Bu yazıyı yazarken, İmralı’dan, “Olemp” dağındaki “peygamberden” gelecek sesi bekliyoruz. “Kıyameti” koparacak mı, yoksa tehir mi edecek?.. Ondan, yeni bir vahiy mi “yol haritası mı nazil olacak?
Türkiye’nin, seçim sonrasında vasıl olduğu son nokta bu; yıllardan beri yaşanan gaflet ve ihanetlerin neticesi! Eğer, uyanmazsak, Mustafa Kemal’in eseri, ilkeleri ve Cumhuriyeti yavaş değil, süratle tasfiye edilecek… Hiç şüpheniz olmasın!
**
Bir gazetede iki anlamlı fotoğraf karesi vardı: Biri, Hitler Mussolini ve adamlarının “Balkon” manzarası… Erdoğan’ın Balkondaki “Tek Adamlığının” güç gösterisini hatırlatıyor!.. Diğer kare; Erdoğan’ın çalışma odası. Bu karede, Mustafa Kemal’in “kalpaklı” resminden başlayarak, Erdoğan’ın şifreleri var…
**
12 Haziran “zaferinden” sonra televizyonlarda AKP’nin seçim şarkısı, bu sefer teşekkür mahiyetinde, çalınmakta…”Bir daha - bir daha” nakaratıyla… Padişahın oğlu, yeni şehzade doğmuş, adını ”Orhan” koymuşlar… Şair Eşref bunu işitince “Vay halimize, biz bitti derken, yeniden başlıyor” demiş!.. Evet vay halimize!
**
Seçim sonralarında neticenin analizleri yapılır, galiplerin -galibiyetin- “anatomileri” ve sonra yapacakları konuşulur. Ve de mağlupların kadavrası üzerinde “otopsi” teşrihi yapılır… Kaybeden partilerde, hezimetin suçlularını aramaktan başlayarak yeni bir Başkanlık, yönetim mücadelesinin başlaması kaçınılmazdır…
Şimdi, CHP’de de bunların olması kaçınılmaz! Bazıları “şimdi sırası mı?” diyorlar… Kampanya esmasında uyarıların zamanı idi, ama CHP’de Kılıçdaroğlu ve ekibine eleştirinin zemini değildi; Partiye zarar verecekti... Ancak, şimdi, hezimeti teşrih etmenin, Kılıçdaroğlu ve ekininden hesap sormanın tam zamanıdır!.. Şimdi değilse, ne zaman?
Ana Muhalefet Partisi öz eleştiriden öte, “öz tasfiye” yapmalı ve CHP kendisine Mustafa Kemal’in “Müdafaa-ı Hukuk-Kuvvay-ı Milliye “ kökenine dönmelidir! Cumhuriyet Halk Partisinin kurucularından biri olarak bunu istemek benim de hakkım!
Hatırlatalım: Bu köken özetle şudur: “Atatürk ilkelerinin ve devrimlerin savunucusu, laik, sosyal demokrat, ülke bütünlüğünden yana, bölücülüğe karşı çıkan, dinimize saygılı, ancak dinimizin siyasete alet edilmesine karşı çıkan bir partidir.” Kılıçdaroğlu ve ekibi bu “mirası” reddedemezler!..
CHP, bazılarının umduğu gibi bundan sonra Erdoğan’ın “Yeni Anayasa” tuzağına düşmemeli ve... AKP uydusu olmamalıdır!..
**
Baykal’a kaset komplosunun faillerinden şüphe etmişimdir.. . Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçilmesinden sonraki söylem ve siyasetinden şüphe ettim; kendisi hakkındaki “Mülahazat hanemi” açık bıraktım. Ama “hane” doldu… Kılıçdaroğlu CHP’nin “eksenini kaydırmaktan” öte partinin Atatürk milliyetçiliğini göstermesi gereken pusulasını şaşırdı... Yönetime “kimlik ve kişilikleri, kökenleri ve fikirleri de şaibeli kişileri” getirdi... Atatürkçüleri tasfiye etti... Bunun miladı da, “Dersim” konusunda, Atatürkçü Onur Öymen’e karşı gösterdiği hırstı, hıncını onu aday göstermemekle aldı!..
Seçim kampanyası esnasında çok güzel şeyler söyledi... Ama, Atatürk’ü değil anımsatmak, bilerek ya da bilmeyerek asla gündeme getirmedi... Güneydoğu’da Türk Bayrağını göstermekten özenle kaçındı... Hiç umulmadık insanları listeye koyup milletvekili seçtirdi...
**
Diyorlar ki: “Şimdi Kılıçdaroğlu’nu eleştirmenin, olağanüstü kurultay istemenin sırası değil... Bu, Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürer...” Ama Kılıçdaroğlu, bu yağları çoktandır sürdü!.. Artık CHP’de yönetim değişikliği yapmanın sırasıdır. Zaten bu talep muhakkak CHP’nin inançlı, Atatürkçü ve sağlam temelinden gelecektir... Evet “Şimdi değilse, ne zaman?..”
Kılıçdaroğlu pusulasını daha fazla şaşırıp AKP’nin Anayasasına ortak-uydu olduktan sonra mı?!! “Demir tavında dövülür”...
**
Sevgili kardeşim Mustafa Balbay lütfetmiş, Silivri “Zulüm hanesinde” yazdığı kitaplarını güzel bir mektupla, bana göndermiş... İçim sızladı... Kitapta: “Silivri Toplama Kampı-Zulümhane” - “Zulümdar”-“Düşünüyorum; öyleyse varım” - ”Kusursuz Enerji (!) Planı”… Adları ve kapakları yeter... Ama bir önemli soruyu da sormanın zamanıdır: Bu zulümlere, bu “Zulümhaneye” kim, ne zaman son verecek?..
“Dışarıda” görüşmek kucaklaşmak üzere sevgili Mustafa! ***
secim geldi gecti kaybeden kazanan oldu kazanan isine devam edecek kazanan alisila gelmisin disinda bir söz kullaniyor neden burada vekil cikmadi neden az oy aldik diye kendi kendine soruyor ve sebebini arastiriyor bu harkulade bir düsünce kazanamayanlar da neden kazanamadik diye yeni bir fikir calisma göremiyorum ama bekliyorum acaba bosami bekliyorum eski cekismeler devam mesela basta olan suclaniyor hesap ondan basliyor hesap sormak var netice ortada yok bas basligini yapamadi ya kismetinden ya sansizligindan ya oraya layik olamayasindan vs.neticede kaybeden olusundan derhal istifa etmeli yeni gelen de eski geleneklere yeni fikirlerini ekleyerek gelmeli caga zamana ve gelecege partilileri ve partiyi ayar etmeli rakibinin kuvvetini gücünü hesap etmeli kendi aralarinda hesap lasmayi birakmali rakibini gececek veya ondan üstün olacak islere bakmali bunuda millete anlatmali millet daima iyini iyisini ister daha iyisini bulur onu alir bulmassa iyi bildiginde kalir durum simdilik bu iyi cikti sandik birde baktik elimizdeki daha iyi orda kaldik onun icin uzun lafin kisasi yeni si ve iyisi gelsin bak bu milleti gör son söz yeni ve iyi biz bekliyoruz kaybeden lerde bunu yapmali ugras vermeli yeni geldimi iyi ise zaten önceden belli oluyor bak:secimden önceki analizlere bir iki puan sasiyor ama is kacmiyor ata sözü: adam olacak pokndan bellidür da bu adami bir dahaki secime kadar bulun da bulmassaniz milet ne yapsin öyle ya biz misafiriz önümüz ne gelirse onu yeriz dört yil sonra yine misafirlige gelecegiz bakalim ne yaptniz misafir perferliginizi görecegiz
BEYHUDE HEZEYANLAR: Üstad Altemur Kılıç, Kılıçdaroğlu'nun ipi çekilsin diyor. Hem de; "Hemen şimdi." çığlıklarıyla.
Neden mi? O bir halk çocuğu. O bir alevi. Hiç dillendirmese de o bir Zaza/Kürt. Üstad jakoben gelenekten geldiği için bu tür "AVAM" insanlara itibar etmez. Umudunu Kılıçtaroğlu'nu devirecek ve dipten gelecek derin bir dalgaya bağlamış görünüyor. Ama hepimiz biliyoruz ki bu derin dalganın silahşörleri; yetmişini çokdan devirmiş Baykal ve Sav. Ha, az kalsın unutuyordum. Gençlerden ve kadın kotasından Baytok'u da mutlaka yanlarına almalılar. İŞTE KILIÇDAROĞLUNUN TOZUNU DUMANINI ATTIRACAK EKİP.
Ya sonrasında?
Üstad Altemur Kılıç'a bakılırsa gelecek olan bu ekip, CHP'yi "Mustafa Kemal’in “Müdafaa-ı Hukuk-Kuvvay-ı Milliye “ kökenine dön..." dürecektir.Ne beyhude bir hayal. Günümüzün normatif değerleri değişmiş. Bunu Sosyal Demokrat bir parti olma iddiasında olan CHP yerine muhafazakar bir parti olan AKP yakalamış. Bu trend üzerinde güçünü ve oylarını artırarak yoluna devam ediyor.Kılıçdaroğlu gitse ne olur? Kalsa ne olur. CHP çağdaş ve demokrat bir çizgiye kendini taşımadan bir gıdım ilerlemez. Kaldı ki "Müdafaa-ı Hukuk ve Kuvvay-ı Milliye" ruhunu şiar yapsa, gerisini siz tahmin edin. K. Mükremin BARUT