Geççiğimiz Pazar günkü başlıca gazetelerimizin manşetleri hemen hemen hep aynı anlamda idi; Almanya seçimleri, Türkiye’nin de kaderini belirleyecek! Milli onurlarına düşkün olanlar için ne acı bir durum; koca Türk milleti ve Mustafa Kemal Atatürk’üm kurduğu TC , kendi kaderini kendisi tayin edemeyecek bir duruma düşürülmüş- gelen Avrupalı vuruyor, giden vuruyor ve bu liderler ,yöneticiler , Atatürk’ün resimlerinin duvarlarımızdan kaldırılmasını , “Kemalizm’den vazgeçilmesini” , Kürtlerin devlete ortak edilmesini istiyor ve TSK’nin etkisiz hale getirilmesi gerektiğini açıkça söylüyorlar.
Mustafa Kemal’in vizyonuyla güya aynı sayılan, “AB Vizyonu”,eğer şimdiye kadar anlamdıksa, işte budur! Başbakanın kendi itirafıyla, AB hayali uğruna verebildiğinden fazlası verilmiştir ama, en sonunda ,ve en acısı, sadece AB üyeliğini değil Türk devletini, geleceğimizi Rumlar,Yunanlılar “rehin “ almışlar. Bunu da- olayların bu safhaya gelmesinde başrolü oynayan Dış İşeri Bakanı Abdullah Gül itiraf ediyor.
Ve küçük bir “mm”; Türk tarihinin en netameli bu günlerinde çok satan Brükselci,yaltakçı medya sür manşetlerinde, Gamze Çelik’le ,kendi meşhur ettikleri zavallı bir gencin “görkemli” cenaze töreniyle ve kadınların cinsellikleriyle meşguller! Böylesine “kadere”, böylesine medya!
HEIL MERKEL
Ne yalan söyleyim Alman seçimlerinde CDU-CSU, sağ partilerin adayı Angela Merkel’in kazanmasını istiyor, umuyordum. Çünkü bu hatun ,Türkiye karşıtı olsa da, Şansölye olduğu takdirde , müzakereler başlamadan, İmtiyazlı Ortaklı statüsünü dayatarak, AB hayaline fiilen son verecekti ve ben de “Heil Merkel” başlıklı bır yazı yazacaktım; hatuna, bizim iktidarın yapamadığını yaptığı, Türkiye’yi AB boyunduruğundan kurtardığı için ’ Yaşa” diyecektim. Merkel gereken oyları alamadı ama Şansölye olup olmayacağı henüz belli değil. Ancak, ancak bizim malum medyanın, O’nun başarılı olamamasını- buna karşılık, SPD Adayı Gerhard Schroeder’in son ataklarında başarılı olmasını , öncelikle Türkiye konusuna bağlamalarına, Schroeder Türkiye yanlısı olduğu , Merkel’in Türk karşıtı olduğu için zaferi elde etmediği yorum ve iddiaları tek kelimeyle, gülünçtü… HÜRRIYET Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök’ün manipülasyonu ile ,Türk bayrağı önündeki fotografının yayınlaması gibi!
Ve bu medya ne derse desin ; Alman seçimlerinin sonucu henüz belli değildir ve “.İmtiyazlı Ortaklık” dayatması ayaktadır. Hele Fransa, Chırac tan ve sonra da Sarkozy’nin , Hollanda’nın ve diğer ülkelerin bu konuda tutumları devam edecektir.. Hem bugün Türk bayrağı önünde poz veren ve Almanya'daki Türk seçmenlere hoş görünen Gerhard Schroeder’in, bir sonraki seçimlerde, “Ne yapayım,seçmenlerim öyle istiyor” diye , tavır değiştirmeyeceği hususunda kim garanti verebilir , kim Avrupalı politikacılara ve bu ülkelerim kamuoylarına kesin olarak güvenebilir? . Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi tam üye kabul edemeyeceklerinin sebepleri Gündüz Aktan’ın yazdığı gibi çok “derin”! verebilir?
Acı gerçek şudur; Rumlar Yunalılar, sadece üyeliğimizi değil Türkiye’yi rehin almışlardır ve bu gerçek değişmeyecek , ; Türkiye'nin kaderi Avrupa politikacılara ve cilvelerine bağlı kalacaktır. Yarın, müzakereler başlarsa, bizi APO’nun –Ermenilerin vb. de “rehin” almaları “kaderimizdir” ,- tabı milletçe uyanmazsak!
Eger bütün bu gerçeklere rağmen bugünkü AKP iktidarı ,hala müzakerelere başlanmakta ısrar ederse, bunun arkasında başka maksatlar var demektir. Tabii –sadece AB politikasının değil , dış politikasının iflasını ilan edememek sıkıntısından başka! Türkiye’nin onuruna ve bağımsızlığına bağlı olanlar için şu bağlamda tek onurlu yol var; Avrupalılara “Alın AB'yi- başınıza çalın” demek ve kendi yolumuza kendi çıkarlarımıza göre ,kendi Atatürk kriterlerimizle devam etmek! düşer. Ama bu irade nerede?
TERÖRLE MÜCADELE
Bugün, Türkiye’nin kaderini asıl tayın edecek olan, Alman seçimleri ve Avrupalı politikacıları değil, Terördür. Daha doğrusu bu PKK Bölücü Terörünün ve de tüm bölücülerin asıl maksatlarıdır. . Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ,TBMM de bu konudaki müzakerelere katılmamakla - AKP çoğunluğu da görüşmeklerin açılmasını engelleyerek , bu en hayati konuda Milli birlik oluşturması fırsatını engellediler. AKP sözcülerin mazeretleri inandırıcı değildi , söyledikleri- CHP,DYP- ANAP liderlerinin söyledikleri karşısında yüzeysel kaldı. . Onlar ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, terörle mücadeledeki “başarıları” saydılar ana asıl meselenin inceliklerini , daha doğrusu “kalınlıklarını” hiç anlamadıklarını gösterdiler .
Asıl mesele, hergün verdiğimiz şehitler ve de PKK nın, APO ya da karşı olan Kürtçülerim maksatları ; Orhan Doğan’ın , Osman Baydemir’in ve Hatip Dicle’nin hem de,özellikle davet edildikleri Avrupa Parlamentosunda söyledikleridir; Kürt kimlikleriyle bu devlete ortak olmak, hatta sahip çıkmak emelleridir. Hayallerindeki devlet modeli, APO’nun, “Demokratik” t Türk Cumhuriyetidir. Bu cin artık şişeden çıkmıştır. “Kürt sorunun” “demokratik” çözümü de onlara göre budur ve bunun için de ,Başbakanın son sözleri, Hatip Dicle’nin Avrupalılara söylediği gibi , onlarda “ihtiyatlı bir iyimserlik” yaratmıştır: Bu sözlere “mim” koyun. AKP'li Salih Kapusuz, CHP'li Topuz'un söylediklerini hiç anlamamış Anayasadaki “ Demokratik” sözcüğü hukuk devletini tarif ediyor; “ Demokratik Cumhuriyet” ise , APO’nun ve Kürtçülerin istediği 2. Cumhuriyet!
Gene,sözü , Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler'ine getireceğim ; çünkü “bu Çılgın Türklerin” savaşı devam ediyor . Ben bu mücadelede 1919 larda 1920’lerde olduğu gibi, gene “Çılgın Türklerin” sağduyusuna, ve Türk Ordusuna güveniyorum.