20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Eylül Yaprakları

Eskiden Eylül denince aklıma Okulun, derslerin başlaması, sonra da Mehmet Rauf’un ünlü EYLİÜL romanı gelirdi. . Şimdi ise akıllara sırasıyla, Istan bul’daki 5–6 Eylül 1955 olayları, sonra da 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi geliyor… Ve de, tabii Amerika’daki 11 Eylül 2001 saldırıları!

Doğru koyalım; 27 Mayıs 1960 hareketi, bir cunta “darbesi” idi. Fakat 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980’de TSK ‘nin yönetime el koyması “darbe” değil, . Ordunun emir –komuta zinciri içinde, yapılmış “müdahalelerdi” 

Askerlerin siyasete karışmaları, demokrasiye “müdahale etmeleri ve yönetime el koymaları, “nazari olarak” “hoş” değil- yanlış.
12 Mart’ın birinci yıldönümümde. o sırada, Genel Yayın Müdürlüğünü yaptığım DEVİR dergisinin kapağında , bir kompozisyon vardı.; arka planda Mart ayının takvimi, 12 Mart tarihinin etrafında , kırmızı bir daire var. Kenardaki portmantoda da komutanların kasketleri… O sayıdaki yazımda. , özetle, .” Askerin siyasete müdahalesi iyi bir şey değil ama politikacılar, hükümetler, aciz kalınca, demokrasiyi rayına oturtmak ve ülke çıkarları için. Zorunlu oluyor” diyor ve ekliyordum “ Muhtıradan sonraki bir yılda terörün azarak devam ederse yeni müdahaleler kaçınılmaz olu!” Ve öyle de oldu. Devleti yıkmaya çalışan, Devleri ve düzeni silahla yıkmaya çalışan aşırı sol, Dev Genç – DHKP, Aydınlık gibi örgütlere karşı, Devleti savunmaya çalışan Milliyetçiler-,Ülkücüler arasındaki günde onlarla genç insanımız i ölüyordu… Zamanın Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kuvvet Komutanları birlikte, Ordunun yönetilme el koyduğunu açıklarımca a halkın büyük çoğunluğu derin nefes aldı ve Komutanları “kurtarıcılar” olarak canı gönülden alkışladılar. 

Askeri birliklere balkonlardan çiçekler atıldı… Çünkü hükümetler ve politikacılar terör ve anarşiye başa çıkmakta aciz kalmışlar ve başka çare de kalmamıştı. Bu gidişin sonu iç savaştı. Ordunun da bölünmesi idi. Bugün rahat koltuklarında “12 Eylülü” kınayanlar ve Komutanları yargılamak isteyenler, ülkeyi, içlerindeki bazılarını eylemleriyle İç savaşın eşiğime getiren gerçek şartları, rahat köşe ve koltuklarında unutuyor- unutturmak istiyorlar. Bugün Müdahaleyi yeren ve Evren Paşayı ve komutanları yargılamak isteyenler, müdahaleden sonra onları “ kahramanlar” olarak koyacak yer bulamıyorlar ve Atatürk’e benzettikleri Evren’e hulus çakmak için biri birleriyle yarışıyorlardı.

Müdahaleden sonra bütün olanları, askeri yönetin aşırı hareketlerini tasvip etmek tabi ki mümkün değil. .Clemanceau'nun sözleri akla geliyor “Süngüyle her şey yapılır da, üstüne oturulamaz” Gerçi, Komutanların samimi maksatları “demokrasiyi rayına yeniden, oturtmaktı” ama “askeri” yöntemleri aşırı ve yanlıştı, Kısacası Müdahaleyi yapanlar, ülkeyi yönetmekte başarılı olmadılar ve istemeyerek tesirleri bugüne kadar varan hatalar yaptılar. Ama tekrar ediyorum müdahale gerekçeleri haklı idi.

12 Eylül Yönetiminin en büyük hatası “eşit muamele” uğruna devleti yıkmaya çalışan aşırı solcularla savunmak için mücadele eden, Orduya bağlı ve saygılı Ülkücülerle aynı kefeye koymaları ve onlar da, işkenceye varan muameleler yapılması idi. . Ama dikkate şayandır; bugün 78’ler Vakfı, aydınlar vb, 12 Eylül Komutanlarını, yargılanmaları için feryat ederken, o zaman kendi ordularının mensuplarından işkence ve eziyet gören. Ülkücüler haklarını TSK’ne helal ediyorlar.

Bir de çifte ölçü v ar; : 12 Eylül müdahalesini, şiddetle kınayanlar, gerçek bir “Darbe” olan 27 Mayısı ve sonra yapılan 12 Eylüldekilerden çok daha ağır uygulamaları, nedense, hiç eleştirmezler, yapanları yargılamaktan söz etmezler! 

“Yargılamadan” söz açılacaksa yakın tarihimize. Ülkeyi o şartlara getirenlerin, başta ’78 kuşağı eylemcilerin de yargılanmaları gerekir. Ama dendiği gibi “Eğer geçmişi-geçmiştekileri, yargılamaya kalkarsak geleceği kaybederiz” .

Benim, 12 Eylül konusunda cevap bekleyen bir sorum var: 27 / Mayıs’tan sonra kaynatılan cadı kazanından PKK ve APO başta, türlü mazarrat çıktı. Eğer 12 Eylül Müdahalesi olmasaydı. Bugün Türkiye acaba nerede olurdu?
Yayın Tarihi : 14 Eylül 2006 Perşembe 01:01:01


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?