Bugünlerde, Filistin’de, Gazze’de ve Lübnan’daki, savaş ve insanlık dramlarından öte Orta Doğu’da asıl ”Büyük Oyun” oynanmakta! Bizde de, 1 Mart tezkeresine takılı kalıp, ABD’nin PKK ıle mücadele etmemesini bu tezkerenin TBMM’de kabul edilmeyişine bağlayanlar da asıl bu “Büyük Oyunu” göremiyorlar.
“Büyük“Oyunun” anahtarı ABD Dışişleri Bakanı Condollezza Rice ‘in Lübnan’daki şu sözlerinde : “Yeni bir Orta Doğu kurmanın zamanı geldi”!”Yeni Orta Doğu” nedir? Tabii ki, ABD'nin " Büyük Orta Doğu Projesi"! Ve bu Projenin Türkiye’yi ilgilendiren ayrıntısı da, ABD Silahlı Kuvvetleri dergisinde, ,haritalarıyla, açık seçik açıklanan Türkiye’yi parçalamak, Topraklarımızı Kürtlere, Ermenilere bağışlamak “projesi”! ABD’nin PKK ıle mücadele ederek, Kürtleri karşısına almak istemesi de, bu “proje” ile bağlantılı. Taşlar yerli yerine oturuyor, hem de Lozan yıldönümünde!
ABD’nin BOP’u uygulanması için ortamın müsait olmadığı düşünülürdü. Ama şimdi de.insan, Amerika’nın, Filistin ve Gazze'den sonra, Lübnan'da olayların, şirazesinden çıkarılmasıyla “müsait ortamı” buldu mu, veya, hatta, bu ”müsait ortam” acaba, bilinçli olarak mı, şu sırada ,“yaratıldı” diye! ”
BİRİNCI TEZKERE EFSANESI
Büyük tirajlı gazetelerin başına ve köşelerine, nasıl getirildiklerini anlayamadığım ve devletin yüksek kademelerinde her nasılsa bulunmuş bazı aklıevvellerin, ABD’nin, şimdi PKK ıle mücadelede, bizi desteklememesini, Kuzey Irak’tan dışlamasını, Birinci Tezkerenim. TBMM’den geçmemesine, bağlıyorlar. Onlara göre, Kuzey Irak’ta söz hakkımızı bu yüzden kaybetmişiz… Brüksel’den ahkâm kesen, yazara göre de, “bugünkü durum Tezkerenin ceremesi imiş!
Devlet umuru görmüş, .Hasan Celal Güzel de ,”1 Mart Tezkeresinde kaçırılan fırsattan” dolayı hayıflanıyor ve şimdi “Merkez Devlet” olmak için Lübnan’a gönderilmesi düşünülen NATO Barış Gücünde, başı çekmemizi öneriyor. Dedim ya, gafletin hududu ve mevkii yok!
Aslında, –eğer Tezkere kabul edilseydi. “Ceremesi” Türkiye için çok ağır olacaktı! ABD’nin Türkiye ve Kürt-Kürdistan stratejileri kendi uzun vadeli çıkarlarına göre çok önceden tespit edilmişti. Eğer Tezkere kabul edilseydi de, Amerikan birliklerinin Irak’a bizim Topraklarımızda üslenip geçmelerine müsaade etseydik, bir defa, Irak'taki hoyratlıklarına ortak olacaktık ve bunu Orta Doğu âlemi unutmayacaktı. Sonra, bu “lütfümüz” üzerine, Washington telefonlarımıza balkı lütfen cevap verirdi ama^, şimdi olduğu gibi, bizi “nazikâne” savsaklamak için! Fakat ABD “Büyük Stratejisinden" , gene vazgeçmezdi, Türkiye’de üs ve tesislere, Güneydoğu’ya yerleşir, iç işlerimize bela kesilirdi! .Bakın; ABD'nin n Irak’taki “Büyük Koalisyon” ortağı ülkeler, şimdi bu beladan nasıl kurtulacaklarını düşünüyorlar’ Bizi önce Allah, sonra da Komutanların basiretli müdahalesi ve doğru düşünen bazı milletvekilleri kurtardı!
Bugün de, ABD’yi, PKK ıle mücadeleye -belki- “ikna etmek umuduyla, Lübnan için oluşturulacak Barış Gücüne kuvvet vermemiz gündemde… Eğer Barış gücünde yer almayı kabul etmezsek, bunu da “kaçırılan fırsat”, ABD’nin PKK konusunda zaten devam edeceği muhakkak savsaklamasını “ağır cereme” kabul edecekler! Ama eğer r “bu işleri TSK iyi yapıyor” diye arkamız sıvazlanır, keten pereye getirilirsek ABD’nin “Yeni Orta Doğu Projesinin” piyonu- lejyoneri oluruz.
LOZANIN YILDÖNÜMÜ
TC’nin “Bağımsızlığımın ve Milli Egemenliğinin” tapu senedi olan Lozan Antlaşmasının yıldönümü! , Mustafa Kemal ve arkadaşlarının mücadelesi, İsmet Paşa’nın Lozan konferansında Lord Curzon’u, bıktırırcasına, “bağımsızlık" diye ısrar edip, bu “senedini alması zaferinden, 83 yıl sonra, devletimiz ABD’nin. AB’nin fiili ipoteği altında ise ve kendisini savunmak için, bu yabancılardan icazet istemek ve beklemek durumunda ise, bunda muhakkak acı bır çelişki ve garabet var! .
Aslında kendi ayak seslerimizden korkmamanın, Kendi kıymetimiz, kendi gücümüzü bilmemizin ve kendi milli çıkarlarımızı, gerekirse “kendimizin” –başka kimseden icazet almadan korumamızın ,“zamanı” geldi!
Yayın Tarihi :
27 Temmuz 2006 Perşembe 01:01:01
Güncelleme :26 Temmuz 2006 Çarşamba 15:38:19