80 yıllık can dostum Şiar Cavit Yalçın Ankara’da vefat etti… 25 Ekim doğum günü idi! Bir zamandır hasta idi -şuuru kapalıydı- son günlerde yoğun bakımdaydı… Bakıcısı vasıtasıyla sağlığını soruyordum ve bu acı sonu bekliyordum! Şiar bir bakıma kurtuldu. Ama benim canımdan can koptu... Şiirde olduğu gibi “her insan ölünce, eksiliyor insan”; ben, Şiar’ın ölümüyle çok eksildim; canımdan can koptu.
Telefonla konuşmalarımızı, dertleşmemizi özleyeceğim; Mükemmel Türkçesi vardı. Türkçeyi en iyi konuşan ve yazanlardan biri idi… Geniş ansiklopedik bilgisi vardı… Divan Edebiyatını ezbere bilirdi. Ona sık sık telefon eder “Kâmusu Şiar mı?” dedikten sonra, bilgi alırdım. Ya hemen cevap verir ya da, “Dur bakayım” dedikten sonra, muhakkak beni aydınlatırdı… Biraz çetin tabiatlıydı, çabuk kızardı. “Huysuz Virjin” diye takılırdım. Birkaç defa evlendi, ama sanırım hiç mutlu olamadı. Aile hasreti çekti!
Onu son defa Ankara’da ziyaret ettim, kucaklaşırken, ikimiz de heyecandan yere yuvarlandık… O yuvarlanış ve bu yuvarlanış!
Hazin bir öykümüz var; merhum babası eski Maliye Nazırı Cavit bey, Şiar iki yaşındayken, Babamın üye olduğu, Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından, idama mahkum edilmiş ve asılmıştı… Bundan 4 yıl sonra, 1930’da, İstanbul’daki İngiliz Okulunda, İngiliz ögretmeler bizi yan yana oturttular, ve o günden beri en yakın arkadaşız, seksen yıl dost olduk…
Anası başlangıçta arkadaş olmamızı istememişti… Babası Şiar’ı Hüseyin Cahit Yalçın’a emanet etmişti: O Aliye Hanımı ikna etti… Bizimkiler de, “Aliye Hanımın evine gitme, seni zehirler” derlerdi. Ama sonra Aliye Hanım benim teyzem oldu: Yassıada’dan tahliye edildiğimde beni bağrına bastı!
Ugur Mumcu ölümünden önce bizi yemekte buluşturmuş ve sormuştu; “Altemur’un Babası Babanın ölüm hükmünü imzaladı, Onunla nasıl dost olursun” diye. Şiar da “Babasını bağışlamam ama Altemur benim can dostum” diye cevap verdi... Asıl büyüklük onundu. Şiar Mustafa Kemal’e düşman olmadı -aksine sıkı bir Atatürkçü idi- göğsünde, Atatürk rozeti taşırdı…”Ne oluyor Atatürk’ün Cumhuriyetine?“ diye dertleşirdik son günlerde!
Sonuna kadar, Şiar’la beni, hiçbir şey; ne onun solcu- ne benim sağcı olmam bizi ayıramadı… Şimdi ölüm ayırdı.. Ama buluşmamız yakındır.
Şiar son zamanlarda, Şiarın babası Cavit Beyin mezarını birlikte arıyorduk… Şiar şimdi herhalde, onlarla buluşmuştur.. Mekanı cennet –Ruhu şad olsun! Canımdan can koptu, onu çok arayacağım!***
Modern Ceza Hukukunda İdam ceza değildir.Ama biz bunu Atatürk'ün açtığı aydınlık yolda öğrendik;darısı öğrenemeyenlerin başına.Acınızı yürekten paylaşırım Değerli Büyüğüm.
"Hazin bir öykümüz var; merhum babası eski Maliye Nazırı Cavit bey, Şiar iki yaşındayken, Babamın üye olduğu, Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından, idama mahkum edilmiş ve asılmıştı… Bundan 4 yıl sonra, 1930’da, İstanbul’daki İngiliz Okulunda, İngiliz ögretmeler bizi yan yana oturttular, ve o günden beri en yakın arkadaşız, seksen yıl dost olduk…"
Yukarıdaki satırları okurken, insanın kanı donuyor. Ben rahmetli Şiar Yalçın'ın, Maliye Nazırı Cavit beyin oğlu olduğunu, İstiklal Mahkemelerini araştırırken çok yakın bir tarihte öğrendim.
Avukatı olmayan, temyizi olmayan, aldığı idam kararları parlemento onayına sunulmayan ve hemen infaz edilen, İstiklal Mahkemeleri, bir çoğu düzmece kurgularla oluşmuş eylemleri şiddetle cezalandırmıştır. Muhalefeti susuturmak adına eski İttihat Terakici Cavit beye ve onun gibi günahsızlara kıyan mahkemeler vebal altındadır.
Muhtemelen rahmetli şair; iki yaşında iken babasını kendisinden koparan sistemle barışık gitmemiştir. Gerçek demokrasi geldiğinde, bu mahkemelerin haksız yere ipe gönderdiği insanların, itibarları iade edeceklerdir. Cavit beyin itibarı iade edildi mi bilemiyorum, ama keşke Şiar bey, ölmeden önce böyle bir şeyi görebilseydi.