Geçen yıl, tesadüf bu ya 27 Mayıs’ta, Yeniçağ gazetesindeki köşemde, 'Fay Hattı Kırılırsa' başlıklı yazımda, ülkenin altındaki siyasi-sosyal fay hattının kırılması tehlikesinden ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu tehlikenin oluşmasındaki 'sorumluluğundan' söz etmiştim… Kendileri hakkımda dava açtırdı ve beni mahkum ettirdi... Fay hattı henüz kırılmadı, ama o zamandan beri ve son zamanlarda özellikle aşırı yüklenmekte.!
İktidarla diğer kurum ve kesimler arasındaki ipler, gereksiz ve sorumsuz, söz ve hareketlerle hergün gerilmekte. Öylesine ki, insan, acaba İktidardakilerin, bunları, sinirleri ve sınırları sınamak için mi yaptıklarını düşünüyor.
Sayın Başbakan, 'Kürt sonunu' sözünden sonra alt kimlik, üst kimlik, anayasal vatandaşlık, konusunda her yeni konuştuğunda, biribiriyle çelişen ve 'sorunu' büsbütün daha karmaşık , içinden çıkılamayacak, hale getiren şeyler söylüyor.
Başbakanın kafasında ve hafızasında muhakkak çok bilgi, olay ve terim var ama gücenmesinler, bunların doğru bir sentezini yaptığı ve belirli bir neticeye vardığı şüpheli. Özel bir sohbette söylenebilecek sözler, hatta bazı takkeli veya takkesiz liboşlar tarafından ortaya atılabilecek iddialar, böyle başbakan ağzından çıkınca, başka anlam taşıyor. Hele kendileri 'Ben Türküm' demekten ısrarla kaçınıp aksine, "Türkiye Türklerindir demek yanlıştır" derse, O’nun, Mustafa Kemal'in kurduğu cumhuriyetin başbakanlığına yakışıp yakışmadığı düşünülmeye başlanır! Bu bir oy çokluğu meselesi olmaktan çıkar ve 'fay hattını' yükler.
DİN BETON
Son olarak, Avustralya veya Yeni Zelanda’da 'dinin birleştirici unsur, çimento' olduğunu söyledi, bu konuda Atatürk’ün Nutuk’unun okunmasını önerdi. 'Din'in nasıl bir 'çimento', Türkiye’nin nasıl bir çimentosu ve ne büyük 'yapıştırıcı' olduğu tarihimizde, Osmanlı İmparatorluğu'nu nasıl yapıştırdığından (!) 'Din kardeşlerimizin' bizi arkamızdan, nasıl hançerlediklerinden belli… Ve nasıl bir beton ki, Müslüman ülkelerin bunca yıl bizi hiç bir konuda desteklemedikleri bir tarafa, İslam dünyası param parça! başbakanın 'mozaik'nin bu 'çimento' mu yapıştıracak?
Mustafa Kemal, engin vizyon sahibi olduğu kadar pragmatik bir liderdi. Kurtuluş Mücadelesine atılırken toplumda etkileri olan hocalara , mücadeleyi desteklemeleri için mesajlar göndermişti. Vatansever olanları da mücadeleyi desteklediler, ama yobaz olanları – mesela, düşmanla işbirliği yapan İskilipli Atıf hocalar, davaya ihanet ettiler, Hilafet Ordusu'nu desteklediler.
Mustafa Kemal’in dini çimento telakki etmediği şu kendi sözlerinden belli, 'Din'in milletin teşkilinde etkili olduğunu söyleyenler vardır… Türkler Araplar'ın dinini kabul etmeden önce de millet idiler… İslamiyet Araplar'ın ve aynı dinde bulunanların, birleşip, tek millet kurmalarını sağlamadı (aksine) bu milletin milli bağlarını gevşetti, milli hislerini milli heyecanını unutturdu!…Tekrar uyanana uyandırılana kadar!
Kürt konusunda da Mustafa Kemal'in Milli Mücadeleye katılan Kürtlere, Diyap Ağa’ya itibar ettiği de doğrudur. Ancak Şeyh Sait ve Koçgiri ve diğer Kürt başkaldırılarından sonra, bu konuyu da milli üniter devlet ve 'Ne Mutlu Türküm diyene' konsepti ile noktaladı!
Sayın Erdoğan’ın TC Başbakanı olarak, Mustafa Kemal’in, bu 'ulus devleti' kurarken koyduğu son noktaya sadık kalması, Diyarbakır’da ,Şemdinli’de vb., göğsünü gererek 'Ne Mutlu Türlüm diyene' andını tekrarlaması ve tekrarlatması gerekirdi! Zira aslında ve yıllarca o 'Kürt sorunu' dediği böyle çözülmüştü! Son yıllarda gene yara haline getirilen bu ufuneti, şu bağlamda kaşımaya ne gerek vardı ki?
TOSUN OLAYI
Diğer taraftan bu kırılgan hattı yükleyecek olaylardan biri de AKP Mılletvekili Resul Tosun’un askeri kurumların ve birliklerin Ankara dışına taşınması ve muhafız taburunun da bugünkü, TBMM yanındaki kışlasından çıkarılması önerisidir. Bu sözleri Başbakanın, gezi dönüşü yaptığı gibi, Tosun'un köşesindeki münferit düşünceleri diye tefsir etmek hafif kalıyor : Resul Tosun sıradan lalleltayin bir yazar değil AKP milletvekilidir ve hezeyanı da haliyle, partisini ilzam eder. Bu konuda Erdoğan’dan, daha sarih bir açıklama beklenirdi. Tosun’un sözleri -bir saman çöpü olsa bile- diğer 'çöplere' eklenince, dengeyi bozuyor!
ARINÇ VAK’ASI
AKP saflarındaki daha vahim-tehlikeli durum, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın durumudur. Arınç, daha o mevkie geldiğinden beri, ağzı laf yapan ve bilinçli bir kişi, olarak muayyen bir hedefe doğru yürümekte. Bu hedef Çankaya! Bu konuda Erdoğan'la kozunu nasıl halledecek, bilinmez ama türbanlı eşini, havaalanına, Cumhurbaşkanını teşyi etmeye götürerek verdiği mesajı- TV’deki sözlerimle, ilk doğru teşhis eden, galiba, ben olmuştum ve bu yüzden de o zaman yazdığım gazeteden aforoz edilmiştim...
Arınç, Tosun’un hezeyanı konusunda, önce Genelkurmayın tepkisini ölçüsüz ve yanlış bulmuş. Ana asıl aba altından sopa gösteriyor, 'TSK Meclisin Ordusudur ve gerekirse, Muhafız Taburunun çekilmesine karar vermek TBMM Başkanı olarak benim elimdedir' diyor…Doğru; Türk Ordusu milletin ordusudur, ama bugün maalesef, gerçek oylara göre milletin ancak %35'ini temsil eden, AKP çoğunluklu Meclisin tam manasıyla 'milletin meclisli' olduğunu söylemek,en azından tartışmalıdır! EĞer muhafız kıtasını bulunduğu yerden çıkarmak –hakikaten Arınç’ın elinde ve yetkisinde ise bunu bir denesin, bakalım!
ÇARE
Fay hattının kırılmasını ve çok zararlı olacak bir siyasi ve sosyal 'depremi' önlemek için ne yapmalı? Açık söyleyim; ben, bu konuda en son sigortanın TSK olduğuna inananlardanım, ve şu sırada bütün Atatürkçü, laik vatandaşlar gibi, 'Aslanlı kapıdan' tavır ve işaret beklerim… Ama, Ilhan Selçuk’un kendisinin askeri müdahele veya darbe yanlısı olduğu hususunda, Hasan Cemal'in iddiaları karşısında, yazıldığı son yazısında söylediği gibi bugünkü konjonktürde askeri bır müdahalenin ülkemize çok pahalıya mal olabileceğini de mülahazat hanesini ve ucunu açık bırakmak koşuluyla, bilirim…
Pek iyi, İlhan Selçuk’un da sorduğu gibi, 'ne olacak? Ne yapmalı'? Ben de o ve diğerleri gibi 'Çılgın Türklerin yeniden çıldırmalarını' bekliyorum… Yakındır; ancak bu, 'cinnet' olmayacak, kurtuluş olacak!
Yayın Tarihi :
12 Aralık 2005 Pazartesi 15:49:26
Güncelleme :14 Aralık 2005 Çarşamba 13:25:31