19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

El oynaşta, gözler borsada

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşamız, “biz kendimizi savunur, yumruğumuzu vurursak, borsalar oynar, memleket zarar görür” buyurmuşlar.
Milliyetçilikten, takkeli liboşluğa dönme, Taha Akyol, Paşa’nın bu yaklaşımını övüyor…  Bundan önceki Komutanlar ve Genelkurmay Başkanları gibi, “pata küt açıklamalar yapmadığı, bildiriler ve muhtıralar vermediği için” kutluyor!

Ona göre, Özkök, ordunun modernleşmesini ve profesyonelleşmesini sağlamış ve TSK’nin itibarını arttırmış! Bu her şeyden önce Paşanın değerli seleflerine haksızlık; Onların, müdahaleleri olmasaydı, bugün nerede olurduk? Askerler, hareket ve kararlarını savaşta bile, borsa endişe ve hesaplarına ve, demokratik karar almaya bağlarlarsa, ilerde nerede oluruz? Akyol’un, hep yaptığı gibi yabancı kaynaklardan alıntı yaparak, Ordunun, profesyonel bir kurum olarak, artık ”siyasi ve ideolojik işlevi olamayacağı” bazılarının çok işine gelse de,Türkiye'nin, gelenek ve çıkarlarına ne kadar uygundur? Düşünmek lazım!
Sadece asker konusunda değil, siyaset ve özellikle AB sürecin de, bazıların, gönüllerinin ve gözlerinin milli çıkarlarda değil rantlarda ve borsa tablolarında olması, uzun vadede ülke yararlarına mı oldu? Bunu da, rahat koltuklardan ahkâm kesmeden düşünmek lazım!
Ben, haddim olmayarak, sevgili Paşama derim ki, "vur yumruğunu, memleket ve ordu aşkına, Paşam; siz TSK'ni savunmazsanız, sadece Orduya değil şu sırada ülkeye sahip çıkmaz yumruğunuzu vurmazsanız, kimsenin pek vuracağı yok! Vursalar bile etkili olamıyor! Liboşların değil milletin sesini dinleyin!”

NE OLDU BÖYLE, BİZE?
Evet; “Ne oldu böyle bize? Milli değer ve inançlarımız nasıl, böylesine aşındırıldı?”… Sözde aydınlar çıkıp, “Ermenilere katliam yaptık, Kürtleri ezdik” diye büyük bir hevesle öne çıkıyor, sempozyumlar düzenleyebiliyor, yabancı gazetelere demeçler veriyorlar, askerliğe orduya laf atıyor ve “vicdani ret” diye vatan görevi yapmaktan kaçmayı, iftihar vesilesi yapıyorlar ve “insan hakları” kisvesi altında itibar ve savunma altına alınıyorlar! Son olarak vatandaşlık kanununda askerlikten kaçanların, vatandaşlıktan çıkarılmaları maddesi kaldırıldı!

“Ne oldu böyle bize?” .. Türkçesi düzgün olmasa da, devrik bir cümle ile cevap vereyim; “Liboşlar ve Avrupa Birliği ‘oldu’ bize!”. Vatandaşlık Konusundaki yeni düzenleme herhalde Kopenhag Kriterlerine “uyum” gereği… Askerlik, Ordu düşmanlığı ve askerden kaçmak ta, herhalde liberallik gereği! Stalin’in Soğuk Savaş döneminde, Sovyet saldırı tehditlerine karşı zamane “liboşlarının” Batının savunma çabalarına “Barışçılık” diye taş koymaları karşısında onlara “bizim işimize yarayan budalalar” demişti… Bu aynı “budalalar” şimdi kimin kimlerin emellerine hizmet ediyorlar?

Başlığında “ Türkiye Türklerindir” sözleri olan HÜRRİYET gazetesinin Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök, şarap konusundan vakit buldukça “ciddi” yazılar da döktürüyor. Böyle bir son yazısında ”bedelli”, yani tam değil, kısa devre askerlik görevini yapan bir gencin, TSK’ne bağlılığını derinden sarsan” bir olayla karşılaştığın yazmış..

O gence ve Ertuğrul’a göre Genelkurmay tarafındanım görevlendirilmiş bazı subaylar bu gençlere “doktrinler eğitim “ verirken, Avrupa Birliğine karşı görüşler empoze ediyorlarmış (!) … Ağızlarına sağlık: başlıca işleri TSK’ni kışlasına sokmak olan AB’ne, hayır duası okuyacak değillerdi, herhalde!

Meğer, bu komutanlar Fener patrikhanesi ve misyonerlik faaliyetleri konusunda da ve bazı sözde müttefik ülkeler konusunda çok ağır konuşuyorlarmış… AB’yi savunanlara “hain”, bazı gazetecilere Alı Kemaller diyorlarmış… Gene ağızlarına sağlık! Özkök bu komutanları herhalde Özkök Paşaya uyarılmaları için jurnal ediyor… Eğer, bu komutanlar, AB’nin “nurlu ufuklarını ve bu arada TSK iğdiş edilmesi dayatmalarını övselerdi ve “AB’ne taraftarız” deselerdi, Ertuğrul Özkök onları methedecek, ödüllendirilmelerini isteyecekti! Özkök, Komutanların söylediklerinin gerçek olmadığını mı iddia edecek? AB, bunca vukuatından sonra, hayrımıza mı? Medyada sicilli hainler yok mu? Patrikhane konusu saatli bir bomba değil mi? Eğer Özkök böyle düşünmüyorsa şaşarım aklına!” Kimden neden yana?

Ertuğrul, bu çok yüzeysel yaklaşımında gençlerin bu komutanların yaklaşımlarıyla, dincilerin yaklaşımlarının aynı olduğunu düşündüklerini de yazıyor. Sözü Van Savcısı iddia nemsine getirerek, “Eğer bu iddianamedeki ki ifadeler Komutanları rahatsız ettiyse, kendileri de toplumun diğer kurumları ve üyelikleri hakkında daha dikkatli davranmalıdırlar” diye yazıyor… Kel alaka ve eş mana!

DÜN VE BUGÜN
“Ne oldu böyle bize?” demiştik… Dün büyük Türk Devlet adamı Talat Paşa’nın Berlin’den bir Ermeni tarafından şehit edilmesinin yıldönümü idi."Ermenileri kestik " sempozyumları düzenleyenlerin umurunda mı? Asıl Ertuğrul Özkök’ün yönettik HÜRRİYET bu olayı ve Paşayı ne kadar andı? Önümüzdeki günlerde Türk vatanseverler Berlin de buluşacaklar… Hürriyet ve diğer gazeteler bakalım ne yapacaklar… 16 Mart 1920’de İngilizler İstanbul’u işgal ederken uykudaki silahsız bando askerlerini kalleşçe şehit etmelerinin erlin de yıldönümü idi… YENİÇAĞ dışında hiçbir gazete ve özellikle anlı şanlı holding gazeteleri, şu sırada çok birçok şeyleri çağrıştırması gereken bu acı olayı hatırlamadılar, hatırlatmadılar…

Bugün, 18 Mart’ta, Berlin’de yüzlerce Türkün katılacağı ve aslında Ermeni iddialarına karşı muazzam bir Talat Paşa yürüyüşü var… 19 Mart’ta da gene Berlin’de Ermeni Katliamı iddialarının yalanlanacağı Kurultay toplanacak… Ve bakalım, Türkiye’de yapılan Ermenim sempozyumuna sayfalar ve dakikalar tahsis eden malum ve mahut medya bu olayı nasıl yansıtacak?

18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferinin de yıldönümü. Bu zafer de yabancı –Avrupa saldırganlığına karşı milli şahlanışın dönüm noktası idi… Bu savaşlarda kendisini gösteren Anafartalar i Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal bu başarısı ile Kuvvay-ı Milliye’nin önderliğini kazanmıştı. Gerici basının bu konudaki tutumu malumdan malum- bakalım “ilerici” medya ne yapacak? Bir zamanlar gazetelerin baş sayfaları bu zaferle donatılırdı… Ne oldu da, şimdi HÜRRİYET gibi “en çok satan gazetenin sür manşeti seks vb haberlerine ayrılıyor? Kısacası, milli değerlerimiz aşındırılırken ve milli çıkarlar tehlikede iken “El oynaşta, gözler borsa tablolarında.”

Yayın Tarihi : 18 Mart 2006 Cumartesi 02:59:16


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?