20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Fareler ve Kaplanlar

CHP Genel Başkan Yardımcısı Profesör Süheyl Batum, Zonguldak’ta yaptığı konuşmada “Koca bir askeri yıktılar, meğer kâğıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar. Ancak CHP’yi yıkamadılar” dedi, gündemi değiştirdi…

Bu sözler, Batum’a ve CHP’ne karşı, politika malzemesi olacak. Batu’ma, linç kampanyası başlatıldı… Başbakan “suç duyurusu” yaptı. Onun üzerinden, CHP’yi “darbe yanlısı” göstererek, vurmak için!

Ama o ne; bu vesileyle, şimdi güya Orduyu savunanlar, Ordunun asıl düşmanları!...

Genelkurmay Başkanlığı, Batum’un adını vermeden, kibarca, “Orduyu siyasete karıştırmayın” uyarısında bulundu. Doğru bir uyarı! Ne var ki: Genel Kurmay, bu uyarıyı, Orduya karşı duyguları ve sözleri mâlum, mesela “Otur oturduğun yerde-sen benim emrimdesin” diyen Bülent Arınç’a ve onurlu askerleri tutuklatan “fahri savcılara” yapmamışken, Batum’u “ikaz etmesinde” bir çelişki var…

Ben “ötekilerin” Orduya husumetlerini, nasıl biliyorsam, adım gibi biliyorum ki, Süheyl Batum, Ordusuna düşman değildir. Ama “politikacı” da değildir.

Batum, hukuk adamı ve bilgesidir, ama “politikacı” değildir… Dikkat edin, “politikacı” diyorum; “politikacı” zamana, zemine uyarak, o sırada, mümkün olanı yapan, “politika yapmak”, halk ağzıyla “kıvırmaktır”… Bu, Siyaset ve devlet adamı olmaktan çok farklıdır.

BATUM’UN SUÇU NE?

Aktif siyasete yeni atılan Batum’un, bu konudaki suçu, günahı, düşüncelerini, bu nazik ortamda, içinden geldiği gibi, “kıvırmadan” ve fakat “meramını” anlatmakta belki de, yanlış ve maksadını aşan şekilde, ifade etmesi olmuştur. Batum da, sonraki savunmasında, bunu itiraf etti.

Hepimiz, hatta devlet adamları, zaman zaman, sloganların, “kâğıttan kaplan” bezeri deyimlerin cazibesine kapılmış- maksadımızı, aşmışızdır!

Batum, Ordusuna düşman değildir; Türk Ordusunu aşağılamaz. Aksine birçoklarımız ve halk gibi, Ordunun yapılmakta olan fesatlar tasallutlar karşısında, aşırı sabrından ve suskunluğundan rahatsızdır. Eğer halkın sesini ve internette dolaştırılan fesatlara karşı gene internetten bu yolda gelenlere bakılırsa, bu görülür! Açıkçası, “Fareler” köklü ağacın içini, göz göre göre kemiriyorlar.

Tabii ki, bunlara karşı “Darbe” yapmak, çare -yol değildir; “farelerin solucan ve akreplerin”, “balyozla” ezilemeyeceğini, en iyi o askerler bilir… Ordunun, siyasete aktif olarak dâhil olmasını, Sivil Otoriteye, Yargıya karşı çıkmasını, hiç bir aklı başında insan isteyemez. Ancak, askerlerin de “vesayet” sendromundan, geçmişteki aşırılıkların kompleksinden, artık, kurtulması gerekir… “Başka ordular böyle siyasi otoriteye bağlıdırlar; Türkiye de böyle olmalı” klişelerinden de! Evet, Türk Ordusu öyle, Türkiye böyle!

Geçmişin dolaplarında bazı iskeletler varsa da, TSK’nin “envanterinde”, silahlarından başka, dünyanın başka ülke ve ordularında bulunmayan, gelenekler, gerçekler ve güç var! Cumhuriyetten önce, her alanda reformların başını Ordu ve askerler çekmişti. Türk Ordusu, Kurtuluş savaşını başını kazandıktan sonra de devrimlerin vurucu gücü, savunucusu aynı Başkomutana bağlı askerler oldu.

Şimdi de, devrimler, laiklik, TC’nin geleceği, tehlikedeyken, Ordunun yasal ve geleneksel görevi, bunlara karşı, savaşmaktır… Bizatihi, kendi, itibar ve gücüne karşı, uygulanmakta olan komplolara karşı mücadeleden başlayarak!

TSK ASLANDIR

TSK, asla “kâğıttan kaplan” olamaz, Genelkurmayın kapsındaki aslanlar misali. Zamanı gelince, kükrer. Umudumuz fazla zaman kaybetmeden, kükremesi!

Açık söylemeli, bizi, Batum’u, halkımızı rahatsız eden bir husus da, Genel Kurmayın, yapılmakta olan, dedikodu ve fesatları, müptezel iddiaları, hala açıklığa kavuşturmamsı, Silivri’deki onurlu askerlere sahip çıkılmamış olmasıdır. Yargıya saygı, -sivil otoriteye bağlılık, doğru da, nereye kadar- yarın çok geç olabilir? Açık söylemeli. Ordu önce kendiliklerini ve kendi konumuna sahip çıkmadıkça, “fareler” durmayacak…

“Sarı Öküz” öyküsünü hatırlatmak çok acı. İlk onurlu asker tutuklandığında, Ordunun darbe yapması, değil, meşru bir tavır koyması gerekirdi. Düşmanlar, bunun yapılmamasını ve sonraki “derin” suskunluğu, Ordunun zafiyeti telakki ediyorlar! Fareler-sıçanlar, ”köklü ağacı” içinden kemirmekteler. Ve bakın, artık Komutanlar arasında ayrılıklardan da, söz edilir oldu.

Ne bizlerin, ne CHP’nin, ne MHP’nin ve ne de Batum’un maksadımız, Erdoğan’ın deyimiyle “darbe şakşakçılığı” yapmak değil- TC ‘nin, Türk Ordusunun, varoluşunu, komutanlarının onurunu korumaktır...

Naçizane - belki de- haddim olmayarak tavsiye ediyorum; Komutanlarımız, vatansever siyasetçiler, MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli, Batum’a, içtenlikle, söylediklerine belki yanlış seçilmiş kelimelerine takılmak yerine, gerçek meramını anlasınlar. Asıl “farelerin”, TC ve TSK düşmanlarının, itlafına yardımcı olsunlar! Süheyl Batum’a sahip çıksınlar! Tabii Kılıçdaroğlu da!***
 

Yayın Tarihi : 9 Şubat 2011 Çarşamba 00:38:10


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ali pehlivan IP: 82.222.52.xxx Tarih : 9.02.2011 10:41:34

Sayın Altemir bey  sizin batumla ne farkınız var acaba sormak lazım birde kalkmışsınız asker hiç bu kadar siyaset dışı kalmamıştı gibi vurgular yapıyorsunuz size gelince her yol mubah şimdiki iktidare gelince hoppala askeri değiştiremezsin öylemi geçin bu ayakları bu ülke kimsenin malı değil hiç bir siyeset üstü unsurların tekelinde değildir askerde bu ülkenin evlatlarından kurulmuştur ülkeyi yönetenlere saygılı olacak tabiki bir sıkıntınız varsa oda sandıkta cevabını verirsiniz yoksa Türkiye artık kimsenin diktatörlüğünde ve tekelinde değil halk yönetime el koymuştur duyurulur....lütfen saygıyı elden bırakmayalım ......