16. yüzyıl İngiliz şairlerinden John Donne, bir şiirinde, “hiç kimsenin tek başına bır ada olamaz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor diye sorma- senin için çalıyor!” ”.demiş!
Türkiye de, hiç kimse “tek başına ada değil; Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu sorunlardan kendimiz soyutlayamayız: ve su sırada tehlike çanları devamlı , “bizim” için, ”benim” için çalmakta! Umuyoruz ki, şimdi, 30 Ağustos’ta, .TSK’deki radikal komuta değişikliğiyle, “kara haber çanları”, Cumhuriyetin. Dışarıda ve içerdeki bütün çeşitli düşmanları için çalacak.
Enteller. —aydınlar, liboşlar, tahmin ettiğim gibi, emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ü- yöntemlerini, çok özleyecekler, hatta özlemeye başladılar bile’ .
Hasan Cemal, onlara tercüman olmuş; Paşanın “AB kavşağına gelindiğinde, -Kıbrıs konusunda, “ kritik” bir kavşakta, Özkök Paşa’nın Genelkurmay Başkanı olması büyük bir şanstı” diyor. .Özkök’ün basireti sayesinde ,”TSK’nin engeli olmadan” , uyum yasaları geçirilmesinin. , bazı yasalar n değiştirilmesinin,. “Kürtçe çerçevesinde” bazı adımlar atılmasını ve MGK’nın “sivilleştirilmesinin,. onun sayesinde olduğunu yazıyor ve “ böyle bir kritik dönemde, ya Genelkurmay Başkanlığında Hüseyin Kıvrıkoglu. Aytaç Yalman. Şener Eruuygur paşalar olsalardı, işler öyle tıkır tıkır yürür müydü?” diye soruyor. Hasan Cemal’in,ve gibilerinin, Özkök Paşa’ya övmek için bu sıraladıkları. , aslında, kendi, .gafletten öte ihanetlerinin kanıtı, Hayır, kesinlikle yülümezdi Hasan! . Kıvrıkoğlı, Karadayı, Eruygur Paşalar olsalardı, hiç şüphe etme ki. Özkök Paşa ıle AKP iktidarı arasında uyum ve “AB süreci , “tıkır tıkır” işlemezdi. Ama , Türkiye bugünkü duruma, ucu açık ve şaibeli AB sürecine sokulmazdı. TSK’ni etkisiz hale getirmek çabalarına gereken cevap verilirdi, .
PKK ile mücadelede, “insan hakları. Ve Demokrasi” uğuruna, ABD’nin “Koordinatörü” General Ralston’un arabuluculuğuyla ,“masaya oturtularak PKK veya “vekilleriyle” “siyasi barışçı çözüm” aramak kertesine de getirilmezdik. PKK’yı, nerede olursa olsun inlerinde vurmak için, ABD’den, AB’den icazet beklenmezdik! Kendi eşkıyamızı halletmeden önce, askerimizi Lübnan’a yollamaya kalkışmazdık.
BİZ -BİZLER
Evet, bizler, sağlı, sollu ulusalcılar, milliyetçiler, Kızılelmacılar, Denktaşgiller vb gibi “Özkök döneminde, işlerin AKP-Özkök uyumuyla, , iç ve dış hasımları yararına, “ tıkır tıkır” , fakat TC’nin, var oluşuna ve milli çıkarlarına karşı, fıkır fıkır işletildiği dönemde, ,Türkiye'nin ”tek” ihtiyacının - , askerliğin ruhuna, işlevine ,gereklerine ters ” demokratik- liberal” anlayışıyla, ” demokrasi” olduğunu söylediği için, Özkök k Paşa’yı -sevmedik” demek biraz fazla olur ama- ona pek ısınamadık! Fakat yeni Genelkurmay Başkanını, hele son mesajlarından dolayı, daha çok seviyoruz. Çünkü, özellikle şu sırada ülkenin en hayatı meselesi- tek ihtiyacı- ,PKK, bölücülük ve irticayla mücadele etmek,. ve “üniter- ulus devleti korumak! ”
Bugüne kadar ““Tıkır tıkı işletişmiş olanlar”, hep hasımlarımızın, amaçlarıyla Mustafa Kemal’in deyimiyle “tevhit” edilenler. AB’nin, ucu açık ve meçhullerle dolu yolunun sonu. Üniter, Ulus devletin düşürüleceği uçurum. Annan Planı, Rumların "hayır" demesi olmasaydı da geçse idi ne olurdu? Denktaş'ın yerine, İşbirlikçi Talat geldi de ne oldu. Hala Annan Planın hortlatılmasından yani KKTC’nin yok edilmesi planında medet umanlar var. Ve PKK’ya karşı Türkiye’yi, Bölücülerle "masaya" oturtmak isteyenler de! O makamda şimdi Özkök Paşa olsa. bölücülerle masaya oturtulmaya, gene “Kuzey Irak’taki yeni realiteleri kabul etmek” gerekir” diye, muhtemelen razı olurdu, .
Evet, bizim. “Bizlerim”,. şu tehlikeli kavşakta, umudumuz yeni Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyük Anıt..KKK Orgeneral İlker Başbuğ ve takımları..”Vurduklarında hasımları oturtacak Paşalarımızı çok seviyoruz!
Ormanlarda, kentlerde PKK sabotajları neden arttı? : PKK organları açıkça itiraf ediyorlar; maksatları, Türk halkını bezdirmek, siyasi çözüme dünden razı iktidarın ABD'nin n istediği gibi, “masaya” oturmasını sağlamak! Yeni dönemde,, tabii bu mümkün olamayacak, çünkü Büyükanıt ve Başbuğ paşalar, ,bölücülerle, PKK ile ancak kuvvetle mücadele edileceğini, açıkça söylüyorlar. AB ve ABD'nin “siyasi çözüm” baskılarının anlamı , yabancı devletlerin, kökenleri, eskilere, 1919’a dayanan “Büyük Oyunlarının”, ABD “Büyük Orta Doğu projesiyle” özdeş, 1960’larda sahneye konan – ve her halde Özkök Paşanın da malûmu olan- son perdesini yarınki yazımda açacağım!
Yayın Tarihi :
31 Ağustos 2006 Perşembe 01:01:01
Güncelleme :30 Ağustos 2006 Çarşamba 14:19:10