Mâlum Taraf gazetesi, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in seçimlerden sonra, DTP’nin Iğdır’da seçimi kazanmasını değerlendirmesini, “Kürt seçmene zehirli çiçek” manşetiyle verdi. Çiçek: “Ermenistan sınırına geldiler. Türkiye’nin güvenliği açısından dikkatle bakılmalı... Türkiye’nin belirli bir bölgesinde DTP’den başka parti kalmadı. Iğdır’ı aldılar, yani Ermenistan sınırındalar” demişti ve çok da haklıydı. Bu tespite, ben de “mim” koymuştum. Iğdır gibi Azeri kökenli Türkler’in bulunduğu bir vilayette DTP’nin kazanması Türkiye’nin güvenliği açısından üzerinde durulması ve “ders çıkarılması” gereken bir vakıadır!
Amma; malumlardan Yasemin Çongar’la Kandil Dağı’na gidip PKK eşkıyası başıyla geceleyen, “mâlum” Ahmet Altan, Cemil Çiçek’e sataşıyor, Türkiyeyi Türkler ve Kürtler diye bölüyor iddiasıyla! AKP’nin Kürt milletvekilleri Çiçek’e “Belediyenin güvenlikle ne alakası var?” diye tepki göstermişer. DTP’liler ise “Aydın’da, Mersin’de de belediye aldık, bu da tehlike mi?” diye soruyorlar. Evet, dahasını söylüyorum. Batıda ve diğer bölgelerde artan Kürt nüfusun “oyları” üzerinde de durulmalıdır!
Türkiye’yi getirdikleri bu ortam ve şartlar da artık “tehlike” oldu! Bir zamanlar Kürt vatandaşlarımız Türkiye’ye yayıldıkları, yüksek mevkilere geçtiklerı için sevinirdik! Ya şimdi?.. Bunun sorumluları kim?
SUÇ KİMDE
Bu endişeler acıdır, ama suç bizde değil, Türkiye’yi Kürt - Türk diye bölmek için ellerinden geleni yapanlardadır. “Dinimize dahledenler bari müselman olsalar” Bizler, bu ülkede yaşayanları, etnik kökenleri ne olursa olsun, Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” kavramında birleştirmeye çalışmışken, “Kürtlerin hakları... Kürtçe eğitim... vb” diye yırtınanlar Altan ve şürekası değil miydi? Nihayet milliyetçi slogan dedikleri “Ne mutlu Türküm diyene” sözü dağlardan silinecek diye manşetlere bayram eden Taraf gazetesi değil miydi?
Sorarım, onların bu ülkede yaşayanları hiçbir ayırım yapılmaksızn birleştirecek önerileri nedir? TRT ŞEŞ mi, yoksa TC Cumhurbaşkanının ağzından kaçırarak ima ettiği gibi ,Türkiye Kürtlerinin de Kuzey Irak’taki Kürtlerle “Kürdistan’da” birleşmeleri mi?
Evet “Iğdır” tehlikenin bir işaretidir; Cemil Çiçek tehlikeyi fark etmiş ve söylüyor. Ama Türkiye’yi idare edenler asıl tehlikenin farkındalar mı ve sonunda Türkiye’yi bölecek olan “Kürt sorununun”, Talabani ve Barzani’nın yardımı, “Obama+ABD” formülüyle PKK’nın da katılacağı “barış konferansında” çözüleceğine inanıyorlar mı? (PKK ancak Barış Masasına davet edilirse, genel af çıkarılır ve APO da affedilirse silahları bırakacak) Buna inanmak için gafilden öte bir şeyler olmak lazım!
DARBELER VE SIZMALAR
İddianamelerde “darbe” delillerinden geçilmiyor... Kimsenin, Genelkurmayın gizli toplantılarının ve belgelerinin, fotoğraflarının dışarıya kim ve kimler tarafından nasıl sızdırıldığı üzerinde durduğu yok! Asıl ihanet, asıl suç bu; Türk Ordsunun ve devletinin gizli belgeleri, toplantıları böyle, dış düşmanlara da iletiliyorsa vay halimize!
“Sızdırmaktan – sızmaktan” söz açılınca Melih Aşık’ın bir tespiti denk düşüyor: akla geliyor: “Taraf gazetesinde “Apolitika” adlı köşeyi iki emniyet mensubu yazıyor... Bunlardan Önder Aytaç, Polis Akademisi’nde öğretim üyesi, Emrullah Uslu ise 2001 yılında yüksek lisans için ABD’ye gitmiş bir daha dönmemiş emniyet amiri statüsünde memur... Fethullah Gülen cemaatine yakınlıklarıyla bilinen ikili”…Bir de gene Polis Akademisi Öğretim Üyesi İhsan Dağı var.. O da Cemaatin “amiral gemisi” ZAMAN’da köşe yazarı. Tesadüf mü yoksa Emniyete “Akademik sızmamı?
NİFAK VE
Önceki akşam Cemaatin TV kanallarından birinde Hoca Efendinin Amerika’dan vaazın dinledim… İslam dininin vecibelerinden söz ederken “birliğin şart olduğunu” “nifak sokmanın” günah olduğunu söylüyordu. Öyleyse organ, Zaman Gazetesinin Allahın günü, Ergenekon sanıkları arasına nifak sokmak-mesela İlhan Selçuk’la Mustafa Balbay’ı biti birbirlerine düşürmek çabalarına ve bizzat Hoca Efendinin rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazası hakkında şüphe tohumları atmasına ne demeli?***