21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Gaflet, Dalâlet ve İhanet Kriterleri

Her gün biraz daha kani oluyorum ki, bu ülkenin geleceği, milletimizin varoluşu, bazı sözde aydınlara ve köşe yazarlarına bırakılamayacak kadar önemlidir.

Küçük bir spekülasyon, bir deneme, yapalım ve soralım; bugünkü O malum, aynı “aydınlar”, köşe yazarları, 1919’da yaşamış olsalardı, ne yaparlardı nerede olurlardı? Kaçı ve hangileri, tünelin ucunda hiçbir ışık olmadığı halde, o zamanın gerçek vatanseverler, milliyetçiler gibi, ailelerini, yeni doğmuş çocuklarını geride bırakarak, Anadolu’ya geçer, Mustafa Kemal’e Milli Mücadeleye kılıç veya kalemleriyle katılırlardı? Yoksa ağababaları, işbirlikçiler, Mütareke Basını mensupları vb. gibi, İstanbul salonlarında kalıp, işgalcilerle dostluk kurarlar, “Başka çaremiz yok Büyük Devletlere kafa tutamayız…

Kaderimize razı olalım, Sevr dayatmasını kabul edelim, Ülkenin yarısını verip kurtulalım. Avrupalılara sığınalım her dediklerini yapalım. Yoksa mahvoluruz” mu derler, köşe ve mevkilerinden öyle, ahkâm mı keserlerdi? Hatta Anadolu’ya geçen bazı yurtseverler gibi, belki de, “Gücümüz, silahımız yok ABD himayesini kabul edelim” mi derlerdi?
Bunlar faraziye değil, bire bir kıyaslamadır!

Bazı sözde aydın ve yazılar, aynen ağababalarının 1919-1920’DE yaptıklarını, bugün yapmaktalar, onlar gibi “millicilere” saldırmaktalar. Biliyorum, “artık zaman koşullar filan değişti” diyecekler, diyorlar, ama Türkiye’ye karşı “Büyük Oyun”, aynı oyun, düşmanlarımız da aynı düşmanlar! Bugünlerde koşullar başka olsa, çağdaşlık ve küreselleşme olsa bile, temel ahlaki, manevi ve milli değerler değişmez… Eğer “değişti” deniyorsa, burada da bir gaflet var demektir.

Siz, mesela Hasan Cemal’i, Mehmet Ali Birand’ı, Cengiz Çandar’ı, Murat Belge’ yi, Taha Akyol’u, Mehmet Altan’ı vb. Mustafa Kemal’in yanında, Samsunda olmasa bile, Sivas’ta, sonra Ankara’da Birinci Büyük Millet Meclisinde veya Cephelerde tasavvur edebiliyor musunuz? Hangisi, Kırmızı veya yeşil veya hem kırmızı-yeşil kurdeleli İstiklal Madalyası taşıyabilirdi? Düşünün- bu “kritere” göre, bugünkü hangi profesörlerin, hatta iş adamlarının, o zaman, nerede olacaklarını bir düşünün! Onlar da, vicdanlarıyla baş başa kalınca düşünsünler! Aslında hepimizin, şu sırada, aynı vicdan muhasebesini yapmamız ve “ben 1919’da nerede olurdum?” diye kendi kendimize sormamız lazım!

O zaman da, bugün de, arada-aramızda - bir fark olması gerek! Bu “farkı” göremeyecek hale gelmişsek, geçenlerde “Vahıdettın ve “Mütareke Basını” mensupları o koşullarda çaresiz kalmışlardı ve işbirliği yapmakta haklıydılar” diyebiliyor isek, bize de yazıklar olsun!
Bu satırları, bu sırada ve bundan sonra, ülkemizde ve ülkemiz üzerinde oynanmakta ve oynanacak olan oyunlar karşısında, hamaset ve düşünce egzersizi- fantezi olsun diye değil, bir kıstas olsun diye yazdım! Ancak, son bir soru aklıma geliyor; “bugün Mustafa Kemal nerede?

Yayın Tarihi : 22 Nisan 2006 Cumartesi 16:55:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?