Gözlerim kapalı olduğu sırada yazacak çok önemli konular çıktı… Önce, Kuzey Kıbrıs “Türk” Cumhuriyetindeki, bazı densiz “Talatgillerin” Türkiye’ye akıl almaz hakaretleri… Bu konuyu ilk fırsatta yazacağım.
Ve acı bir ölüm: Sevimli -cana yakın sunucu- oyuncu Defne Joy Foster’in esrarengiz ölümü. Bu başarılı sanatçının, güzel kadının, arkasında bebeğini bırakarak ölmesinin, acısından öte, maalesef, başka, esrarlı, şüpheli ve düşündürücü boyutları var.
Bu boyutları, mesela, aşırı alkol faktörünü, göz ardı etmek mümkün değil. Gençlere ve diğer sanatçılara ibret olmalı.
KAŞIMAK - KAŞINMAK
Olay, bu kadarla kalsaydı, mesele olmazdı… Fakat İlker Yasin Solmaz’la evli Defne, o gecenin, geç saatlerinde Kerem Allan’ın evinde ve onula “birlikte” imiş… Kerem, Çetin Altan’ın torunu, Taraf Genel Yayın Müdürü Ahmet Altan’ın oğlu ve Taraf’ın Yazı İşleri Müdürlerinden. Polis, şüpheli olarak, ifadesini alıyor. Tatmin edici olması umulur: aksı ispat edilene kadar, masum ve de, böyle bir şok yaşadığı için mağdur telakki edilmeli! Defne’nin eşi İlker Yasin Solmaz, bu gece “birlikteliği” ortaya çıkınca, 'Defne'nin ihanet ettiğine inanmıyorum' demiş… Bu “geniş yüreklilik” ve bir bakıma da, eşine arkasından “yürekli” sadakat! Bir evde-odada da ”elektrikler sönünce”, neler olduğu, kimseyi alakadar etmemeli!... Ama ne var ki, bazıları aşırı savunmaya, tevile - sonra da, doğru bazı şeyleri yazanlara, mesela bu konudaki, düşüncelerini, açıkça yazan Hıncal Uluç’a, duygu sömürüleri yaparak, hakarete varan boyutlarda saldırıyorlar…”Mesleki dayanışmadan” da öte, “liboşların dayanışması”!
Oysa merhume Defne, mezarında, anası eşi rahat bırakılmalı, babası ve eşi bundan sonraki yaşamlarında rahat bırakılmalıdırlar… Zira duygu sömürüsü ve tartışmalar uzarsa, altından “çapanoğulları “ çıkabilir. Defne’nin ruhu muazzep olur! Bunun için de fazla kaşımasınlar –kaşınmasınlar.
Söylemeye mecburum. Defne güzeldi. Hoştu, ama bazılarının demeye getirdikleri gibi “azize” değildi. Gecenin o geç saatlerinde, bir adamın -Kerem Altan’ın- evinde ne işi vardı?… ”Pişti mi” oynuyorlardı? Fazla, eşmeyelim daha iyi… Dinimiz, ölüleri hayırla yâd etmemizi emreder!...
KEREM’İN SUÇU N E?
Olayın kahramanlarından ve şüphelilerden biri, Polis tarafından, hemen sorguya çekilen Kerem Altan’ın, ifadelerinin, ne derecede doğru olduğunu saptamak, yargının ve polisin görevidir. Aklanması temenni olunur. Ama dedim ya: bunlar özel “hayat”!
Ne de olsa -kim olsa, Kerem Altan, bir meslektaş- önce mesleğimize gölge düşmemeli! Bazılarımızın, bu güç günlerinde onunla dayanışma göstermeleri de, doğal! Ancak, bunu da fazla abartmamak, çifte standarda ve “riyakârlığa” kadar götürmemek koşuluyla!
RİYAKÂRLIK
Arkadaşımız Sabahattin Önkibar, “Ahmet Altan’la aynı efendiye iman edenler” başlıklı yazısında bu riyakârlığı ortayla koymuş; Joy Foster Defne olayı ile “ Haliç’teki Simonlar” kitabının yazarı, Hanefi Avcı olayını kıyaslıyor. Malum dinci ve de “liberal” çevrelerin Jane Foster’in, ölümü konusunda gösterdikleri aşırı duygusallığı ve aşırı toleransı, Hanefı Avcı’nın bir hanım arkadaşı olması hususunda, göstermiyorlar -aksine, onu oradan- kadın arkadaşından vuruyorlar! Diyor. Önkibar bu saptadıktan sonra, Jane Foster Defne olayına dönüyor: Sabahattin kardeşim Liberal çevrelerin de ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor! Soruyor: “Taraf gazetesinin her şeyi olan Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan, nasıl oluyor da evli ve çocuklu olan bir hanımı gecenin bir yarısında içkili hâlde evinde ağırlıyor? Dahası, evli ve çocuklu olup hayatını kaybeden bu hanım hakkında nasıl duygusal yakınlığım vardı diyebiliyor?"
SOMUT BİR FARAZİYE
Ben de, ”tespihte, hata olmaz” diyerek, daha somut bir riyakârlıktan öte, somut bir,”hainlik” “faraziyesine” değineyim: Farz edelim ki. O gece Defne ile “birlikte” olan, Kerem Altan değildi de, genç bir subaydı… Son modaya göre de, bir Deniz subayı idi. Bu olayın ertesinde, Taraf’ın sür manşetini ve sonra da “Baba” Altan’ın, başyazısını görüyor gibiyim… Askerlerle ilgili, en ufak olaydan, en pespaye dedikodudan, TSK ve mensupları aleyhinde, “ fuhuş, uyuşturucu, casusluk” iddiaları çıkaranlar – ve alçakça ahkâm çıkaranlar, böyle bir olayı da, TSK’nin itibarını kırmak için nasıl dallı budaklı, kullanırlar, günlerce, sakız gibi çiğnerlerdi!... Bu adamlar, işte böyle, riyakâr ve çifte ölçülüdürler...
Onların günahları boyunlarına! Defne Joy Foster’e, Allah rahmet eylesin – eşine, anasına babasına sevdiklerine sabırlar versin –bebek Can, bu olaydan etkilenmeden, can ve ruh sağlığıyla büyür, inşallah! ***
Çetin Altan, 1970'lerde , sosyalizmin savunuculuğunda 'mangalda kül bırakmayan' kişi idi. Gün olur, devran döner !.. Ne yazık ki, dedelerinden torunlarına düştükleri bu durum, ne kadar hazindir '