“7 K” -“ Kaos, Korku, Kutuplaşma, Kavga ve Karanlık”… MHP Genel Başkanı Bahçeli’den bugünkü durumun özeti! Bahçeli, bugünkü devri, Osmanlı İmparatorluğunun “Fetret Devrine” veya “Fasıla-i Saltanat” (1402- 1416’) Devletin kargaşa, belirsizlikler ve bunalımlar devrine benzetiyor!
Osmanlı, “Fetret Devrinden” sonra, bu dönemden kurtulmuş haşmetli yıllar yaşamıştı… Ama sonra da, “Duraklama” ve “Çöküş” devirleri geldi…”Çöküşün” enkazından da “Türkiye Cumhuriyeti” doğdu! Tarih tekerrür mü edecek? Bu “fetretten” ve “Çöküşten” sonra “Kurtuluşu” bekleyebilir miyiz?
Osmanlının “Duraklama” devrinde, “Viyana Kongresi” esnasında Avrupalı delegeler ”En güçlü devlet hangisi?” diye tartışıyorlarmış… Keçecizade Fuat Paşa araya girmiş: “En güçlü Devlet, tabii ki, Osmanlı Devletidir” demiş… Diğerleri ona hayretle bakmışlar. Fuat Paşa devam etmiş; “En güçlü devlet, bizim devlet- çünkü içerden, dışarıdan hala yıkamadınız…”
Şimdi de aynen öyle… Atatürk’ün Cumhuriyeti öylesine sağlam temeller üzerine kurulmuş ki, düşmanlar, şimdiye kadar “içerden ve dışarıdan” yıkamadılar! Fakat artık o “temeller” sarsılıyor- çatırdıyor. Son “Yargı depremi” aslında bir ”Rejim Krizi”. TC Devletinin “Çöküşü” kaçınılmaz olacak!
İKİNCİ CUMHURİYET
Hiç kuşku yok: “İç ve dış düşmanlar” bu Cumhuriyeti “çökertmek”, yerine “2. Cumhuriyeti” kurmak istiyorlar!
Bu ”Cumhuriyet”, “ İslam Cumhuriyeti” mi olur, bizim tatlı su Liboşlarının –liboşelerinin arzuladıkları “AB uydusu” bir devlet mi olur? Kozu sonra paylaşırlar- ama hepsi şimdi, “paslaşma” ve ittifak halindeler!
Bir “Şeytan Üçgenin” orta bacağı, Ahmet Altan pervasızca “TC’nin temellerini sarsıyoruz yıkacağız” diyor ve ekliyor: “Çünkü bu cumhuriyet yanlış temeller üzerine bina edildi; Atatürk ve ordu çevresinde kuruldu. “Tek adam” rejimi ancak ordunun desteğiyle ve yargı zırhı içinde mümkündür!”
Gördünüz mü ihanetin şifrelerini?
Türkiye Cumhuriyeti, şimdi temellerinden sarsılır-sarsılırken “Yürütme erkinden” umut yok. ”Ordunun vesayetinden kurtulduk” diye bayram ediyorlar. Şimdi de sıra “Yargıda”!
Ama Allahın inayeti, Ankara’da Cesur yargıçlar, var. HSYK, Erzurum Özel yetkili Savcılarının “özel yetkilerini” almakla bu komployu deşifre ettiler! Bundan sonra da hangi “Cumhuriyetin” savcıları oldukları belli olmayan “savcılar” “malı kaçırıp” Silivri’ye gönderdiler… Açık bir hukuk rezaleti! Ama bu savcılar-yargıçlar, galiba, istemeyerek, “Ergenekon kapsamının” da sonunu hazırladılar… Eğer “Ergenekon” özel yetkili “özel savcıları” Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ve diğerleri hakkında- Osman Şanal ve şürekâsının başlattıklarını kaldığı yerden sürdürürler – hele 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’in üzerine giderler – “polis” zoruyla ifade vermeye kalkışırlarsa, HSYK her halde onların da “özel yetkilerine ” son verir, vermelidir de! Hukuki Prosedür ondan sonra nasıl işler? Eger Hukukta “adalet” kalmışsa, nasıl işlemesi gerektiği belli… O zaman kazdıkları “gayya kuyusunun” içine kendileri düşecekler! Bu kırılma noktası AKP iktidarın da sonu olacak!
RÖVANŞ
Erzurum –Erzincan ekseninde oynanan “oyunun” Cemaat ve tarikatları yasak eden devrimlere karşı intikam olduğunu yazmıştım… AKP milletvekili Avni Doğan, bunu açıkladı, demiş ki; “ Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, Kimin çocuğu İmam Hatip’e gidiyor, Kim muhafazakâr, kim ramazanda oruç tutuyor, hepsini fişlemişler. Eee, şimdi biz onları fişliyoruz. 40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde! Eğer biz birazcık tökezlersek, bu Ergenekoncular falan, bu defa çok kötü intikam alır halktan.“
Gördünüz mü ”Yılanların öcünü"?
Artık bu safhada, Lafı uzatmaya, olayı akademik ve hukuki tartışmalara, politikaya ve dalgalanmaya bırakmamız mümkün değil: Erzincan Savcısı Çihaner’in “cemaat arı kovanına” soktuğu çomak asıl yerini bulmuş. Cinler şişelerinden çıkmıştır! Bu ”Oyun” artık bitti; “Ya biz ya onlar?” Aramızda doldurulamaz, derin bir uçurum var! Bu uçuruma hangi taraf düşecek? Dönelim, “7K’nın, devamına “l K”ye: Kurtuluş nasıl olacak?
Eski Yunan trajedilerinde, işler, içinden çıkılamayacak kadar karmakarışık olunca, sahneye “tanrısal bir alamet” indirirler, perde kapanır, oyun biterdi…”Gordion” efsanesinde, “kördüğümü vardı- bu kördüğümü İskender bir kılıç darbesiyle çözmüştü… Eski bir Türk töresine göre, en kutsal yemin, dini kitap veya simge üstüne değil, kılıç üstüne edilirdi…“Gök girsin, kızıl çıksın” denirdi… Bilmem anlatabildim mi ?***
Ben kendi ülkemde,korkmadan,ürkmeden,güzel günlere inanarak yaşamak istiyorum;ülkem elden gidiyor,ekmek elden gidiyor,dünya elden gidiyor korkuları ile yaşamaktan bıktım.
Ben, Türk Milliyetçisi ve de Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı olarak, yarın devlet hizmetlerimi görmek üzere evimden çıkarken, her an tutuklanıp Ergenekona sevkedileceğim endişesini taşıyorum. (Ben kimim ?: Belki bir subay, belki bir savcı veya hakim, belki bir öğretmen, belki hekim belki de bir çaycı !....)