20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Diyarbakır’ı Dinlerken…

Türkiye’de, 2.Cumhuriyetten önce hazırlık olarak, “ABESLE İŞTİGAL” rejimi var… Bu rejim dili “Laf-ı Güzaf”, başlıca işlevi havanda su dövmek. Rejimi yönetenlerin, başlıca işlevi, gaflet, yalakalarının da, fesat, tezvirat gaflet…

Bu rejimin en son gafleti, “bile bile lades”; Güneydoğu’da isyan bayrağını “Büyük Kürdistan” bayrağını çekmişler, bu devletin “eyaletlerini”, Federasyonun “Cumhuriyetlerini “ kuruyorlar; Demirtaş, “Dersim Cumhuriyetini” kurmuş… Bu “Cumhuriyetin” meydanında, TC Devletine baş kaldıran Seyit Rıza’nın anıtı var… TC. Hükümetinin ve Mülki Amirlerinin gözleri önünde! Bu sırada, bizim gaflet erbabı, Van’ın Özalp ilçesindeki “Mustafa Muğlalı” Kışlasının, adının değiştirilmesini istiyor… Yöre Halkını rahatsız ediyormuş!

Diyarbakır’dan, Kürtçenin (hangi lehçesi bilinmez) eğitim dili olmasından da öte, resmi dairelerde geçerli olması için meydan okumalar istekleri yükseliyor!…

Emine Ayna adlı kadın, “Bize Türk dedirtemezsiniz” diye yırtınıyor… Sana Türk diyen ve seni böylece şereflendiren kim, a kadın! Ama sana ve diğerlerinize, böyle pervasızca konuşmak, Baydemir’e Demirtaş’a, Kürdistan bayrağını açmak imkânını vereniler, ortamı “açanlar” kim? Biliyoruz… Oy uğruna, her şeyi yaparlar onlar! Hatta “Türkiye Türklerindir” demek yanlıştır derler ve oy için, “EVET” dedirtmek için, Anayasadaki “Türklük” ifadesini, “Türkiyelilik” olarak değiştirmeye razıdırlar… Şimdi APO/PKK ile pazarlık yapıldığını inkâr ediyorlar, ama Ahmet (neden – nasıl) Türk’ün Aysel Tuğluk’la birlikte, İmralı’ya gitmesine, aracılık yaparak APO’dan medet umuyorlar…

Diyarbakır'daki, STK’lar, muhakkak iyi niyetle, sorunun “Barışçı çözümü” için çareler arıyorlar… Değerli Profesör Namık Volkan başkanlığındaki bir “bilgeler” heyeti de Cumhurbaşkanına, sorunun çözülmesi konusunda, rapor verecekmiş… Muhakkak ki, iyi niyetli girişimler! Pişmiş aşa su katmak, kötümser olmak istemem ama eğer bu, aydınların gafleti değilse muhakkak abesle iştigal. Adamlar “Büyük Kürdistan’ı” ilan etmişler. Hiç vazgeçerler mi? Artık pazarlık “masasına” oturmaya bile razı olmazlar… Hem “pazarlık masasına” oturulsa, TC. Devleti ve Eşkıya arasında ne pazarlığı yapılacak? “Muzaffer taraf” yani, PKK ile “Sınır Pazarlığı mı? Türkiye ile Kürdistan arasındaki sınırın, çizilmesi mi? Daha önce, APO ve eşkıyaların affedilmesi koşulları mı?

ÇÖZÜM ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ?

“Çözümsüzlük” tabii ki çözüm olamaz. Kürt Sorunu, Güneydoğu sorunu muhakkak çözülmeli, akan kan durmalı… Ama önce bu savaşı kimin-neden başlattığı hatırlanmalı! Bu savaştan nemalanlar safsatası bırakılmalı. Ve herhalde, Çözüm TC ve Türk Milletinin birliği ve varoluşu pahasına, ilkelerimizden taviz vererek olmamalı! Nasıl mı? Daha önce devlet adamlarının yaptıkları gibi… Ortada kaynatılan cadı kazanı var… Ateşi körükleyenler var. Üzerine arozöz dolusu, su sıkılsa da, bu ateş sönmez artık! …Bu biline!

Eşkıya ile mücadeleyi bıraktılar; kendi ordumuzu dize getirmekle övünüyorlar! …Düşmanlara ne hacet!... “Abesle İştigal” Cumhuriyetine hoş geldiniz!

BAŞKADIR MEMLEKETİMİZ

“Bir başkadır bizim memleketimiz, şimdi “bambaşka” oldu bizim memleketimiz… Ve her gün biraz daha “başka” olmakta… “Lay” nakaratıyla!

Bundan sonra “Güneş ufuktan şimdi doğar- Yürüyelim arkadaşlar”, diyecek miyiz?

Hayal mi kuruyorum?… Mazide mi kaldım… “Anakronik” çağdışı mıyım? Samsun rıhtımını boşuna mı gözlüyorum!

Bu yazıyı yazarken kulaklarım- kulaklarımız-gözlerimiz, Diyarbakır’da…

Umudum, hala, Erdogan’ın TC Başbakanı olduğunun bilincine varması ve “Ne Mutlu Türküm diyene” diye haykırtması… Bunu yaparsa, bölgedeki zaten kazanacağı şüpheli olan oyları kaybeder ama, Türk milletinin gönlünü kazanır… Yapmaz, kıvırırsa, “Referandumda” Ona “Hayır” demek için yeter sebep oluşur…

Türk milletinin aptal olup olmadığı, Erdoğan’ın kaderi, “ Referandumun” neticesi, Diyarbakır’da tayin ediliyor!***
 

Yayın Tarihi : 4 Eylül 2010 Cumartesi 10:08:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Sayın yorumculara hitaben (Dr. S.) IP: 88.231.68.xxx Tarih : 5.09.2010 17:32:48

KURTULUŞ SAVAŞI, TÜRKÜN TÜRKLE, KÜRDÜN TÜRKLE BERABERLİĞİ SONUCUNDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ VE BİZLERE "ANADOLU'DA KARDEŞÇE BİR YAŞAM SAYESİNDE,  BATI EMPERYALİSTLERİNDEN SOYUTLANMIŞ "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" EMANET EDİLDİ. HÂLÂ NEYİN MİRASYEDİSİ VE DE KİMLERİN UŞAKLARI OLARAK YORUMLAR YAPMAYA UĞRAŞIYORSUNUZ ! (İstedikleriniz ABD güdümü mü, AB tahakkümü mu, Batı emperyalistlerinin gözetiminde 'Anadolu'nun parçalanması' istekleri mi ? BİR DE BUNLARA CEVAP VERİP, YORUM YAPINIZ !)


m.emin aydınyüz IP: 88.251.148.xxx Tarih : 4.09.2010 12:40:16

Sayın Altemur Kılıç,Hep şikayet ediyorsunuz.Bakın siz bile "Çözüm çözümsüzlük mü" diyorsunuz.Öyle anlaşılıyor ki sizlere göre tek çözüm,apaçık söyleyemeseniz de bazı elebaşıları sallandırmak.Bunu saddam yaptı ve Irak'ın başına gelenler hepimizin malumu.Ben emekli bir öğretmen olarak gerçekten sizlerden somut bir çözüm önerisi bekliyorum.Aksi halde yapılmaya çalışılan ama becerilemeyen ( bana göre PKK nın ve muhalefetin tutumu yüzünden ) açılım sürecini desteklemeye devam edeceğim. sevgi ve saygılarımla....


K. Mükremin BARUT IP: 85.99.67.xxx Tarih : 4.09.2010 11:25:43

AH AH ! Ülkemin koskoca akil adamları. Buram buram tarih kokan ve bizim okuyarak öğrendiklerimizi bizat yaşamış olan büyüklerimiz. PKK ve Ahmet Türkü aynı kefeye korsanız, Kürtlerle barış için kimi muatap alacaksınız. Ahmet Türk ve o jenerasyon sizin masa başına oturup anlaşabileceğiniz son kuşaktır. Ama Kürt sorunu onun başının altından çıkmış gibi köşenizden salvo atıyorsanız iyi niyetiniz tartışılır hale gelir.

Ahmet (bal gibi ve gerçek) Türk toprak ağasıdır. Bu meseleler çıkmadan önce onunla Anadolu Kulüpte poker oynayanlar, şimdi ona veryansın ediyorlar. Ahmet (bal gibi ve gerçek) Türk, Kürtlertin en barışçı kanaat önderlerinden biridir. Kürtlerin Martin Luter King'i dir. Onu tırpanlamak isteyenlerin, 25 yıldır süren bu kirli savaşı nasıl bitirecekleri şüpheyi şayandır. Yeni nesil Kürt gençler inanılmaz derecede kemikleşmişlerdir. Savaşın içinde doğmuş ve savaşın içinde gençlik yaşlarına ulaşmışlardır. Çözümsüzlük devam ederse, korkarım ki, "kadın" diye aşağıladığınız Emine Aynayı da mum ile arar olacağız.

Dünki yazınızda; "Mehmet Ali Birand, fiziksel engelli olduğu için askerlik yapmamıştır. Bu nedenle de asker düşmanıdır" mealinde bir şeyler yazmıştınız.

Ben sanırdım ki, insanlar yaşlandıkça daha bir bilge olurlar. Hoş görü ve toleransları artar. Kalpleri yumşar ve çevrelerini sevgiyle kucaklarlar. Ben sanırdım ki yaşlılar gençlere barışı teklin ederler. Ben sanırdım ki içlerindeki şiddet duyguları törpülenir, kalp gözleri açılır ve ruhları sivilleşir.

Sayın büyüğümüz şöyle diyor: "Kürt Sorunu, Güneydoğu sorunu muhakkak çözülmeli, akan kan durmalı… Ama önce bu savaşı kimin-neden başlattığı hatırlanmalı!" Kırk bin insan toprağa verilmiş. Fabrika, yol ve okul olacak milyarlar bu kirli savaş için harcanmış. KİMİN ve NE İÇİN BAŞLATTIĞININ NE ÖNEMİ VAR? Başlatanlar da korkunç bedeller ödememiş mi?  Sayın yazarın cümlesinin satır aralarında başlatanlara bedel ödetme vurgusu saklı. Yirmibeş yıldır denenmeyen metot kaldı mı? İçimizden bu düşmanlığı atmadan barışın taraftarı olmamız çok zor.Saygılarımla.K. Mükremin BARUT