20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Dikensiz Gül Bahçesi

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Olağanüstü Kurultayında yaptığı konuşma, itiraf etmeli ki, iyi yazılmış, edebi bir konuşmaydı... Konuşmada, “Her nabza göre şerbet” vardı, ne ararsanız bulunuyordu ama “derde devadan gayrı”. “Açılımın” içeriğinin açıklanması beklenirken, bu mesajlar yoktu ama herhalde, duygusal zemini hazırlanmak istenmişti!

Erdoğan, başlıca okunu MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yöneltti... Ve hemen de, cevabını aldı. Erdoğan “şimdilik” Baykal’ı kasten ıskaladı...

TABLO

Erdoğan, Türkiye’nin tablosunu çiziyor: Özetle diyor ki:

“Ahmet Yesevi’siz, Hacı Bektaş’sız, Pir Sultan’sız, Hacı Bayram Veli’siz Türkiye öksüz ve dayanaksız kalır... Yunus Emre’siz Türkiye dilsiz, Mevlânâ’sız Türkiye ruhsuz kalır. Sabahat Akkiraz’a kulak vermeyen Türkiye türküsüz kalır. Tatyos Efendi’yi yok sayan besteler yarım kalır. “Hoşçakalın İki Gözüm” diyen Ahmet Kaya’ya vefa göstermeyen şarkılar eksik kalır. Mehmet Akif’siz bir Türkiye tahayyül edilemezse, Nazım Hikmet’siz Türkiye eksik sayılır. Görüşlerini kabul edersiniz etmezsiniz ama Ahmet-i Hani’siz, Bitlisli Said Nursi’siz bir Türkiye’nin maneviyatı noksan kalır.”

Çok doğru; bu Türkiye’nin gerçekçi tablosudur ama tamam değil: Bütün iyi, kötü başka renkler eksik... Bunların “mevcut olmaması” anlamlı! PKK yok, DTP’ye atıf yok! Sadece “üzümü onlarla beraber yemek” daveti var. Ergenekon Davasının bulunmaması da dikkate şayandır... Ve en önemlisi Said-i Nursi vardır da, yanılmıyorsam Mustafa Kemal Atatürk yoktur!

AÇILIM AÇMAZI

“Açılımın” içeriği herhalde bu güzel tablonun üzerine oturtulacak... Ama ne var ki, Erdoğan, ister onları muhatap olarak kabul etsin, ister etmesin, realite olan bölücüler, DTP ve APO, Erdoğan’ın açılımının öğelerinin tamamını kabul edecekler mi?

Bunun cevabı DTP Kongresinde Ahmet (nasıl, neden) Türk tarafından verildi... Yeniden Genel Başkan seçilen Ahmet, “Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilmeden yani “Türk” sözünün yerine, “Türkiyelilik” konmadan, Kürtleri devlete, eşit ortak kabul etmeden, “açılım” olmaz” diyor... Çözüm için İmralı’daki Öcalan’ı adres gösteriyor... Hâlâ “eş başkan” mı, bilmiyorum, Emine Ayna da, sıkı durun; “İstanbul en büyük Kürt ilidir” diyor... Ekliyor: Gelecek dönemlerde büyük kentlerde çalışmalara ağırlık verileceğini ekliyor... Yani “çalışmalar” yani kentlerin sokaklarında PKK bayraklı gösteriler, kundakçılık ve terör devam edecek!
Ayna’nın İstanbul için söylediği yeni değil; Kürt ideologu Musa Anter de, yıllar önce, aynı şeyleri, alanı genişleterek söylemiş... Gittikçe artan ve her tarafa dağılan, yayılan “dağdakilerin bağdakileri kovmaları” “üzümleri” yerken “bağcıları” haklamaları yakındır!

DTP Kongresinde küçük bir Türk Bayrağı eğreti olarak bir köşede sallanıyordu, İstiklal Marşı okunmadı... PKK bayrakları ve APO posterleri kürsüde, ortalıkta yoktu ama bunlarla kürsüyü işgal eden poşulu göstericiler, eksiği tamamladılar. Bana kalırsa, bu bir danışıklı oyundu. Güya Kongrede bunlar resmen ve açıkça olmayacaktı ama varlıkları hatırlatıldı. ...Ve Kongre görevlileri de adeta “gerilla” kılıklıydı!

DTP Türkiye’nin, Türklerin Partisi mi? Bunu sormak bile abes. Bu Partinin Mecliste bulunmasını, demokrasi gereği saymak da gaflet. Bazıları DTP’de “açılım” konusunda kafa karışıklığı var diyorlar... Oysa yok, ne istediklerini, ne yaptıklarını biliyorlar. Kafa karışıklığı AKP’de!.

İşte Erdoğan’ın “Açılımındaki açmazı”, çizdiği çeşitli renkli tabloda bulunmayan, geçmeyen zehirli bitki, “açılımın” daha açılmadan kapanmasının sebebi de, ne CHP, ne MHP olacaktır; DTP ve temsil ettiği PKK’dır!***

 

Yayın Tarihi : 6 Ekim 2009 Salı 11:33:31


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
K. Mükremin BARUT IP: 88.227.114.xxx Tarih : 6.10.2009 14:39:33

"Bunun cevabı DTP Kongresinde Ahmet (nasıl, neden) Türk tarafından verildi. " Bu yaratıcı cümlenize hayranım. Severek ve çok sık kullanıyorsunuz.. Toprağa, vatana bağlılık öyle güzel öyle erdemli bir duygudur ki, insanın ne irkına ne de rangine bakar. İşte bu nedenle adam Türk olsun, Kürt osun yurt sevgisi farketmez. HATTA HİÇ KİMSENİN ELİNDE BU SEVGİYİ ÖLÇECEK BİR TERAZİ YOKTUR.

Sosyoloji bilmi; eski ve otantik (yerleşik) topluluklarının toprağa bağlılklarının, daha köklü olduğunu kabul eder. Öyle ki, başka toplulukların şu veya bu şekilde gelip yurtlarına yerleşmelerine de sessiz ve gözlemci kalmışlardır. Hatta çoğunda onlarla paylaşmış ve yurt tutmalarını da sağlamışlardıç. 

Resmi tarihimiz Anadoluya 1071 de geldiğimizi söylüyor. O tarihlerde bu topraklarda; Kürtler, Ermeniler ve Rumlar zaten yaşıyordu. Peki ya Hititler'e, ya Firigler'e ne oldu. BUHAR MI OLDULAR. Peki Orta Asyadan gelen bizler, neden o ülkelerde yaşayan kardeşlerimizle fiziksel benzerlik göstermiyoruz? Yani çekik gözlü, küçük burunlu ve elmacık kemikleri çıkık.Türk ve Öztürk soyadı Kürtler'de çok yaygındır. Çoğu; devletin Nüfus Memurlarının hediyesidir. O insanlar da ya severek, ya da metezori bu soyadlarını almışlarsa bize ne?

PEKİ ŞİKAYETÇİLER Mİ?

"Siz dedemize, babamıza bu soyadını silah zoruyla mı verdiniz diyorlar."BİZİM TÜRKLÜĞÜMÜZ BU KİŞİLERE SAYGI DUYMAMIZI GEREKTİRMEZ Mİ? K. Mükremin BARUT