Eski yıl -2005, Türkiye ve dünya için hareketli, tehlikeli bir gelecek yıla- ve yıllara- gebe bir yıldı; benim ailem için de hiç hayırlı geçmedi.
Türkiye, maalesef vizyonu kıt ve devlet adamlığından nasibini almamış, zihniyetleri değişik ellerde; içerde ve dışarıda bir müsademe rotasında, pervasızca ilerliyorlar… İktidarla, hemen hemen bütün kurumlar arasında ipler gereksizce geriliyor… Aslında hiç mesele olmaması gereken şeyler mesele haline getirildi, “kuyuya” akıllı insanların çıkaramayacakları bir takım taşlar atıldı! Bunun sonu nereye varacak?..
Öyle görünüyor ki, 2006 yılı Türkiye için, dünya için ve bölge için hareketli, heyecanlı ve tehlikelerle dolu geçecek.
Geçen yıl konusunda, bence en belirginleşen husus, milli değer yargılarımızın, milli çıkarlarımızla birlikte, mevhum bir AB hayali uğruna aşındırılması… Canlı örnek; ”Milliyetçilik” adeta ayıp kelime oldu.. İçimizdeki liberaller pervazsıca böyle diyorlar! Bunun da somut kanıtı, kitapları dünyada “çok satan” bir Türk yazarının. Orhan Pamuk’un ifade özgürlüğü kisvesi altında milletini aşağılamak “medeni cesaretini” gösterdiği için, ödüllere layık bir kahraman ve hakkında Türk Savcısı tarafından dava açıldığı için de “mağdur” ilan edilmesi… İçerden ve dışardan destek görmesi.. Protesto edilmesinin de “utanç verici“ sayılması…!
AB Komiserleri, onu desteklemek için koşuyorlar ve bizim liberallerle ağız birliği halinde Türk Ordusunu terörü tahrik eden provokatör ilan ediyorlar… Ne hükümet ne de “enteller” canibinden tepki yok!... Kısacası Türkiye’nin onuru, ve zaten hayal olan AB üyeliği, “Pamuk ipliğine” bağlı!
2005 yılına damga vuran olaylardan en önemlisi tabii Irak –ve Bush’un ayıbı. Bu ayıp yüzünden sonunda, kanlı bir diktatör olan Saddam, yargılanması esnasındaki tavrı ıle tarihe bir kahraman olarak geçecek. İroni buna derler!
Tam yıl sona ererken bır umut ışığı; Milli Güvenlik Kurulu son toplantısını yaptı. Bu toplantının analizlerini yapmak için vakit erken. Ancak kısa bildiriden edindiğim izlenimi şöyle özetleyim. “Sivilleştirilmiş” MGK kadrosuna rağmen, son toplantısında, askerlerin terör, Irak konusundaki sağduyulu ve ayakları yere basan görüşlerinin, daha ağır bastığı seziliyor. Özellikle terör konusunda, bence hem kısa vadede, terörün yayılması bakımından, hem de uzun vadede bir tehlike olan- iç göç’ün - yani Güneydoğudan Batı’ya ve sahillere, maksatlı bır akının üzerinde durulması -Irak hususunda, Kerkük konusunda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün, 29 Ekim’de ifade ettiğinin aksine oldu-bittilerin kabul edilemeyeceğinin, ima edilmesi umut verici işaretler. Bütün gayret ve çelmelere rağmen ,TSK en güvenilir Kurum olmaya devam ediyor! Ve tabii, Çankaya’da O mevkie hakkını veren bir Cumhurbaşkanının –Ahmet Necdet Sezer’in bulunması da – yeni Başkan seçimine kadar- güvencemiz!
AİLE HABERLERİ
Beni sorarsanız, 1924 doğumlu olarak 81 yaşımı tamamlamış, 82 yaşıma girmişim… Yani, bir bakıma ”uzatmaları” oynuyor ve son penaltıyı atmayı bekliyorum…
Okutucularım bir bakıma benim ailem; sizlerle geçen yıl yaşadığımız felaketleri, bir nebze paylaşmak isterim. Eşim Güzide, Temmuz sonunda Alanya'ya gelirken ağır bir trafik kazası geçirdi. Hazık ve müşfik Türk cerrah ve hekimleri tarafından tedavi edildi…
Eşim hamdolsun iyileşiyor, yürümeye başladı. Ama çok çekti; Güzide, gerçekten çok cesur ve metin bir kadın.. Herhalde aile mayasında, erkek tarafında, Tosyalılık, Ürgüplülük, kadın tarafında da Çerkezlik olduğu –yani ve tam bir “Türk” kadını olduğu için.!... İtiraf edeyim; son beş ayda onun çektiklerini ben çekseydim, dayanamazdım… Ama o “asenalar” gibi dayandı’ hepimize o moral verdi.… Bu satırlar da, müsaade ederseniz buradan O’na, benim yeni yıl hediyem.!.
Bütün okuyucularımın yeni yılını kutlarım ..Tanrı ülkemizi korusun!