19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Cumhuriyetçiler ve Bir 'Anket Sorusu'

Bir süre önce Boston’da Demokratların Konvansiyonu (kurultay) toplanmıştı. Amerika, dünyanın tek süper devleti. En azından, 21.Yüzyıl’ın ilk çeyreğinin "Roma İmparatorluğu." Dolayısıyla, şunun şurasında iki ay kalan Amerikan Başkanlık seçimlerini, Demokratların mı, Cumhuriyetçilerin mi kazanacağı, sadece Amerika’yı ilgilendirmiyor. Herkesi, tüm dünyayı ve özellikle Orta Doğu’da yaşayanları –en başta Irak’ın geleceğini- ilgilendiriyor. Kuşkusuz, bizi de, Türkiye’yi de ilgilendiriyor.


Demokrat bir Başkan ile Cumhuriyetçi bir başkan arasında, pek az sayılabilecek "yaklaşım farkları", Amerikan politikasının muhatabı ya da hedefi durumunda olan ülkelerin kaderinde "muazzam" farklar yaratmaya aday. Bu yüzden, "Türkiye’nin AB’den tarih alması" konusu öneminde olmasa bile, Amerikan başkanlık seçimlerinin kaderi, Türkiye’nin iç ve dış politika "ayarlamaları"nı da etkileyecek özellikler taşıyor.


Şimdi sıra Cumhuriyetçiler’de. Cumhuriyetçi Parti, Konvansiyonu’nu geleneksel olarak "Demokratlar’ın kalesi" olarak kabul edilen New York şehrinde topladı. George W.Bush’un yeniden seçilme hesaplarında en büyük "koz"u, "terörizme karşı mücadele"de ve buradan yola çıkarak "Amerikan ulusal güvenliği"ni korumakta, Demokrat aday John Kerry’den çok daha tercihe şayan kabul edilmesinin Amerikalılar tarafından benimsenmesinde. 11 Eylül sonrası izlediği politikayı onaylattırmak ve devam ettirmek için, 11 Eylül’ün simgesi New York şehrinde, İkiz Kuleler’e birkaç kilometre uzaklıktaki Madison Square Garden, konvansiyon merkezi olarak seçildi.


Bu kez, Madison Square Garden salonunu dolduranlar New York Knicks basket takımının tutkulu taraftarları ya da Gloria Estafan’ı dinlemeye gelen hayranları değiller. Ülkenin dört bir yanından akan, Amerikan "merkez-sağ"ının delegeleri.


Cumhuriyetçiler, sımsıkı biçimde Bush’un arkasında saf tutmuşa benziyorlar. Bundan bir ay önce, yeniden seçilme şansı hayli azalan Amerikan Başkanı, birdenbire yükselmeye başladı. 11 Eylül’den sonra, Bush’u, "terörizmle mücadele"de başarılı bulan Amerikalıların oranı yüzde 90 dolayındaydı. Aradan iki yıl geçtikten sonra, Bağdat’ın düşmesinin ardından bu oran, yüzde 79 gibi yine yüksek bir orandaydı. Amerikalıların, Irak’ta batağa saplanmaları üzerine, geçen ayki oran yüzde 50’ye hatta altına inmişti. Şimdi ise, The Washington Post gazetesi ile ABC televizyonunun ortak anketine göre, yüzde 60’a tırmandı.


Bush’un asıl gücü, New York’taki Cumhuriyetçi Parti Konvansiyonu’nda ulusal çapta ağırlığı olan iki isimden aldığı destek oldu. 11 Eylül’ün etkili New York Belediye Başkanı ve New York’u bir "suç işleme özgürlüğü şehri"nden "Amerika’nın en güvenli şehirlerinden biri" haline dönüştüren Rudolph Guiliani ile 2000 yılındaki ön seçimlerdeki rakibi, ülkenin saygın ismi, Arizona Senatörü John McCain.


Özellikle McCain’in Bush’u "Aşil topuğu" olan Irak Savaşı’ndaki çizgisinden ötürü desteklemesi ilginç oldu. McCain, Bush’u, Saddam Hüseyin’i devirme kararından ötürü överek, "kitle imha silahları bulunmamış olsa bile, Saddam Hüseyin’in bunları üretmeye kararlı olduğuna" işaret ederek, savaşın, "gerekli, başarılabilir ve asil" olduğunu söyledi.


Demokratlara ve asıl Demokratların "ağır topu", eski başkan Bill Clinton’a gönderme yaparak, "Seçeneğimiz, kabul edilebilir statüko ile savaşın kan banyosu arasında değildi. Savaş ile daha büyük tehdit arasındaydı. Kimsenin size bundan başka bir şey anlatmasını kabullenmeyin. Siyasi rakiplerimizi dinlemeyin. Ve, kuşkusuz, Saddam’ın Irak’ının, gerçekte tarif edilemez bir zulmün, işkence odalarının, toplu mezarların ve duvarlar ardında tutulan küçük çocukların hayatlarını mahveden hapishanelerin ülkesi değil de, sanki bir barış vahası olduğuna inanmamıza uğraşan yaratıcılıktan nasibini almamış bir sinema rejisörünü ise hiç" diye konuştu.


Kastettiği "Fahrenheit 9/11" filmiyle Cannes’da ödül alan ve filmin, Amerikan dahil gösterime girmesinden sonra, onmilyonlarca dolar kazanan ünlü rejisör Michael Moore idi.


Cumhuriyetçi delegeler, Guiliani ve McCain’in konuşmalarıyla ateşlendiler ve partinin "muhafazakar platformu"na, büyük destek vererek, kabul ettiler. Cumhuriyetçi Parti’nin "muhafazakar platformu", "terörizme karşı savaş ve Bush’un liderliği"ne hatırı sayılır yer ayırıyor. Parti’nin, kürtaja muhalefetini öngörüyor. Bush’un, aynı cinsiyetten insanların, yani "eşcinseller"in evliliğinin önlenmesi için, anayasa değişikliği yapılması önerisini onaylıyor.


Size, Amerikan başkanlık seçimlerinde oy kullanma hakkı verilseydi; kime oy verirdiniz? Cumhuriyetçilere mi, Demokratlara mı?


Özellikle, AKP’liler için çetin bir soru olmalı...

Yayın Tarihi : 1 Eylül 2004 Çarşamba 23:25:13
Güncelleme :1 Eylül 2004 Çarşamba 23:27:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?