Türkiye’miz, ”er meydanıdır”. Savaşlar dövüşler sonunda, kimlerin “er”-yiğit- kimlerin alçak ve kahpe oldukları belli olur... Şimdi de, bu “meydanda”, yiğit ve kahramanlarla alçaklar arasında kıyasıya bir ölüm – kalım mücadelesi var.
İşe, en kolayından başlayalım. Gerçekten, Atatürkçü iş adamlarının, kurdukları bu “İş adamları derneğinin” bugünkü “hasb –el keder” Başkanı Ümit Boyner, birkaç gün önce, bazı adamlarla topladığı “Yuvarlak Masa” toplantısında kotarılan “Yeni Anaysa” raporunu iftiharla benimseyerek açıklamıştı. Bu raporda, bugünkü Anayasa’nın “Türkiye Devleti Cumhuriyettir” maddesi dışında, başta “Atatürkçülük-milliyetçilik ve üniter ulus devlet” ilkelerinin değiştirilmesi, hatta İstiklal Marşının Türk Bayrağının da, kaldırılması öneriliyordu.
“Çiftliğin” Hanımağası açıklamasında, “APO ile doğrudan görüşmeli” buyurmuş, o İspanyadaki ETA örneğini göstermişti.
Yanaşmalar yalakalar bunu, “cesur bir çıkış” olarak yorumladılar. Öylesine ki, Ümit hanımın eşi, Cem Boyner, karısına sormuştu: "Bu kadar özgürlük bizi böler"- "Türkiye'nin gerçeklerine uydurmak için biraz tıraşlayalım" şeklinde, uyarı sesleri yükseliyor. Bunlara rağmen, yine bu ilkelerle devam edebilecek sıkı duracak mısınız?”
Başkan da gülerek: “Sıkı Duracağız tabii” demiş. Ben de bu konudaki yazımda “Sıkarsa” demiştim… “Sıkmadı” Taraf gazetesi bile yazdı; Hanim ağa, tepkiler üzerine Öcalan’la aynı hizada görünmek, iş çıkarlarına ters düşmüş olacak ki, şimdi kıvırıyor. Gözlerimizin içine bakarak, “cesur çıkışını” tevile çalışıyor. Diyor ki: “Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olması niteliklerini ve devletin dili, başkenti ve bayrağı konularını içeren anayasanın değiştirilemez maddelerinin değiştirilmesi yönünde ne geçmişte ne bugün bir görüş ve önerimiz olmamıştır. Bu çalışma TÜSİAD’ın ev sahipliği yaptığı ve Türkiye’nin alanlarında tanınmış 22 akademisyen ve kanaat önderinin bir araya geldiği toplantılar dizisinin sonucunda, 5 başlıkta farklı fikirleri derleyen bir metindir. Anılan belge bir TÜSİAD görüş raporu değildir.”
Bu adamlar, bu kadın âlemi, Türk halkını, sersem, kör mü sanıyorlar?...
Haydi, dedikleri gibi olsun; Hanımefendi, sayın “zevceleri” Cem Boyner’in, şu sözlerini nereye koyacak? “İnsanların hakları (iş çıkarları diye okuyun) ve özgürlüğünün ülkenin bölünmesinden ve devletin kendisinden daha önemlidir.”
Zırva tevil götürmüyor, ”mızrak çuvala sığmıyor” kullananların, bir yerlerine batıyor!
SEN DE Mİ ALATON?
Benim kişisel bir üzüntüm, yıllar yılı dost bildiğim, Atatürkçü bildiğim ve içtenlikle, “Ne mutlu ki Türküm” dediğine inandığım, iş adamı, İshak Alaton’un da son modaya uyarak “yuvarlak masa” mı yoksa TÜSIAD raporuna hemen katılması…
İshak Bey der ki: “Ümit Hanım zor bir durumda hem geçmişin insanlarını idare etmeye çalışıyor, hem de ilerici insanları dengelemeye çalışıyor. Çok zor görev yüklendiğinin idrakindeyim. TÜSİAD Başkanı olmak, hele hele ağır topların ağırları altında bu görevi üstlenmek kolay değil, ateşten gömlek içinde… Zamanla, bugüne kadar dünde yaşayan, değişmeyen bu insanlar mecburen bugünü yarını yaşayacaklar. Dünde yaşamanın hiçbir manasının, yaşanamayacağını anlayacaklar. Değişecekler, ama zaman alacak. Seçimlerin kırılma noktası olacağına dair ümit taşıyorum. İktidara gelecek olan her kim olursa olsun bizi hüsrana uğratmaz ve Kopenhag Kriterleri’ne uygun çağdaş anayasa yazmayı becerir.”
Yanılıyorsun, Bey kardeşim İshak: Türk milletinin, devletinin ”değişemeyecek değiştirilmeyecek” ilkeleri vardır. Dokunanları yakar… Haklısın; seçimler “kırılma” noktası ve kıvırma zamanı- zinhar ve maazallah, AKP gene iktidar olursa, bu “fay hattı” kırılırsa, hepimiz - hepiniz, Türkiye Cumhuriyetinin yıkımı altında kalırız. Kurulması tasarlanan 2. Cumhuriyet Padişahlığında, yerinizin, ne olacağı da belli, o zaman, sizi Atatürk bile kurtaramaz!
ŞARK CEPHESİNDE
Ve “Er Meydanının” Şark – Kürt Cephesinde hem “yeni bir şey” yok, hem de “çok şey var”! Erdoğan’ın, TC Başbakanı olarak, adıyla, sanıyla ve bayrağıyla ”Kürdistan” olan Kuzey Irak'ı ziyaret etmesi anlamlı ve önemli... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli özetlemiş: “Başbakan olarak kendisine Irak hükümetini muhatap almışsa ve Irak’ın kuzey bölgesine de Irak Hükümetinin bilgisi dâhilinde teması sürdürecekse mahsurlu bir taraf yoktur ama Kuzey Irak’taki sanal yapı muhatap kabul edilemez-Barzani muhatap kabul edilemez”…
Gazetemizin, ziyaret haberi manşetinde, ifade edildiği gibi, Erdoğan, bu ziyaretinde, hem ABD’nin gönlünü hoş ediyor, BOP oyununa yardımcı oluyor hem de, bölücülerin oyunu devşiriyor. En vahimi, “Kürdistan’ı" zımnen de olsa tanıyor.
Keşke ziyaretinden önce Yeniçağ’da tefrika edilen “Büyük Oyun Büyük Kürdistan” dizisini okusaydı, bu “oyunun” tarihi boyutlarını bilerek ve Kürt Sorununu çözmek ve PKK ile mücadele etmek için medet umduğu, Cemil Çiçek’in “postal yalayıcıları” dediği Barzanilerle, ne mal olduklarını bilerek konuşsaydı. ***