Devletin, -“Türkiye Cumhuriyeti” kalır mı yoksa “Osmanlı Devleti” mi olur- bu ülkenin Yeni Anayasası belirlenmekte… Yeni Anayasa şekillenirken Türkiye’nin geleceği, Türklüğün kaderi tayin ediliyor. “Türklüğün” tabiatından başlayarak!.. Bu tanım; Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm diyene” ifadesinde özetlediğinden çok başka şekillere çekiliyor. Başbakan Erdoğan, “Türkler alt kimliklerden biridir… Türkiye Türklerindir demek yanlıştır” buyurdu. Mustafa Kemal’in sözlerine ırkçılık izafe edildi. Oysa tam aksine bu ülkede yaşayan etnik gruplara mensup herkesin gönüllü olarak kedilerine “Türk” demeleri, bu toprakların tarihi gereği bütün bu unsurları Türklük kazanında eritme ve birleştirmeyi amaçlıyordu…Ülkede en büyük unsur olan Kürtler de “Türk” olarak “şerefleneceklerdi". Ve bu tılsım, bölücülük başını kaldırana kadar Türkiye’yi, başkaldırılara rağmen bir arada tuttu... Benim kuşağımda Kürt, Ermeni, Yahudi, Rum ayırımı yaşamadık. “Hepimiz Türktük” ve mutluyduk!..
Ama tabi bölücüler Kürt Milliyetçileri bu ülkede yaşayan herkesin Türk sayılmasına karşı ayaklandılar.Ve de sonra “hepimiz Ermeni olduk!”
Bakalım Erdoğan’ın Anayasasında “Türklük” nasıl tanımlanacak?
***
TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonunda “bölücülük” tartışması yaşandı. Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal ve Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı Prof. Ahmet Çolak, “Türklerin ve Kürtlerin hür iradeleriyle birlikte yaşamaya karar verdiklerini” anlatan Çolak, “Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından geride kalanlar birlikte yaşamaya karar verdi” dedi. Bu sözlerden rahatsız olan BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, “Benim dedem beraber mücadele etti ama sizin dediğiniz gibi birlikte yaşamayı kabul etmedi. Türklüğü kabul etmedi. Siz böyle yorum yapıyorsunuz ama kabul etmiyorum” diye konuştu…
Onların hedefi Türkiye topraklarına Büyük Kürdistan’ı kurmak! Bu böyle olunca neyi tartışıyoruz?..
***
Ve tam bu sırada Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na 6 maddelik bir öneri paketi sunan ve “Biz yabancı değiliz hepimiz Türküz. Gökçeada doğumluyum. Yedek subaylığımı İstanbul’da yaptım” dedi.
Ben okulda Onun gibi kedilerini Türk bilen Rum, Ermeni, Musevi ve Kürt tandım… Bunlar Kore’de benim gibi görevlerini bayrağımıza, ordumuza sadakat, hatta fedakarlıkla yaptılar…
Rum Patriği Bartholomeos’un “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür” sözleri aslında şu sırada Türklük tanımlanırken çok anlamlı… Hem bölücülere hem de “Hepimiz Ermeniyiz” gibi saçmalayanlara en anlamlı cevap…
MHP’li komisyon üyesi Oktay Öztürk, tanımı ikinci kez okuttu. Ne var ki Bartholomeos’un sözleri anlaşılan AKP indinde ve tabi Kürtçülerde pek itibar görmedi…Yandaş medyada yankılanmadı…
Ben Patrik hazretlerini candan tebrik ediyorum.
***
Günlerdir CNNTÜRK televizyonunda TSK’nin 1996’da Cumhuriyeti Erbakan’ın, Refah Partisinin ülkeyi “geriye götürecek” sözde “Milli Görüşünün” yolunu kesen tanklarının balans ayarı -“Son Darbe”- belgeseli göstertilmekte. Mehmet Ali Birand mutadı vechile olayları nalıncı keseri gibi kendine göre yontmuş ve yorumlamış. Gerçekten de yakın tarihimizde önemli bir kilometre taşı olan “28 Şubat” ayarı, sonra ki olaylara da ışık tutuyor. Merak ediyorum; eğer bu ayar yapılmasaydı, Erbakan’ın emeli “kadayıfın altı kızarınca” –“kanlı veya kansız” gerçekleşseydi, Türkiye bugün nerede olurdu?
Belki bugün geldiğimiz noktada ama daha geç!.. İlerde Mehmet Ali veya benzerleri veya daha dürüst ve objektif olanlar, bugünkü gelişmeler ve Erdoğan’ın “Muhteşem On yılı” hakkında ne hüküm verecekler?..
son dönemlerde moda haline gelen bu kimlik meselelerinin üstesinden gelmek için var gücümle kafa yormaktayım ama genede bir sonuca varamıyorum fakat bunun çözümlenmesi için çalışmalarıma devam edeceğim ve bir sonuca varacağım şöyleki ülkemizde çeşitli etnik guruplar vardır bunların her biri ben şundanım ben bundanım deyip hiç biri bu memleketimizin insanı olmadığını iddia eder ve hak arayışlarına geçerse peki memleketimiz kimlerden müteşekkil olacaktır ben ve benim gibi insanlar bu memleketimizden olduğuna inanmaktadır hatta nüfus idarecilerimiz bile bizlere kimlik kartı çıkartırken bizlerin memleketin adını bu kartlara yazıyorlar ve hiçbirimizde buna itiraz etmeyerek tamam ben bu memlekettenim diyor hadi ben bu memleketten değilim değip çeşitli etnik gruptaki kişiler benim asıl memleketimi yaz dese bu zamanda bu memleketimizin adı ne olacaktır yoksa memleketimiz gibi bir memleket yokta bizler uzay boşluğundamı yaşıyoruz üstün görüşlerimle bunuda çözüme kavuşturacağımı ve gelecek bildirmelerde bunu açıklayacağımı memleketim kamuoyuna sunarım
Mimarlık mesleğimle ilgili bir yorumda bulunacağım. Son yılların ünlü mimarı Zaha Hadid, Bağdat doğumlu ve Arap asıllı bir hanımdır. Londra'da eğitim almış, Londra'da çalışan ve her ülkede eserler veren bir mimardır. Bizde de İstanbul - Kartal imar planı konseptini yapmıştır. Bu hanımın bütün dünyadaki tanımı ''Irak asıllı İngiliz mimarı'' şeklindedir. Bizde, ''Türk'' yerine ''Türkiyeli'' denmesini isteyen bazı aklıevvellere uyacak olursak bu hanıma ''Arap asıllı İngiltere mimarı'' mı diyeceğiz. Bütün dünya buna güler.
Sayın yazar yarın atacağınız başlığı tahmin eder gibiyim. Çorum'da bir hastahaneye rahmetli İskilipli Atıf Hocanın ismi verildi. Bence iyi de oldu. Gecikmiş te olsa itibar iadesi onun yakınlarının ve sevenlerinin acısını bir nebze azaltacaktır. Ben solcu bir yurtsever olarak buna sevindim. Ter temiz, bağırsaklarını temizlemiş bir ülkede yaşamayı çoktan hak ettiğimize inanıyorum.
Bu yazınıza ise yorum yapmayı bile uygun bulmadım. Sabahtan akşama kadar "Hepimiz Türküz" diye bağırsak ne olacak, hayatın gerçekleri ile örtüşmedikten sonra, yani bir kısım yurttaşımız kendilerini Kürt olarak tanımladığı sürece, pek anlam ifade etmiyor. Hele ki kendini Kürt diye ifade edenlerin, her türlü baskı ve inkara rağmen trendleri yükseliyorsa, ya retoriği değiştirmek ya da kuramdan vaz geçmek gerekir diye düşünüyorum.Siz ne dersiniz?Saygılarımla.K. Mükremin BARUT
Hepimiz Türk değiliz hepimiz Kürt de değiliz o senin fikrin,bu kafyla sorunları ççözemezsiniz kürt milliyetçisi terörist türk milliyetçisi vatansever öyle mi