19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Dolaplardaki İskeletler


Ülkenin durumunu, kiminle konuşsak, derin bir “AH” işitiyoruz… Başbakan konuşunca “bindirilmiş kıtalardan” yükselen “konserve” alkışlara ve “iliştirilmiş” yazarların övgülerine karşı!

Biz tabiatımız icabı, kendimizi, kendimize, kötüleyen bir halkız… Başka milletler öyle değildirler; ayıplarını, hele yabancılar karşısında, örterler. Ama biz, hele, şu son zamanlarda, yabancıların, aleyhimizdeki yorumlarından sado-mazoşist zevk alıyoruz… “Olumlu” yorumlardan destek arıyoruz. Bu yabancılar, AB, ABD, Anayasa Mahkemesinin, AKP’yi “kapatmama” kararını övüyorlar. Sanki NY TIMES’in alkışları vb. bu hükümet için de, haklılığının kanıtı; ölçüsü bu! Osmanlı’daki “Düveli Muazzama ne der?” sendromu-komplesi hortladı!

NEDEN SEVİNİRLER?

Acaba AB, ABD ve tüm yabancılar, “AKP kapatılmadı” diye, neden bu kadar sevindiler? Kürtler, Yunalılar, Rumlar, Ermenler neden seviyorlar? Tümü Ordusunun gücü kırıldı diye neden memnunlar? Türkleri bu kadar çok sevdikleri, iyiliğimizi istedikleri için mi? En azından, biraz düşünmek gerek! “Dostlarını söyle kim olduğunu bileyim!”

İSKELETLER

İngilizcede bir deyim vardır: “Her ailenin, kişinin dolabında bir iskelet vardır” derler. Yani herkesin “dolabında”, gizlediği bir “günah veya olay vardır” anlamına! Hangi milletin, hangi ülkenin, yakın ve uzak tarihlerinde, dipsiz derinlikler ve iskeletler yoktur! Ama onlar neden bunları bu dolapları kurcalamazlar, “derin" kuyularının dibini bulmaya çalışmazlar da, biz günümüzü gecemizi, dolabımızda, sanal “iskeletler” aramaya haccederiz. Ve “Dipsiz bir gayya kuyusuna” maksatlı olarak atılan taşları çıkaramayız?

Bugünlerde Türkiye’de, öyle bir ortam var ki herkes, biri birinin “dolaplarında” ”iskelet” aramakta yarışıyor! Bu rekabet içinde, en basit şeyden, dedikodu, anlam çıkarılmakta… Saçma, komik olana kadar!

ÇATAL MESELESİ

Çankaya’da, Bahreyn Kralı şerefine verilen yemekte, Kral, çatalını düşürmüş de sağında oturan Büyükanıt Paşa, yerden almış ve usulca yerine koymuş… Doğrusu, Kralı mahcup durumda bırakmamak için, bir zarafet hareketi! Türkiye Genelkurmay Başkanı Kralın çantalını yerden alınca, zarafet göstermiş, onurumuzdan bir şey kaybetmemiştir! Onurumuzu, asıl zedeleyen, TC Cumhurbaşkanının ve Başbakanının Arap Kralının huzuruna, çıplak ayaklarına, gitmeleriydi! Babacan’ın İran Cumhurbaşkanının Anıtkabir’e gitmemekte direnmesini “ayrıntı” saymasıydı!

Bence, şu bağlamda, CHP’nin, Hükümetle Ordu arasındaki “sıcaklığa”, Büyükanıt Paşaya zırhlı otomobil alınmasını kanıt olarak göstermesi de, yanlış olmuş ve asıl AKP’nin işine yaramıştır… YAŞ’ta ihraç kararının çıkmamasına gelince, ben bunu “sıcak havaya” değil, sırası gelince, muhakkak belli olacak bazı nedenlere yoruyorum!

Ama bu dedikodular bu iddialar, ülkeye hakim olan “Ergenekon Kültüründe”- havasında müsait zemin ve ortam bulmakta; bu, haber ve ahlak kirliliğinde, bir iddianın “şüyu” bile, vukuundan beter!

Acaba Sayın Başsavcı iyi niyetle ve kendi görev anlayışına göre de olsa, kararlar sonunda nasıl çıkarsa çıksın, ülkenin, kamuoyu havasına ve “akıl sağlığına” verdiği zararın farkında mı? Bu, iddiaları destekleyen medya farkında mı? “Ergenekon Çetesinin” muhayyel eylemleri, ülkeye bundan fazla zarar veremezdi! Kararlar ne şekilde çıkarsa çıksın bu zehirli hava kolay temizlenmeyecek ve bu da ancak düşmanların işine yarayacak! “Ergenekon”dan, dağları delsek de, kolay çıkamayacağız… Eğer olmuşsa “darbe” teşebbüsleri örtbas mı edilmeliydi? Tabii ki hayır, ama tahkikat böyle yürütülmemeli, insanlar nahak yere, peşinen mahkûm edilmemeliydi! Türkiye’nin havası kirletildi bir kere; beraatlar çıksa da, bazı yargıçların ““Ergenekoncu” oldukları iddia edilecek. Bunun “kapısı” yapıldı bile!

YENİ FİLMLERİ BEKLERKEN

“Dipsiz gayya kuyusu” Ergenekon davasında, filmin makaraları 600 yıl öncesine kadar sarıldı… Bu davada Orduya fatura çıkarmak isteyenler aynı filmi 1960’lara, 70’li yıllara geri sarıyorlar, ancak kameraları, o olayların da tek tarafını gösteriyorlar… “Ergenekon çetesi” o zamanlarda var idiyse, 1960’dan başlayarak o “fırtınalı yıllarda”, Dev- sol, DHKP, vb insanları öldüren terör örgütleri ve cinayetleri de vardı. Daha geride de bu “Cadı Kazanın” kaynatılmasının başlangıcı olan 27 Mayıs Darbesi vardı…”Seçmece” seçmeli “liberaller”, bu gerçek çeteleri görmezden gelirler. Doğrusu da, yüksek ülke çıkarları bütün bu eski yaralarım kaşınmamasını gerektirir!

Bunlara göre Kapatma Davasının, Kapatmama kararıyla sona ermesiyle, makineye, gene eski, siyah – beyaz, karanlık filimler kalacak, makara geriye sarılacak! Güldürü mü olacak, trajedi mi, Belli değil, Liboşlarla, gericilerin ortak umudu,” happy ending” –“mutlu son “ “Birinci Cumhuriyetin” sona ermesi ve 2. Cumhuriyet’in başlaması!

Evet, birileri, eski, siyah- beyaz filmlerin makaralarını geriye sarıp, boyuna, vizyona sokuyorlar… Artık, yeni, geniş vizyonlu , “Panavizyon” kameralarla “teknikolor” renkli iç açıcı umut veren Filmleri çekip, makaraları ileriye sarmanın zamanı gelmedi mi?***

Yayın Tarihi : 7 Ağustos 2008 Perşembe 13:03:01


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?