19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Efsaneler ve gerçekler

Gerçek şu ki, PKK terörü, sadece Güneydoğu’da değil, bütün Türkiye’de azdıkça, şehit cenazeleri, bağrımızı kor gibi yaktıkça, “milliyetçi dalga” yükseliyor!. Bu tehlikeye karşı radikal çarenin, “Kuvvay-ı Milliye ruhuyla ve TSK tarafından, bu isyanın muhakkak “tenkil” edilmesi olacağı da ortada! Bu sorun ve olaylarda artık, itidal payının kalmadığı, Yağmur Atsız’ın yazdığı gibi, “mutedil Kürt Milliyetçiliği ve milliyetçileri” de kalmadığı kadar açık!

Bilgi Üniversitesinin (!) uzmanları tarafından yapılan Kamuoyu araştırmasında, gerçek,yani Türk Milliyetçiliğinin yükseldiği tespit edilmiş. Ama bence bu araştırmanın maksadı ve ayrıntıları kasten “karışık”; verilmek istenen mesaj, araştırmayı yöneten uzmanın, Doçent Dr.Umut Özkırımlı’nın, ifadesiyle “ Milliyetçiliğin iyisi yoktur- Türk milliyetçiliği de Kürt milliyetçiliği kadar kötü ve tehlikelidir…

Ve muhakkak durdurulması gerekir!” Zaten bir süredir entel-sözde aydın köşe ve programlarında pervasızca işlenen tema, Türk milliyetçiliğini kötülemek, bu, en yüksek değer bildiğimiz ve Cumhuriyetin temel ilkesi olan öğeyi kendileri için zararsız hale getirmek. Bu son araştırmanın da Bilgi Üniversitesi şemsiyesi altında yapılmasına – yaptırılmasına “mim” koyun ve paraca yüksek bedelinin kimler tarafından finanse edildiğini, araştırmaya ortak “İnfakto Research Workshop”un ne olduğunu sorun, düşünün! Bu gibi araştırmaları örgütleyen, para kaynaklarını sağlayanların kuyrukları bir yerde mesela Çerkezlerin ve diğer etnik gurupların kökenlerinin “bilimsel” araştırmalarını finanse edip sonuçlarını kendi damgalarıyla yayınlayan AB çevrelerinim kuyruklarıyla birleşiyor. Dedim ya, oyun büyük oyun!

MASAYA OTURMAK-OTURTULMAK
Bu oyunun bir parçası da, Kürt-PKK “sorununun” masada “uzlaşmayla” uzlaşmayla çözüleceği efsanesi ve “mazlum –hakları yenmiş, sömürülmüş Kürtler” edebiyatı!
Son günlerin “dil yaralarından” Başbakan’ın Demokratik Toplum Partisi Eşbaşkanı Ahmet (neden Türk?)e verdiği cevabın “yanlış anlaşılması” var. Ben TC Başbakanının, cinayet ve eşkıya örgütü PKK ile masaya oturmayı isteyebileceğini düşünmek bile istemem! Ancak, “PKK’nın terör örgütü olduğunu söylesin, konuşalım” demesi yanlış taraflara çekilebilecek mahiyette idi…

Nitekim çekiliyor da! Soyadının neden “ Türk” olduğunu bir türlü anlayamadığım DTP lideri de bu sözlerin muhatabının PKK olduğunu anlamış ve umutlanmış. ! Bir şeyin şüyuu vukuundan beter felaketin de müjdecisi!

İSPANYA -İRLANDA
Medyamızda da bazı aklıevveller “canım neden olmasın” yollu yorumlar bile yaptılar, yapıyorlar… Hükümetin İspanya! Da ETA ile olduğu gibi, İngiltere’de IRA ile olduğu gibi, Terör örgütleri veya temsilcileriyle, müzakere masasına oturabileceğini ve böylelikle şiddete ve teröre son verilebileceğini yazıyorlar… Bu gafiller ve de maksatları başka olanlar, bizdeki koşulların ve adı artık “Kürt Sorununa” çıkarılan sorunun ne Bask ne de İrlanda sorunu ile aynı olmadığını anlasalar bile, kasten anlamak istemiyorlar… Çünkü çoğunun, Avrupalı ve Amerikalı dostlarımızla örtüşen önerileri başından beri, “barışçı çözüm” , yanı Güneydoğuyu Kürdistan’a “verip kurtulmak”. Bunlar bunun için APO’ya postacılık yaptılar! Ve TSK’nin sorunu silahla çözmesini bir türlü içlerine sindiremediler!

Fakat bu vahim yanlışlık sadece bir kısım medyada değil… Geçenlerde, devletin yüksek katlarından, “Kuzey Irak'taki Kürdistan oluşumuna, Talabani'ye Barzani'ye artık alışmak gerekir” diyenler oldu. Hatta devletin hassas görevlerinden yeni emekli olan bazıları APO’yu “kullanmayı” önerdiler!

Sürdüre gelen efsanelerin başında, TC Devletinim bunca yıl Kürtleri sömürdüğü, geri bıraktığı ve de “asimile” ettiği! Şimdi Terörün bölgeye aş iş v e istihdam götürerek, hemen bitirilebileceği iddiası veya hayali var. Türk devleti ve insanları, bunca yıl Kürtler benimsemiş-benimsemeye çalışmış, “sen Kürtsün” diye kimseye ayırım yapmamış, hatta adı bile yokken “pozitif ayırımcılık” yapılmış, Kürtler her mevkie ve makama serbestçe gelmişler, ama iddiaya göre, aşağılanmış ve sömürmüşler!

Bölgedekiler ve Batı'da zengin olan Kürtler, her şeyi devletten beklemişler ve memleketleri için fazla bir şey yapmamışlar!

YIL 1972 VE BAKAN GÖĞÜŞ
Bir arkadaşımız- TERCÜMAN ‘da Yağmur Atsız, eski Devlet Bakanı Ali Ihsan Göğüs’ün 1972 yılındaki sözlerini hatırlattı; O yılda, 2.Nihat Erim Hükümeti döneminde, Çankaya’da, Cumhur Başkanı Cevdet Sunay’ın Başkanlığında terör zirvesi yapılıyor… Sebep Teröristler Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Kemalettin Eken’i Ankara’da i evinin, önünde öldürmüşler… Suikastın Kürtlerle bağlantılı olduğu tespit edilmiş ve toplantıya katılanların bazıları, sorunun Güneydoğu halkının yoksulluğundan ileri geldiğini ve bölgeye yatırım, iş, aş vb. götürülmesiyle çözüleceğini söylemişler. 2. Erim Hükümetinin en genç bakanı gazeteci kökenli Ali İhsan Göğüs bu toplantıda konuşuyor ve özetle; şunları söylüyor; ”Güneydoğunun geri kalmışlığı bir vakıadır ve giderilmesi de elzemdir…

Ve zaten bunun bilincinde olan Cumhuriyet Hükümetleri Doğuya yıllardan beri genel Türkiye ortalamasından çok üzercinde yatırım yapmakta v e Batıdan aslını Doğu'ya akıtılmaktadır. Bunun için de, bu haince olayı ekonomik sebeplerle izah etmek ve terörü adeta haklı göstermek doğru değildir… Adam öldürerek yatırım sağlanmaz ve yatırım yapılsın diye kimse canını feda etmeyi göze alamaz… Bu caniyane girişimin failleri VATAN uğruna hayatlarını ortaya koymuşlardır… Bu da Türk vatanı değildir. Kürt “ Vatanıdır!”

Sevgili Dostum Ali Ihsan Göğüs’ün, 1972’de, daha PKK ortada bile yokken, bu söyledikleri, 1972 yılındaki bu acı gerçek, 34 yıl sonra bugün de aynen varit! Güney Doğu’ya oradan alındığından daha fazlası verilmiştir… Orta Anadolu’da, yurdun başka yörelerinde, Güney doğu’dan çok daha geri kalmış yerler vardır. Bizim aydınların iddia ettikleri gibi “ Kürt Milliyetçiliğini “ ve bölücülüğünü Türk milliyetçiliğinim tetiklediği ve tahrik ettiği kocaman bir yalandır. Atatürk milliyetçiliği Kürt vatandaşlarını Türklüğe kazanmak istemiştir.

 Ama bazıları bunu ret etmektedirler! Bu gün, PKK, canlı bombaları, refah ve huzur için değil Kürdistan için mücadele ediyorlar Bunu bilelim ve stratejimizi ona göre tayın edelim; kısacası, Ülkemizin bir parçasını “ Verip kurtulacak”mıyız? Yoksa uğruna bu kadar kan döktüğümüz bu ülkeyi sonuna kadar muhafaza etmek için, Türklüğe sadık tüm insanların – evet, “ asimile etmeye- kazanmaya mı çalışacağız? Bu bağlamda, Türkler için soru ve sorun, artık bir “var olup olmamak” sorunudur! Çözüm de Türk milliyetçiliğindedir!

Yayın Tarihi : 14 Nisan 2006 Cuma 09:52:58


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?