21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Fay hattı kırılacak mı?

2007 Mayıs’ında yapılması gereken yeni Cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçiminin, ülkenin altında, elektrikle yüklenmekte olan, çok kırılgan bir fay hattının oluştuğunu görmemek için ya çok gafil, ya da, pervasız olmak gerek. Eğer erken seçim yapılmaz ve de, Meclis’teki eritmektik değişmez de, ,şimdiki AKP çoğunluğu tarafından, AKP’li bır kişi- muhtemelen Recep Tayip Erdoğan veya Bülent Arınç - Cumhurbaşkanı seçilirse, bunun, büyük bir siyasi bunalımdan da öte, rejim bunalımına sebep olacağı. “fay hattının” kırılacağı ve ülkenin bir depremle sarsılıp, alt üst olacağını tahmin etmek “şeamet tellalımı”, provokasyon sayılmaz! . 

Bunu ben –naçizane- 2004 yılında yazdığım, “Fay Hattı Kırılırsa” başlıklı bir yazımda yazmıştım ve de Başbakan beni dava etmişti. Şimdi, tekrar ediyorum… Bazı aydın ve yazarlar, “demokrasi gereği, yasal, şartlar yerine getirilse, çoğunluk istediğini Cumhurbaşkanı seçer” diyorlar. Ancak, her ülkenin, bazı yazılı olmayan. “reel” şartları ve “olamayacakları”- “yapılamayacakları”, vardır… Bugün aday olacakları düşünülen bazı kişiler, TBMM’de, o çoğunluk tarafından, “ kural ve kanunlara uygun olarak “, seçilseler bile, Çankaya’da Atatürk’ün makamına, o malûm inanç ve kıyafetleriyle, rahat ve fazla oturamazlar. TUSIAD Başkanı Ömer Sabancı, “ Cumhurbaşkanlığı makamına kimin oturacağından ziyade nasıl oturacağı daha önemli” demiş… 

AKP’nin, seçin sisteminin cilvesi yüzünden, ülke oylarının ancak %34 ‘ü ile Meclisteki çoğunluyla, TC’nin, en yüksek makamını beş yıl işgal edecek kişiyi seçmesi, bu kişinin manevi gücünü zayıflatır. Ama Profesör Emre Kongar’ın TV’deki programında söylediği gibi,” AKP İktidara %90 vb.ile iktidara gelmiş olsaydı bile, T.TC’nin rejimini değiştirmeye kadir olamayacağı gibi, Atatürk’üm makamında fazla oturamazdı! Bu bir Türkiye gerçeği! 

Bugün, Türkiye’de, sayıları ve güçleri tahmin edilebilenden fazla insan, o yüce makama, Atatürk’e e ve Atatürkçülüğe inanmadıkları. Söz ve fiillerinden belli kişilerin gelmesine razı değildir. Çünkü biliyoruz ki, Çankaya’ya çıkar ve orada oturabilirlerse, o makamın yetkilerinden istifade ederek, zaten başlatmış bulundukları rejimi be kadrolarını değiştirmek programına, artık, hiç bır “veto” vb. engeli olmadan pervasızca devam edeceklerdir. . 

Son dönemde, o makamda Ahmet Necdet Sezer gibi bır kışının bulunması, bu çabaları büyük ölçüde önledi. O, eğer orada olmasaydı.”nelerin yapılabileceği” , Sezer’den sonra “nelerin yapılacağının” somut işaretleridir! 

DEMOKRASİ VE GERÇEKLER
Kim m ne dersİN. Gerçek şu ki, bu devlet “demokratik usullerle” kurulmadı; Mustafa Kemal ve arkadaşlarını mücadele ve iradeleriyle - ve Cumhuriyet karşıtlarının muhalefetine rağmen- kuruldu, şimdi de sözde “demokrasi” gürültüsüne getirilemez! Bu da bir Türkiye gerçeği! .
Bu bunalımdan –daha vakit varken, kurtulmak için, ilk akla gelen çare, erken seçimlerin yapılması ve böylelikle de, Cumhurbaşkanı seçiminin. Tek partinin tahakkümünden kurtarmak, başka aday seçenekleri bulmak! Ama Başbakan Recep Tayip Erdoğan, birkaç kere üst üste, kesin bir dille, “erken seçimi unutun” dedi… O zaman da, geriye kalan çare, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “acil eylem planında” söylediği gibi, İktidarın, Başbakanın, “Cumhurbaşkanı seçimini Parlamentoda uzlaşmayla gerçekleştirmeye hazır olduğunu, derhal ilan etmesi! Hatta Mehmet Ali Birand’ın bile “tavsiye ettiği” gibi, Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmayacağını da açıklaması! 

Çünkü , “Ne mutluyum ki ben Türküm” diyemeyen ve hatta “Türkiye Türklerindir”r demek hatadır” diyen ve sonra da alt kimlikler –üst kimlikler sözleriyle Türk’ü de etnik guruplardan ancak biri telakki ettiğini açıklayan –ve asla tarafsız olamayacak bir kişinin Cumhurbaşkanı olması – Çankaya’da oturması -, yasal şartlar elverse dahi, mümkün olamaz… Bu da bir Türkiye gerçeğidir! 

Ama, Sayın Erdoğan ve AKP, bu sağduyu yolunu kabul ederler mi yoksa fay hattını yükleyecek ve sonunda muhakkak kıracak yollarında –müsademe rotasında- pervasızca ilerlemeyi mi tercih ederler? 

Bu noktada, Baykal’ın “acil eyleminin 7. maddesi önem kazanıyor… Baykal iktidara diyor ki: “TSK’nin kendi gelenekleri ve yöntemleri içinde, kendi doğal mekanizması içinde, 30 Ağustos’u yaşamasını engellemeye yönelik bir tertibin. ,bir tehlikeli krizin hazırlığı ve planlaması içinde, sakın olmayın!” .Zira birilerinin böylesine hazırlıklar yaptıkları, Şemdinli iddianamesinde ortaya çıkmıştı. 

Danıştay Baskınından sonra, Ankara ve ülkedeki iktidara karşı infial patlamasını “komple” saymak aymazlıktı. … Son zamanlarda, Ankara’da ortaya çıkarılan Atabeyler olayı konusunda, iyi niyetle de olsa kanunlara karışı suç iştenmişse, bu tabii ortaya çıkarılmalı ve gereği de yapılmalıdır. Ancak, İktidar ve yanlıları, . Ordu ile organik bağı bulunmayan bu oluşum gibi, rejime Orduya ve ülkenin bütünlüğüne karşı ayyuka çıkmış tehdit ve tehlikeler karşısında, bir şeyler yapmak ihtiyacını duyan vatanseverlerin kıpırdanmalarını ve bir süredir İnternet sitelerinde yer alan söylemlerini, “çete” diye tanımlar veya a hafife alırlarsa büyük hata yaparlar. . Demek oluyor ki.ülkede, AKP iktidarına karşı büyük bir huzursuzluk vardır. Başbakan asıl bunu değerlendirmelidir!
Yayın Tarihi : 8 Haziran 2006 Perşembe 10:45:19


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?