19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Dersim Dersi

Onur Öymen’in Açılım konusunda, “Dersim İsyanı” ve bu ayaklanmanın anlamını ve nasıl bastırıldığını hatırlatması, İktidar ve yalakaların, açılım konusundaki fiyaskoyu örtbas etmelerine vesile oldu!.. Öymen’in tam ne söylediği de, “kuru –ıslak” AK gürültüden işitilemedi!

Öymen, adeta, “günah keçisi”! “Kurbanlık” yere yatınca, bıçaklarını bileyenler, hatta kurbanın boynuna yapışan çok olur… Bu konuda da böyle oluyor. sağdan, soldan ,vuruyorlar Öymen’e! Ona ”Monşer” diyorlar… “Monşer” Erdoğan’ın –bir iki istisnayla, hepsi vatansever, ülke çıkarlarını koruyan, Hariciyecilerimize yakıştırdığı - yakışıksız lakap.

DERSİM

Onur Öymen, diplomat olarak, milletvekili olarak, milli çıkarlar için, her alanda, her cephede dövüşüyor… Ama liboşlardan alıntı, iddialara göre, Kardak krizini o çıkarmış, Almanya, AB ilişkilerini germiş. Meğer ne muzur adammış! Şimdi onu, fotoşopla Hitlere bile benzettiler Maalesef. Öymen'e, şu sırada sahip çıkmaları gerekenler de, bu haksızlıklara, saptırmalara seyirci kalıyorlar. Çünkü “Dersim” hassas bir konu –netameli bir kelime… Bazıları için, sözde “zulmün” bazılarımız – Öymen - için ise devlete karşı tüm Kürt isyanlarının Atatürk ölmeden O’nun bilgi ve talimatıyla ve radikal tedbirlerle bitirilmesindeki son nokta! Atatürk manevi kızı Sabiha Gökçen’e, uçağıyla tedip harekâtına katılması emrini vermiş, tabancasını da, her ihtimale karşı, kızına vermişti.

Onur Öymen’e saldırırken, bu hakikatleri ve Dersim isyanının, gerçek anlamını söylemiyorlar… Eğer Türk Ordusu, o radikal harekâtı yapmasaydı neler olurdu, söylemiyorlar! Atatürk’e –şimdilik- vuramazsanız, “Vurun Öymen’e!

BUGÜN

Hakikatte, TC Devletine karşı ayaklanma, 1938’de, Dersimde bitirildiği noktadan 1984’de Eruh ve Şemdinli’de, APO /PKK tarafından, yeniden başlatıldı… Dersimde hevesleri kursaklarına tıkılmıştı!

“Dersim İsyanı” da Şeyh Sait – Koçgirı-Ağrı isyanları gibi, yabancı ajanların kendi çıkarları için tahrik etilleri “bölücülük” ayaklanmasıydı. Ve son hedefi, gene yabancılara yarayacak “Büyük Kürdistan” idi… Değişen bir şey yok, bu “Büyük Oyunun” aktörleri, kötü adamları ve tahrikçileriyle aynı; Öymen’in konuşmasını, menhus emellerini unutturmalarına yarayacak. “Dersim” sözde “katliamı” vesilesiyle, “mağdur" rolünü oynamaktalar. Ve maalesef, bazıları eziklik ve adeta suçluluk komplesiyle bu “oyuna” alet oluyorlar!

HASSAS NOKTA

Bamteli “Aleviler” – Tunceli’deki Kürtler büyük çoğunlukla, Alevi! Bunun için şimdi Dersim harekâtını “Alevilere” karşı yapılmış bir zülüm diye gösterip, tüm Alevi ve Bektaşi vatandaşları tahrik etmekteler… Benim bildiğim, Aleviler, bu numarayı yutacak kadar aptal değildirler. Dersim’deki Kürt isyancıların “Alevi” olmaları, bölgedeki Türkleri, Türk askerlerini, yöneticileri öldürmelerine engel olmamıştı! Gerçek Alevi olsalardı, bunları yapmazlardı!

Onur Öymen’in, TBMM’DE açılım vesilesiyle yaptığı konuşma, aslında “Kürt Sorunun” yakın tarihini anlatan mükemmel bir konuşmaydı… Ve bu konuşmadan, bugün alınacak çok ders vardı…

Onur Öymen, PKK ve APO ile masaya oturmak önerilerine karşı sordu: “Atatürk Şeyh Sait’le müzakere mi etti? Dersim isyanını yapanlarla müzakere mi etti? Onların sözcüleriyle, temsilcileriyle masaya mı oturdu? Yabancı ülkelerin istihbaratından mı yararlandı? Ve Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında bütün analar ağlamadı mı? Kısa bir sürede bütün terör örgütlerini dize getirdi”… Ben ekleyeyim; “Dersim Hareketiyle" bitirdi…

Öymen’in konuşması, tarih kitaplarına mehaz olacak kadar bilimsel - gerçeklere dayanan, mükemmel bir – konuşmaydı. Bütününü okumak lazım. Aslında diğer saptırmaları bahane: Öymen’e konuşmasında gerçekleri açıkladı diye kızdılar! Ama bu gerçekleri “Alevi“ katliamı diye karartıyorlar, Ne demiş Öymen? “Dersimde analar ağlamadı mı?” Tabi aslında takıldıkları, fakat söylemeye yazmaya –şimdilik- cesaret edemedikleri “Atatürk, Dersimde gereğini yapmıştı” ifadesi! …

Evet, Atatürk şimdi yaşasaydı, gene “gerekeni” yapardı… AB’den ABD den, icazet beklemezdi!

Acı olan bugün iktidar mevkilerinde bulunanlar, “gerekenleri” yapamıyorlar. milleti "açılımlarla"“Analar ağlamasın” sözleriyle, oyalıyor ve uyutuyorlar.”Büyük Kürdistan” gözler önünde gerçekleşirken… ***
 

Yayın Tarihi : 17 Kasım 2009 Salı 11:44:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
3 EYLÜL 1919 IP: 78.164.236.xxx Tarih : 17.11.2009 18:47:30

Batı emperyalistlerinin uşağı olan Damat Ferit Hükümeti'nin yalakası İçişleri Bakanı Adil Bey ile Savunma Bakanı Süleyman Şefik Paşa birlik ederek, Sivas'a doğru gitmek üzere Malatya'da bulunan Elâzığ Valisi Ali Galip'e şu emri verirler: "100-150 kişilik pkk primitiflerinden oluşan bir aşiret birliğini, toplanacak olan Sivas Kongresi'ni dağıtması ve Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklaması amacıyla Sivas'a doğru yönlendirin !"

(Andrew Mango'nın "Atatürk, Modern Türkiyenin Kurucusu" adlı yapıtından esinlenmiştir. sayfa: 297)


C. Üstündağ IP: 85.102.135.xxx Tarih : 18.11.2009 10:46:14

Sayın Onur Öymen, Atatürk döneminde teröre karşı nasıl bir kararlılıkla mücadele edildiğini vurgulamıştır. O müthiş konuşmanın içinden cımbızla bir kelimeyi seçerek istismar etmenin vahameti ortadadır! Ne yani, genç Türkiye Cumhuriyeti kendisine başkaldıranları, hayhay, buyrun efendim mi, diyecekti? Hangi ülke asileri hoş görür? SSCB II. Dünya savaşında Nazilerle işbirliği yaptığı gerekçesiyle Kırım'dan o kadar insanı Sibirya steplerine sürmedi mi? Geçmişte acı olaylar yaşanmıştır ama geçmişe takılmamak lazımdır. Benim isyanım ve terörüm, senin isyanından ve teröründen iyidir denemez! Nasıl ki, Koçgiri, Şeyh Sait,  Ali Batı, Ağrı, Menemen ve Dersim isyanları arasında "iyi isyan" ayrımı yapılabilir mi? Ya da bunlarla PKK terörü arasında bir fark var mıdır? Sayın Öymen adeta linç edilmek isteniyor. Ne iyi ki, Sayın Baykal ve CHP yönetimi kendisine sahip çıkmıştır. Gericiler ve bölücüler işbirliği halindedirler. Düşman ortak, hesabıyla doğrudan ya da dolaylı olarak Laiklik, Çağdaşlık ve Atatürkçülüğe karşı bir saldırı başlatmışlardır. Atatürk gençliği olarak, buradan bir kere daha duyuyoruz ki; gericilik ve bölücülüğe geçit vermeyeceğiz! Son söz ise hain diyemesek de, gaflet içinde olduğu su götürmez olanlara Atatürk'ten bir söz: GAFİLLER, HAİNLERDEN DAHA TEHLİKELİDİRLER; ÇÜNKÜ ŞERRE VE FESADA ALET OLURLAR!