Dünyamızda çifte ölçüler egemen; bunun son kanıtı, nükleer güç ve silahlar konusundaki gelişmeler… İran’ın nükleer silahlar üretmek çabalarına karşı, BM Güvenlik Konseyi önlemler almaya hazırlanıyor, ABD de bu “tehlikeye” karşı “önleyici bir vuruşu” düşünüyor.
Washington bu tehlike hususunda duyarlı olmakta haklı da! Kendi gerici rejimini, dışarıya, bu arada da, Türkiye ye ihraç etmekte kararlı gözüken İran’ın nükleer bombalara sahip olması ve halen geliştirdiği uzun ve orta menzilli füzelerle ülkemizi de vurabileceği bizim için açık ve yakın tehlike. Türkiye’nin de, bir taraftan İran’la iyi ilişkilerini korurken, İran’ın nükleer silahları konusunda, duyarlı olmaktan öte, tedbirli, hatta “hareketli” olması gerekiyor. Ne var ki, ABD hatta BM, dünyada, halen ellerinde atom ve hidrojen bombalar bulunan diğer ülkelere, -bırakınız eski Nükleer güçleri,- Rusya’yı, İngiltere’yi, Fransa’ya ve Çin’i- , İsrail’e, Hindistan’a ses çıkarmıyorlar…
ABD Pakistan’ın “bombalarından” da rahatsız ama son olarak nükleer enerji teknolojileri ve belki de silahlar konusunda, Pakistan’ın hasmı Hindistan’la “stratejik” işbirliği yapıyor! Bu çifte ölçüler yumağının ölçüsü-ayıracı “bizim taraftakiler “- “ bizim tarafta olmayanlar” .”Reel Politika” bu!
TERÖRDE ÇİFTE ÖLÇÜ
Bu çifte ölçüleri, “ reel politikayı”, terörizm konusunda da görmek mümkün ; “bizimkiler” ve “ötekiler” – “kanlı teröristler- özgürlük savaşçıları”! Bu alanda da “tek ölçü” arıyorsanız, boşuna uğraşmayın: Paradoksal gerçek şudur; Her ülke için ve Türkiye için de, tek ölçü kendi milli çıkarıdır – çifte ölçüler içerse bile! Mesela Çin’e karşı bağımsızlık mücadelesi vermekte olan Uygur soydaşlarımızı, Çin devletiyle iyi ticari, ekonomik vb ilişkileri korumak uğruna, “teröristler” diye dışlayabilir ve onlardan manevi. Desteğimizi esirgeyebilir miyiz? Çeçen kardeşlerimiz için de öyle…
Ama o zaman, başkaları da, PKK ve APO’yu desteklemekte mazur olurlarmış! Zaten bu hususta bahaneler çok; ama son tahlilde ve uzun vadede Türkiye’nin, Türklüğün “milli” çıkarı nedir? Diğer büyük devletler, kendi soydaşları ve milli çıkarları için “reel politikalar” “çifte” hatta üçlü, dörtlü ölçüler uygularlar!
FEHRİYE ERDAL
Bunun hem de ahlaksızca son örneği, Belçika’nın Fehriye Erdal konusundaki tutumudur. Sözde insan haklarının şampiyonu ve Kopenhag kriterlerine göre Terörizm karşıtı olan Belçika 9 Ocak 1996 da Özdemir Sabancı’yı, Haluk Görgün’ü ve sekreter Nilgün Hasefe’’yi öldüren ve cinayeti kameralarla sabit DHKP-C Terör Örgütü mensubu ve Fehriye Erdal’ı ve cürüm ortaklarını altı yıldır, açıkça korudu. Bu bir soydaşlık dayanışması gereği değil Belçika'nın ve Adliyesinin, ahlaksız “çifte ölçüsü” ve Türk düşmanlığı idi… Şimdi Erdal’ın söz de evinde gözaltındayken kaçmasına ihmalden öte göz yumduklarından şüphe etmeyin… Bu da “Çifte ölçünün”, alafrangası!
Ama çifte ölçülerin daha garip ve vahim türleri kendi içimizde. 60’lı, 70’li yıllarda, devleti “Türkiye halkları” ve sözde Bağımsızlık, sloganlarıyla yıkmaya çalışanlar adam kaçıran polis asker kurşunlayanlar, kahraman” olarak anılıyor, fakat o dönemlerde devleti korumaya çalışanlar dışlanıyor! Sicilli Komünist, ülkemizi Sovyet Peyki yapmak için Sultanahmet Camiine kızıl bayrak çeken, Yunanistan’da, Komünist gerillalarla birlikte, milli çıkarlarımızın tam aksi Sovyet-Komünist emellerine hizmet eden, Mihri Belli, 90.yaşında adeta efsane kahramanı gibi anıldı, “eylemleri” televizyonlarda dillere destan edildi! İnşallah daha çok yaşar, ama eğer O’nun ve yandaşlarının mücadelesi başarıya ulaşsaydı, bugün nerede olurduk… Gene şu sıkmada 90.yaşını kutlayan özel “hareketli” ve girişimin öncüsü sevgili Şahap Kocatopçu ne kadar anıldı? Bu çifte-ter ölçü değil de nedir?
PINAR KIZIMIZ
Nihayet Pınar Selek!1998 Temmuzunda Mısır Çarşısının bombalanmasının “sosyolog, bocukçu” faili, suç ortağı itiraf ettiği halde hala, sekiz yıldır, yargılanmakta. Pınar tutuksuz yargılanıyor ve PKK organı ÖZGÜR POLİTİKA gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor… Bir rivayete göre de gene PKK organı, Türkiye’de yayınlanan ÖZGÜR GÜNDEM’İN n Genel Yayın Müdürü olmuş… Gelin görün ki, PKK ile bu açık irtibatına rağmen güya PKK terör örgütüne karşı çıkan, dişili erkekli liboşlar Pınar “kızımıza” sahip çıkmaktalar. Büyük ihtimalle babası eski TİP’li Avukat Alp Selek’in cerbezesi sayesinde muhtemelen beraat de edecek! Bu da “çifte ölçünün” liberalcesi!
Yargı süreci devam ettiği için fazla yazamayacağın, ama Şemdinli olaylarında başka çifte ölçüler yok mu?
Bu çifte ölçüler dünyasında Türk milleti, kendi tek ölçülerini, milli çıkar ve değerlerini. Korumak zorunda… Çok güç ama kaçınılmaz bir mücadele!
Ve son dakika. bazıları, Türkiye’nin Irak politikasında, , belirleyici unsurun “Kerkük ve Türkmenler” olmasından şikâyetçilermiş… Keşke öyle olsa ve keşke açık saçık ilan edebilsek; “Evet, bu alanda “ Çifte ölçümüz” olmamalı. Yani hem Kürdistan’a “alışmak” hem de “Kerkük ve Türkmenler!” olamaz… Milli çıkarlarımızın gereği belli!