19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Devlet Adamı, Kasaba Politikacısı

AKP Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, askere sivil yargı yolunu açan yasayı onayladı. Kanun, hemen yürürlüğe girecek! Doğrusu, Gül onaylamasaydı – veto etseydi, şaşardım; kırk yılda bir, “Devlet Adamı” vizyonu sorumluğuyla AKP’nin, dolayısıyla, AB’nin değil, Türk Milletinin Cumhurbaşkanı olarak hareket etmiş olurdu… Oysa Gül, devlet adamı değil, partizan bir politikacı. Olduğunu bir defa daha gösterdi.

“Devlet Adamları” uzak görüşlü olur. Politikacılar, günü birlik, eyyamcı kişilerdir ve ekseriya, sonunda, şöyle veya böyle, bunun cezasını öderler… Ama bu olayda, Gül bu, TBBM den apaçık yangından mal kaçırırcasına, geçirilen yasayı onaylamakla ahlak dışı bir harekete ortak olmuştur. Ne var ki, kendi müstahak olduğu cezayı sonunda millet ödeyecek!

FELAKET

Kayıtlara geçsin için yazıyorum. Abdullah Gül’ün bu kararının sonu hayır değil, felaket. Mesele sadece bu yasa ve üzerindeki Anaysa - hukuk tartışmaları değil, reel dünyada, reel Türkiye’de, asıl tehlike, Türk milletinin, TC’nin başına muhakkak getireceği belalar!

GÜL'Ü NASIL BİLİRİZ

Gül’ü nasıl biliriz? Önce, Refah Partisi döneminde, AB aleyhinde haklı olarak, ver yansın etmişken, şimdi AB uyumunda olmasından! Diğer hususlarda- PKK- Kürt sorunu, Ermenistan sorunu hususundaki anlayış ve tutumunda, “devlet adamlığı” vizyonu yok; “Barışçı Çözüm” kapısından, Ermenistan kapısının ardından, neler geleceğini ya bilmiyor ya da anlamak istemiyor! Fakat daha vahimi, şimdi onayladığı, bu yasanın arkasından neler olacağını anlamıyor! Genelkurmayın haklı itirazlarına aldırış bile etmedi. Herhalde bir yerlere güveniyor!

Bu yasa yürürlüğe girdikten hemen sonra, süratle, YAŞ Kararlarının sivil yargıya tabi olması, Ordunun iş düzenin de “sivrileştirilmesi” ve böylelikle diğer kurumlarda hep görülen ihtilaf ve ihtilatlara yol açması, Ordunun tamamıyla, etkisiz hale getirilmesi gelecek.

Genelkurmayın itirazlarının satır arasında bu uyarılar vardı. Mesela “bir ihbar veya duyum” üzerine, Kışlayı, Orduevini Polis basarsa… Genel Kurmay Başkanları Komutanlar, polisler tarafından, yaka paça Ergenekon savcılarının huzuruna götürürlerse, neler olabileceğinin farkında mı Sayın Cumhurbaşkanımız! Açıkçası, başka ülkelerde olur da, Türkiye’de, bu olamaz olmamalı…

Başbakan “Ordunun üzerinden elinizi çekin” demiş ve de “Rejimim (hangi rejimin?) garantisi Polis”, demekle, sonra tevil etmiş olsa bile, Asker –Polis çatışmasının yolunu açmıştı. Zaten bugün “polis”, askerle birlikte rejimi koruyan polis değil artık!

Şimdi asıl iktidar ve yalakaları, Ordunun içine on parmaklarlarını birden sokuyorlar! Şimdiye kadar olamaz dediklerimiz oldu. Bu sefer de olamaz diyorum ve uyarıyorum; Cumhurbaşkanı bu yasayı onaylamakla Türkiye’yi bir iç çatışmanın eşiğine getirmiştir.

Aslında, bu konuda en acı olan da Hükümet kanadından Burhan Kuzu’nun hazin itirafı “AB böyle istedi”. Osmanlınım son döneminde Osmanlı politikacıları da “Düveli muazzama böyle istiyor” derlerdi.

PLANIN ZAMANLAMASI

Bu süreçteki zamanlamaya bakın; Önceden yapılan bur plana göre, adım adım ilerliyorlar –Ergenekon Davası ile Türkiye karıştırılacak Ordu etkisiz hale getirilecek – belge olmayan bir belge ile durum büsbütün karışacak. Muvazzaf bir Albay Ergenekon savcısı tarafından sorgulanıp tutuklanacak, gözdağı verilecek ve MGK toplantısıyla da, eş zamanda bu “yasa” geçirilecek… “Melanet treni” son sürat-Mahşerin süvarileri dörtnala!

30 Ağustos tarihimizde bir dönüm noktasıydı. Bu 30 Ağustos’ta, Yüksek Askeri Şura toplantısında, neler olabilir? Kurmay Albay Dursun Çiçek, zamanı geldiği ve hak ettiği için Amiralliğe terfi ettirilirse (aksini düşünemiyorum) bu, TSK’ne, TC’ne karşı saldırının geri püskürtülmesinde, ulaşılan ilk “hedef “ olur! ***
 

Yayın Tarihi : 10 Temmuz 2009 Cuma 11:25:03


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?