20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Felaketlerden Felakte Beğen!


AK Parti kapatılamadı… Bu da bir garip oldu ya; Anayasa Mahkemesi, yargıçlarının 10’u, bu Partinin “laikliğe karşı eylemlerin odağı” olduğuna, karar verdiler. AKP’yi pek fazla “ırgalamayacak” bir para cezası vermekle yetindi… Bir oy farkla!

Şimdi, Anayasa Mahkemesi başka bir partinin – Kürt kökenli ve PKK bağlantılı DPT’nin (Demokratik Toplum Partisi)- kapatılması davası da karara bağlanmak üzere… Anayasa Mahkemesi, bir değişiklik olmazsa, DTP Genel başkanı Ahmet Türk, sözlü savunmasını yapmış olacak! Ve Partinin “terör eylemlerinin odağı olmadığını, PKK ile organik bağlantısı bulunmadığını” “külahlara” anlatacak… Hem de, Türk’ (neden ‘Türk’) ve diğer DPT milletvekillerinin, PKK ve APO hakkındaki methiyeleri, “Eşkıya Başına, “sayın” dedikleri Abdullah Öcalan’a, üstüne basa basa, “onursal önderimiz” demeleri, hala gözlerimize önünde olmuş ve kayıtlarda sabit iken!

FELAKET TELLALCISI

Üstelik Türk (neden “Türk”) “Parti kapatılırsa felaket olur” diyor ve açıkça tehdit ediyor. PKK’nın ve terörün “sebebi mevcudiyeti”. “Kürtlere” yapılan haksızlıklarmış! Bu, ayrı ele alınacak, tevil götürmeyen bir zırva!

DPT, kapatılırsa “felaket” olmaz - AKP hakkındaki karar emsal sayılıp kapatılmazsa, asıl “felaket” o zaman olur: PKK ve bölücüler bundan cesaret alırlar ve büsbütün azarlar!

AKP de, “cezadan” ders almadı. Erdoğan büsbütün coştu, coşar... Fakat iki durumun,“anlamı ve önemi” konusunda büyük fark var: AKP, eğer böyle devam ederse, er veya geç iktidarının sonunu getirecek. Ama DTP kapatılmazsa da, kapatılırsa da PKK terörünün ve bölücülüğün “odağı” olmaya devam eder. Asıl “anormali”, DTP’nin, bu işlevlerini, TBMM’de ve de “dokunulmazlık” altında pervasızca yapması… Yoksa ha TBMM de olmuş ha açıkça PKK’nın yanına, dağa çıkmış arada fark yok!

SABAH gazetsınde Ergun Babahan, “DTP si önemli bir toplumsal işlevi yerine getiriyor; Bölgenin, halkın taleplerini yasal bir zeminde seslendiriyor. Bu fikirlerle uyuşmayabiliriz, hatta bazıları bizi rahatsız bile edebilir ama demokratik sistemin esası da budur. Bizi rahatsız eden fikirlerin serbestçe dile getirilebilmesi.”

Kısacası; DTP’nin, açıkça PKK’nın, TBMM’de “vekilleri” olması, “demokratik sistemin” esası!(!) Bu gaflet, tartışmaya bile değmez!

Gene Babahan derki; “ : DTP kapatılınca Kürtlerin talepleri sona ermeyecek, şiddet sona ermeyecek; belki de demokratik sistemden umudu kesen gençlerin dağa daha sıcak bakmasına yol açacak… DTP kapatılırsa, Kürt sorunu ortadan kalkmayacak”.

Pekala; DTP açık kalırsa bu talepler sona erecek ve PKK bitecek mi… Hayır büsbütün azacak! Babahan devam ediyor: “Bu coğrafyada Kürtler var ve onların Türkiye Cumhuriyeti devletinden belli talepleri var.”

Önce bu “belli talepler” haklı mı ve uçları nereye varıyor? Türkiye’nin, başka yörelerinin, etnik guruplarının da, her halde “belli talepleri” var, ama onlar, gençleri bu taleplerı için dağa mı çıkıyorlar?… Şeyh Sait Dersım ve Ağrı vb isyanları aslında neden çıktığı ve kimler tarafından, nasıl tahrik edildi-hem de 19.yüzyıldan beri! Babahan’a bu konudaki kitabımı okumasını tavsiye ederim… (Küçük Türkiye- Büyük Kürdistan”(Akasya Yayınları)

Ve şimdi, AB’nin, ABD’nin, katkılarıyla, Barzani ve Talabani'nin “Büyük Kürdistan” hayâlı gerçekleşirken, Kürt gençleri, dağa çıkmaya bile gerek görmeden, Türkiye'nin bölüneceğini umut ederler!

PKK – “Kürt sorun” nasıl çözülür… Her halde “verip, kurtulmakla” değil! Önce, Mustafa Kemal'in, Kürt isyanları üzerine vaz ettiği, tılsımla; “Ne Mutlu Türküm diyene” inancının, bir suretle, canlandırılmasıyla!

İLKER BAŞBUĞ İNİSİYATİFİ

Yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, ilk iş olarak, Güneydoğu’ya gidip halkla yakından temas etmesi çok önemli idi… Önce, kendisini duygulardan manzaralardan ve konuşmalardan anlamış ki, yöre halkının büyük kısmını kaybetmemişiz. Bunları tutmak ve diğerlerini kazanmak ve muhafaza etmek için bölgenin ekonomisini, iş ve aş imkânlarını sağlamak gerekiyor! Gençlerin “dağa” çıkmalarına önlemek –çıkanları da yeniden kazanmak için bu imkânlar gerekli!

Bu konuda, iki, naçizane, görüşüm var: TC’nin Barzani ve Talabani’den medet ve destek umacağı ve böylelikle de, zafiyet eseri göstereceği yerde, “Büyük Kürdistan’ın” umudunu, Türkiye açısında umutlarını radikal bir şekilde kesmek lazım! …Bu umut var oldukça ve İktidar bu umuda imkân verdikçe, “ Büyük Kürdistan –PKK” cazibesinden, kolay kurtulamazlar.

Bir başka önerim de, bölgede yatılı askeri ortaokullar açılması ve gençlerin Atatürk ilkeleri doğrultunda eğitilmeleri! Rahmetli Kazım Karabekir Paşa böyle yapmıştı!

Fakat AB baskılarıyla, Kürtçe eğitim ve radyo TV yayınlarına imkân sağlamışsa, aksi oluyor –oldu!

DTP’liler, bizim “sözde aydınlar” buna “asimilasyon” diyecekler… Varsın desinler; ben “Atatürk’ün uyum formülünün, devamı” diyorum. “Entegrasyon” veya “asimilasyon”; herhalde Türkiye’nin bölünmesine yol açacak “sözde Demokrasiden” çok daha iyidir!

TEŞEKKÜR – Geçirmiş olduğum göz ameliyatı dolayısıyla bana geçmiş olsun diyen dostlara, okuyuculara teşekkür ediyorum… Hamdolsun, gözüm olayları, hainleri, gafilleri hala görüyor ve kafam onlarla mücadele edecek kadar işliyor!***

Yayın Tarihi : 16 Eylül 2008 Salı 13:58:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?