20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

İçimiz Boşalır-İçimiz Kapanırken!..

Keskin diliyle ünlü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 2009 yılında katıldığı bir TV programında, “Ergenekon kapsamı” hakkında, “Türkiye'nin bağırsakları temizleniyor” buyurmuştu. Doğru, içerden dışarıdan “doktorların reçetelerine” göre hazırlanan, yüksek dozda “müshil” yutturuldu, aşağıdan, yukardan boşalıyor, boşaltılıyoruz. Adeta ishal olduk!... ”Tedavi başarılı oldu, ama maalesef hastayı kaybettik” diyecekler. Türkiye Cumhuriyetinin ruhuna “el Fatiha”!

“Yeni Anayasada“, Cumhuriyetin sadece adı kalacak, yani; “adı” var, sanı yok. Kurucusu Mustafa Kemal’in de ne sanı ne de adı kalmayacak bu gidişle! Cumhuriyetin adı da sonra değişir, “ahval ve şeraitte” göre.

Atatürkçülük, milliyetçilik, ulusalcılık üniter ulus devlet, hatta İstiklal Marşı ve Türk Bayrağı da “boşaltılacak”! Milletimizin, en karanlık günlerinde milletin bağrından, Mehmet Akif’in kalemiyle, fışkıran bu sözlere güfte uymuyormuş… Hem, ne de ayıp, “ırkıma” deniyormuş!

TÜRK ORDUSU… Ve CHP

Türk Ordusunun da içi boşaltıldı, boşaltılmakta… Kalenin duvarları hala duruyor ama içi tümüyle boşatılırsa, duvarlar da çöker.

“Kale” dedim: Kalelerimizin önde gelen “burcu”, Mustafa Kemal’in kurduğu CHP idi…”idi” diyorum çünkü bu partinin “ekseni” kaymaktan öte, fırıldağa döndü – pusulası şaştı. Önceki gün yazdım, TÜSİAD’ın, en hafif tabiriyle “densiz”, en doğrusu, “Cumhuriyete ihanet”, “Anayasa Raporuna” en sert tepki, CHP’den ve Başkanından gelmeli idi. Şükürler olsun ki Kılıçdaroğlu, “Biz Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinin değiştirilebileceğini düşünmüyoruz. Bunu doğru da bulmuyoruz” demiş. Bağışlasınlar beni: Cumhuriyetin değişemez ilkelerine yapılan bu tasalluta karşı, bu bir yasak savmaca -sade suya tirit- ucu açık “yorum, tepki” bile değil! Sayın CHP Genel Başkanından bu hayati konuda, seçim meydanlarında gösterdiği şiddette bir tepki beklenirdi!..

CHP’deki “pusula şaşkınlığının” daha vahim göstergesi, pek de “tekin” olmayan Gürsel Tekin’in şu sözleri ”Meclise Başörtülü Milletvekilinin girmesine karşı çıkmayız” demiş ve “Meclis’e başörtülü bir adayın girmesi durumunda, Merve Kavakçı’ya yapılanı yapmayacaklarını” eklemiş...

Yanlış anlaşılmasın; ben kadınlarımızın, kişisel tercihlerine göre kıyafetlerine ve geleneksel başörtüsü takmalarına, karşı çıkacak değilim. Mustafa Kemal de karışmadı. MHP’de de, başörtülü, Atatürkç,. Milliyetçi hanımlar var… Ama kadınlarımızın başlarının “kamu alanında” açık olması, Atatürk’ün ve devrimlerinin gereği… Şimdiye kadar bundan taviz verilmedi. Cumhuriyetin, devrimlerin simgelerindendi. Eğer, başörtüsü, türbanla, Meclise girebilirlerse, bundan sonra, başörtüsü, türbanla yargıçlık, avukatlık, öğretmelik, resmi dairelerde görev, Müdürlük ve hatta Bakanlık yapabilirler… Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığına kadar yolu var!.. Buna karşı çıkmak “gardırop” yani “şekil” Atatürkçülüğü değil “Atatürk Cumhuriyetçiliğidir”.

Diyeceksiniz ki, bugün Çankaya’da, Başbakanlık konutunda da türbanlı hanımefendiler var… İşte, işin başı orada ya!

“Gardırop Atatürkçülüğü”, rahmetli Bülent Ecevit’in sözüdür. Merve Kavakçı’dan söz edildi hatırlatalım: Merve Kavakçı, 1999’da Milletvekili seçilmiş ve Meclisin ilk celsesine, meydan okurcasına, türbanıyla gelmiş, oturmuştu. Bunun üzerine zamanın DSP Genel Başkanı, CHP’nin eski Genel Başkanı Ecevit, malum nezaketine rağmen, kendisinden beklenmeyen hiddetle, o kadının üzerine yürümüş ve “Bu kadına haddini bildirin” demiş ve sonra, Kavakçı kadın Meclisten kovulmuştu. Eğer, Tekin’in dediği olursa bu kadın gelir gene Meclisin en ön sırasına oturur. Oniki yılda, ne değişti? Çok şey değişti; boşalıyoruz. CHP de maalesef, boşalıyor!..

“Seçim sath-ı mailinde” İktidar ve Muhalefet, eyyamcı politikacılık yaparken ”adı var-sanı yok” Cumhuriyetin, en kırılgan, Vatanımızın en kritik dönemindeyiz… Bölücüler azıyor. APO tehditler, savuruyor… BDP’liler, Devlete tokat, taş atıyorlar ve Demirtaş, “sivil itaatsizlik” ilan ediyor…”Oturma eylemi” başlatmışlar, ayaklanmak üzere! Asıl maksatları Türkiye’yi, Mısır’a, Tunus'a, Libya’ya ve komşumuz Suriye'ye benzetmek...

Bunların karşısına ne, kim çıkacak? İçi boşaltılmış bir Cumhuriyet mi, bu Cumhuriyeti yönetmeye ehil olmayan iktidar mı? İçi boşaltılmış bir CHP mi?

En acısı TSK’nin kalesinin içinin boşaltılması… Bu kale de düşmeye görsün! Bir umut, ekseni şaşmayan MHP ve diğer milliyetçi Partiler. Diğeri de, bütün çabalara rağmen, “kâğıttan kaplan” olmadığını gösterecek, vatanı, para almadan koruyacak, Türk Ordusu… Atatürk’ün hitabesinin tamamını okuyacak, genç Mustafa Kemaller. Kemaller, ”Allah’ıma emanettirler”!***

Yayın Tarihi : 25 Mart 2011 Cuma 01:25:25


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?