YAPMAKTA SAYIN CAN DUNDARDAMI BU YOLU SEÇTI BILMIYORUM AMA ONA ONUN KALEMINE HIÇTE HIÇMI YAKIŞMADI PKK.NIN HAKLARINI SAVUNMAK ATATURK VE TURK BAYRAGINA BIRLIK BEREBERLIYINE HAKSIZCA SALDIRILAR BAZEN NOBEL ÖDULUDE GETIRMEKTEDIR ORHAN PAMUK GIBI AMA BU ÖDULU BU ŞEKILDE ALMAK NE KADAR YAKIŞIK ALIR ONUDA BEN BILMIYORUM TURKLUYE ATATURKUE BAYRAGA VE SILAHLI KUVETLERIMIZE DIL UZATANLARI KINIYORUM AYRICA BU ULUDERE ULUDERE KATLIYAMI DIYE BIR ŞEY ICAT EDENLERE BIR ŞEY SORMAK ISTIYORUM BU ULKEDE BINLERECE KINALI KUZULARIMIZ MEHMETCIKLERIMIZ ŞEHIT OLDU ACABA ONLARIN HAKLARINI ARAMAK ONLAR IÇINDE BIR IKI SATIR YAZI YAZMAK HIÇMI AKILLARINA GELMEDI BU INSAN HAKLARI SADECE VATAN HAYINLERI İÇİNMİ GEÇERLI KARDEŞIM BU ULKEDE BIR ANAYASA BIR KANUN YOKMU BIZIM KANUNLARIMIZA GÖRE KAÇAKCILIK SUÇ DEYILMI BU ULUDEREDE ÖLENLER ACABA BU VATAN İÇİNMİ GITMIŞLERDI ORAYADA BIR TALIHSILIK OLDUDA SONUCU BU ŞEKILDE OLDU SU TESTISI SU YOLUNDA KIRILIR BENIM BU ULKEYE ÖDEDIYIM VERGILERDEN ONLARA ÖDENEN TAZMINATIDA HELAL ETMIYORUM ÖDEMEK ISTEYEN KENDI CEBINDEN ÖDESIN BEN BU DEVLETE HIZMET OLSUN DIYE VERGIMI ÖDEDIM BU DEVLETIN KANUNLARINA AYKIRILIK YAPANLARA TAZMINAT ÖDENMESI İÇİN ÖDEMEDIM VERENLEREDE ALANLARADA HELAL ETMIYORUM BENIM ÇOLUMUN ÇOCUGUMUN BOGAZINDAN KESIP ÖDEDIYIM VERGIYI BENIM ADIMA BIRILERININ BAŞKA YERLERE AKTARAMA HAKKI YOKTUR HELAL OLMASIN DIYORUM NOBEL ÖDULLERINIZI HAKINIZLA ALIN DIYORUM ORHAN PAMUK. ODDULU GIBI ÖDULLER BENIM IÇIN UTANÇ KAYNAGIDIR