20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Çok Boyutlu Komplo

Van “Cumhuriyet” Başsavcısının, kuyuya attığı kayanın- kayaların yarattığı “çıkarılması” ve Türkiye’nin, bu ağır bunalımdan, muhakkak kurtulması lazım? Fakat palyatif bazı önlemlerle ve olayı “dalgalanmaya” bırakarak, krizi “dondurarak” değil; Radikal fakat akıllıca, yöntemlerle!

Başbakanın olayı telin eden ve TSK ne paye veren sözleri güzeldi.. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in iddianame prosedürünü eleştirileri ve Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kuruluna, Savcı Ferhat Sarıkaya hakkında, inceleme başlatması da iyi oldu… Ama bunalım “dondurulmuş” olsa bile her an bütün tazeliği, sıcaklığı ve derin zarar ve fesatlarıyla ortaya çıkıyor.

GENELKURMAY AÇIKLAMASI

Allahın bildiğini, kuldan nasıl saklayım? Genelkurmay’ın açıklamasını pek tatmin edici bulmadım, Bu “ Van Savcılığından bize herhangi bir ihbar veya şikâyet gelmedi… Geldiğinde bakarız” mealinde bir açıklama... Ve mazur görülsün,ben bu açıklamayı “topu taca atmak”olarak yorumladım. Zira Van “Cumhuriyet” Başsavcısının iddianamesinde, Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve diğer Komutanlar hakkındaki pespaye isnatlar ve dolayısıyla TSK’ne –ve onuruna- saldırılar olduğu gibi dururken, ben ve birçoklarımız, “aslanlı kapıdan” bunları şiddetle telin eden bir açıklama beklerdik… Maalesef, belki de “ateşe körükle gitmemek" düşüncesiyle bu yapılmamıştır, ama ateş, üzerine su dökmekle söndürülemeyecek durumda harıl harıl yanmaktadır ve de bacayı sarmak üzeredir. İlgili Mahkeme davaya bakacak ve Büyükanıt, Diğer Komutanlar hakkındaki iftiralar ortaya dökülecektir. O zamana kadar beklenecek mi?” Beklenirse, bu Orgeneral Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığına gölge düşürmez mi?…

Genelkurmay’ın, herhalde Başkanı Orgeneral Özkök’ün tasvip ve talimatıyla bu durumu bir şekil ve usul mesesine indirgemesi, bunalımı difüze etmek, dağıtmak çabasından öte, Orgeneral Özkök’ün tarzı ve üslubu hakkındaki tereddütlere ve de Büyükanıt Paşa'nın önünün kesilmek istendiği iddialarına da ivme kazandıracaktır.

Olay açıklamada ifade edildiğinin aksine, bir “ usul ve şekil” meselesi olmaktan çıkmıştır. Ayrıntıları ve özellikle, “jurnalci” Mehmet Ali Altındağ’ın kişiliği ve şaibeli geçmişi, ilişkileri giderek ortaya çıktıkça, çok boyutlu bir komployla karşı karşıya bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu komplonun baş hedefi de Büyükanıt Paşa ve bölgede görev tapan ve yapmış tüm komutanlar üzerinden Türk Ordusudur; sözde “çetecilik” yapan da bu Ordudur!… Bu da ve usul bahane ve savsaklamacıyla, kolay altından kalkılacak bir durum değildir…

Yapılmak istenen- kim veya kimler tezgâhlamışsa – TSK’nin prestijini ve etkinliğini kırmak ve özellikle de, Güneydoğu’da, PKK ve bölücülükle mücadelede, hele şu sırada PKK saldırganlığı artarken, zafiyete düşürmektir…

Ordu, jandarma ve polis arcasına nifak v e şüpheler sokmak ta bu komplonun bir boyutudur… Dehşete düşüyorum; bu iddialar suçlamalar ve davalar karşında, görevli general subay ve astsubayların mücadele şevki kalır mı?

Düşünmek gerek; özellikle şu sırada TSK ı hedef alan ve türlü olaylara bulaştırmak çabalarıü nasıl mümbit bir zemin ve ortam buluyor? Buraya bir “mim” koyun!

AB DEVREDE
Hatırlardadır AP dan Joost Lagendjik adlı bir zibidi, TSK'ni ve komutanları, açıkça, terörü provoke etmekle suçlamış ve fakat hakkında, milliyetçiler tarafından yapılan suç duyurusu iktidarın gayretleriyle hasıraltı edilmişti… Şimdi bu iddialar Avrupa çevrelerinde ve medyasında ,”haklı çıktık” nidalarıyla tekrarlamakta ve Brüksel’den “iyi haber alan “ Mehmet Ali Birand’a göre AB çevreleri tarafından “endişeyle” izlenmekte imiş…

Göreceksiniz AB Komiserleri şimdi bu vesileyle, gene “Türk Ordusunun siyasette etkisini kırın v e kışlasınca sokun” baskılarını arttıracaklardır. Maksatlar birleşiyor ve ihanetin kuyrukları kanalizasyonda buluşuyor.

Yayın Tarihi : 10 Mart 2006 Cuma 13:44:00
Güncelleme :10 Mart 2006 Cuma 20:21:11


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?