19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Cumhurbaşkanıma...

Sayın Cumhurbaşkanım; haddimi aşmak pahasına, zat-alilerine bu, açık mektubu, yazıyorum… Muhteviyatını, huzurunuza gelerek, yüz yüze, arz etmek isterdim… Bu mümkün olamayacağına göre, “Cumhurbaşkanıma” ülkemizle ilgili dertlerimi- endişelerimi köşemde yazmak yerine doğrudan, “kişiden kişiye” arz etmeyi, bir TC vatandaşı olarak vazife bildim.

88 yaşıma giriyorum, fazla zamanım kalmadı. Cumhuriyetin en parlak, coşkulu yıllarını-“Mustafa Kemal Atatürk yıllarını”- yaşadım… Önümüzü görüyorduk, istikbal umutlu ve parlaktı… Şimdi ise, bu yaşımda, ülkenin önünde, hiç umut ışığı göremiyorum. Bu dönemde -“döneminizde”- ahval ve şerait -“gidişat”- hiç de iyi değil, “İyi şeyler” olmuyor! Bu “gidişattan” sizin de memnun olmadığınızı tahmin ediyorum!

Önümüzde, milletimizin kaderini tayin edecek önemli, seçimler var… Sonucunda, tarihimizde, yeni bir beyaz sayfanın” açılması gerekir, ama maalesef seçimlerden sonra, tasarlanmakta olan ve mahiyeti şimdiden malum olan, ifşa edilen tasavvurlara göre “Yeni Anayasa” ile Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti, “üniter - ulus devleti” kökünden değiştirilecek, “Türklük” kavramının ve “değiştirilmesi teklif edilemez” maddelerin, değiştirilmesiyle, ülke parçalanacak, yeni badirelere yol açılacak!.. Kısacası, “tasavvurlar” gerçekleşirse, “beyaz sayfa” açılmayacak, ortaya “kara bir levha” çıkacak!...

İç ve dış düşmanlar, Türkiye’yi iç savaşa sürüklerken Ordumuz zaafa uğratılmış durumda, komutanları “içeride”!.. Çocuklardan, gençlerden başlayarak her kesim huzursuz. Her gün, her gece ayakta, eylemde. Yolsuzluk şayiaları var. Baskınlar, arbedeler, kentlerde taşlı sopalı “Molotof kokteylli eylemler”, tutuklamalar “ahvâl-i âdiyeden”!... Âdeta herkes “şüpheli”! Kapılarımızın her an, artık tanımakta güçlük çektiğimiz bir başka tür polisler tarafından basılmasını bekliyor ve evlerimizin, kitaplığımızın, arşivlerimizin darmadağın edilmesinden korkuyoruz... Türkiye, ortamların, telefonların dinlendiği, özel hayatlara kaset şantajlarıyla tasallut edildiği “gizli tanıkların” ihbarlarına itibar edilen ve suçları sabit olmayanların hapsedildikleri, aylar, yıllar boyu ceza evlerinde yattıkları bir “korkular ülkesi” oldu. Ordulara komuta etmiş, kahramanca savaşmış onurlu komutanlar, subaylar adi suçlular gibi yaka paça tutuklanıyor ve sonu gelmez davalarda yargılanıyorlar. Onların, gazetecilerin, aileleri acılar içinde perişan... Ordumuz, henüz silahları elinden alınmamış olsa bile, fiilen ve manen zaafa uğratılmış durumda. Yargılamalarda, bariz hukuk ihlalleri var. “Bunlar yargının tasarrufudur” sözü anlamını kaybetti; klişe oldu... “Geciken adalet, adalet değildir” sözü, kadük, “Adaletin gecikmesi, geciktirilmesi” kural oldu!

Velhasıl ülke, yollar, binalar, alış-veriş merkezleri, kanallar inşaatıyla iflah edilemeyecek durumda!

Sayın Cumhurbaşkanım; bu karabasandan nasıl kurtulacağız, bizi kim kurtaracak? Başta, karabasanın odağı olan binlerce dosyalık CD’lik, davalar, daha ne kadar sürecek? Savcılar yargıçlar, bilemiyor, siz biliyormuşsunuz, Sayın Cumhurbaşkanım?... Bu, süresi, ucu belirsiz kapsam sonunda, masum oldukları anlaşılacak “sanıkların” ve ailelerinin kaybettiklerini kim - hatta siz geri verebilecek misiniz? Bunları düşündükçe benim uykularım kaçıyor… Sizin, yumuşak tabiatlı, sevecen, merhametli bir kişi olduğunuzu biliyorum, üslubunuzdan ve gülümseyen çehrenizden belli! Bunları gördükçe, siz de rahat uyuyabiliyor musunuz?

Ülkemizin kimyası, o kadar bozuldu, işler-kafalar öylesine karıştı ki; kimse, hatta senaryonun yazarları dahi, bilemiyorlar. Eski Yunan trajedilerinde “Oyunun” yazarı konuyu içinden çıkılmaz hale getirince sahneye, bir "tanrısal makine" indirir “oyunu” bitirirdi. Şimdi Allahın yüksek katına en yakın makam, zatı âlilerinin makamı ve “oyunu” bitirmek görevi, öncelikle, hatta yalnız, size düşüyor… Anayasadaki görevleriniz, yetkileriniz belli; tarafsız olmalısınız. Ama aynı zamanda bütün Cumhurun- milletin başısınız… Hatta suçlu veya masum “içerdekilerin" ve ailelerinin de babası durumundasınız. Başkomutan mevkiinde olduğunuz için Ordumuza da sahip çıkmanız gerekiyor... Şekil bir tarafa, Ordumuzun geleneksel “millet-ordu” ayrıcalığına son verilir, ruhuna Fatiha denirse neler olur neler…

Bu durumlara nasıl geldik? Kâbus, nasıl, ne zaman başladı? Nerede yanlış yaptık? Suç kimin, günah kimin? Artık tartışmak, suçu birbirimize atmak boşuna. Kısır bir döngü. Tartışılması, karşılıklı suçlamalar, ülkeyi büsbütün karıştırıyor ve bölüyor! Kısacası kabul etmeliyiz; suç hepimizin!...

Evet, Sayın Cumhurbaşkanım; tarafsızlığınızın ihlalini sizden kimse isteyemez... Ancak bütün milletten yana “taraf” olmanızı bekleriz!

Cumhuriyetin kurucusunun, bizce kutsal mekânında ikamet etmektesiniz. Orada duvarların sesi olsaydı, Atatürk konuşabilseydi, eminim, O da, sizden bunu isterdi!

Dünya sonunda kimseye kalmıyor.. Arkada hoş bir sedadan başka ne bırakacağımız önemli!...

Sayın Cumhurbaşkanım, sizde devlet adamlığı vasıfları var. Döneminizin tarihe, TC’nin “bitiş” dönemi olarak geçmesini istemiyorsanız, muhakkak ve acilen çok geç olmadan, duruma el koymanız, bu Cumhuriyete sahip çıkmanız lâzım!.. İşte o zaman “döneminiz” tarihe Türkiye Cumhuriyetinin “diriliş ve kurtuluş” dönemi olarak geçer. Zât-ı âliniz de tarihe sıradan bir politikacı olarak değil, bir “devlet adamı” olarak geçersiniz...

Haddimi aştımsa af ola sevgili Abdullah Gül!

Not: Sayın Cumhurbaşkanıma nâçizâne bir sorum: Cumhurbaşkanlığı forsu, bayrağımızın al rengi değişti mi? Neden değiştirildi?... ***

Yayın Tarihi : 30 Nisan 2011 Cumartesi 01:06:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ersin eren IP: 78.173.81.xxx Tarih : 30.04.2011 19:17:17

herşey iyi güzelde o kadar sivil insanları öldürenler nasıl masum oluyor yada farklı davadan 4 yıl cezaevinde olanlar var ama henüz suçu belli değil onlar insan değilde sadece silivrimi masum yazık yaşınız gitti hani yarın allahın huzuruna çıkacaksın bir dafa tarafsız yaz


haci Ziya Gülkanat IP: 77.239.61.xxx Tarih : 8.05.2011 00:09:27

 Sevgili Altemur hocam bu Mektubunu Aptullah gül yerine Amerikadaki Islamin Seyhülislami Yani FETULLAH GULENE yazsaydin belki bir cevap alabilirdin, Müritlerine yazmakla hata etmissiniz,Siz eger daha Türkiyeyi kimlerin yönettiginin farkinda degilseniz bu yasadiginiz ömürü bosa yasadiginizi söylememde hec bir beis görmemekteyim.Bunca yildir en azinda Sag bir siyasi cizginiz oldugunu bilen biri olarak Daha saginizi ve solunuzu görememeniz sahsen beni üzdü dersem darilmayin.80 Yilinizi Tükettiginiz ülkenizi Amerika yönetiyor,Tarikatlar yönetiyor,Seyhler,Toprak Agalari,Asiret reisleri yönetiyor.Elinizde ATATURKUN Yalniz ATA si kaldi göremedinizse yazik etmissin üstadim Selamlar...