Kurumları karşı karşıya getirenler – yargıyı güvenilmez duruma - kendilerine bağımlı hale getirenler, şimdi askeri yargıyla sivil yargıyı – karşı karşıya getiriyor, askeri yargıyı, tümüyle işlevsiz bırakmak istiyorlar. Gerekçe Yargıda birlik ve Yargı bağımsızlığı sağlamak! Amaç çoktan belli: Türk Ordusunu saf dışı kılmak!
SÖZ GÜL’DE
“Asker kişilerin sivil mahkemelerde yargılanması tasarısı”. AKP’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önünde… Veto etmez ve Meclise bir defa daha görüşülmek üzere iade etmeze kanunlaşacak… Cengiz Çandar ve şürekâsına göre “demokrasi yolunda bir eşik açılacak “- ama gerçekte, Ordunun “tabutuna” bir çivi, daha çakılacak… Yargı bağımsızlığı da, sözde kalacak.
Abdullah Gül göstermelik olarak – suret-i haktan görünmek için ve bir şekil hatası gerekçesiyle de olsa, tasarıyı veto ederse ve TBMM de yeniden görüşülürse, AKP “çoğunluğu”, bazı değişiklerle “tasarıyı” gene geçirecek! Bir farkla; tasarıyı yangından mal kaçırırcasına, geçirmişlerdi –bu sefer, milletin gözleri önünde yapacaklar.
Emir -Komuta zincirine bağlı askeri yargıya güvenmiyorlarmış. Böyle bir durum yabancı ülkelerde yokmuş! Yalan söylüyorlar; Amerika'da, İngiltere’de, Fransa’da, askeri mahkemeler var. Pek ala; hele Ergenekon davasındaki performanslarına –savcıların aşikâr hukuk ihlallerine ve iktidara “bağlı ve bağımlı” bazı savcı ve yargıçların adaletine, sivil yargının adaletine ne kadar güvenmeli- hele onlara “dur" diyecek, Allahtan başka, yüksek bir merci yoksa!
Tasarı Meclisten “gece ekspresiyle” geçirilmeden önce, en basit siyasi ahlak kuralına ve teamüle göre, Milli Savunma Bakanlığına, Genel Kurmay Başkanlığına danışılmamış, görüşleri alınmamıştı.
GENELKURMAYIN İTİRAZLARI
Genelkurmay Başkanlığı, bu konudaki itirazlarını, Cumhurbaşkanına iletmiş: Önce, Yasa değişikliğinin gerçekleştirilmesinde izlenen yöntem Çankaya’ya yansıtılan rahatsızlıklardan biri.
Genelkurmay’a göre, yasa değişikliğinin üç sakıncası var; “Anayasa’ya aykırı… — Kışlaya siyaset girer: Askeri mahallerin masuniyetini bozar, TSK’nin emir-komuta zincirini olumsuz etkiler; kışlaya - Askeri yargı-sivil yargı çatışması olur: Yasa değişikliği, uygulamada askeri yargı ile sivil yargı arasında yetki çatışması yaratır.”
Yetmez mi? İnsan düşünüyor; acaba asıl maksat bu mu? Ülkenin bu kadar sorunu – adalet karmaşası varken ülkeyi büsbütün karıştırmak ve bu kargaşadan istedikleri, başka bir düzeni çıkarmak mı?
Genelkurmayın itirazlarının satır aralarında ima edilen bir tarafını ben yazayım; Bir iftira, sahte ihbar veya belge düzenlenmesi halinde askeri mahalle, sivil savcılık ve emrindeki kolluk güçlerinin girmesi genellikle ordu içinde, özellikle, o mahalde sivil kolluk kuvvetiyle, askerler arasında, tatsız çatışmalara sebep olur …”Tatsız” demekle gene de hafif bir deyim kullanıyorum. Böylesine durumlar, mesela, kötü amaçla sahte bir ihbar mektubu veya sahte bir belgeyle askeri mahallerin polis tarafından “basılması”, TSK içinde emir-komuta zincirini olumsuz etkiler. Bunun ne anlama geldiğini, bunun ne demek olacağını arif olanlar anlarlar! Ama zaten polisi rejimin başlıca garantisi ilan edenler, acaba bir “asker –polis” çatışmasının sonunun, nereye varacağını anlıyorlar mı? Açıkçası; eğer bu tehlikelerle dolu yoldan hemen ve kesinlikle dönülmezse sonuç felaket olur…
Bir şey daha var; bu tasarının, şu sırada, ortaya atılması “darbe belgesi” iddialarıyla ve MGK toplantısıyla çakışıyor ve Ergenekon Savcısının 3.İddianameyi açıklamasının arifesine. Buna göre Kuvvet Komutanları, eski Genelkurmay Başkanları suçlanırlarsa ne olacak? Bu Komutanların polisler tarafından ite kakıla savcılar önüne götürüldüklerini düşünün. “Onların ne dokunulmazlığı var”? Diye soruyorlar ama Türk milletinin ve Ordusunun buna tahammül edeceğini sananlar çok yanılıyorlar!
YABANCI GÖRÜŞÜ
AB ve yabancı Basın, TSK’nin, geleneksel ayrıcalığını, önemini anlamak istemedikleri için, bu tasarıyı övüyorlar, hariçten gazel okuyorlar! Böyle bir “felaketin” vukuunda, ne diyecekler? Umurlarında mı? Eğer Türkiye’de, olaylar, diğer unsurlar, kentlere taşan PKK eylemleri yüzünden, maazallah, bir iç savaşa dönüşürse, “Barış Gücü” mü gönderecekler? Belki istedikleri de bu!***