Bu yazıyı, 12 Eylül Pazar sabahı sandığıma gidip “HAYIR” mührü, bastıktan sonra yazıyorum… Ve Referandumun neticesini nefesimi tutarak, bekliyorum… Saat 18.30; henüz seçim yasaklar sona ermedi, ilk sonuçlar gelmeye başladı ama bu saatte sağlıklı bir projeksiyon yapmak bile mümkün değil- sürprizler olabilir –hele oranların bu kadar yaklaştığı dikkate alındığında!...
EN KÖTÜ İHTİMAL
Benim için en kötü ihtimal ’EVET’ lerin kazanması! Neden bu kadar heyecanlı ve endişeliyim? Çünkü bu neticenin gönül verdiğim Atatürk Cumhuriyetinin, Türk milletinin kaderini tayin edeceğini, bazı gençlerden daha iyi bildiğim için! Netice EVET çıkarsa, gençler “bir dahaki sefere biz kazanırız” diyebilirler… Ne var ki onlar da, benim gibi bilmelidirler ki tekrarı yoktur bu oyunun!
Eğer Erdoğan kazanırsa, bu, Türkiye Cumhuriyetinin, bildiğim anlamdaki ve değişmez ilkeleriyle sonunun başlangıcı olacaktır!
Erdoğan kıl payı kazansa bile, hem şımaracak, hem de öfkelenecek... Genel seçimleri kazanmak için elinden geleni arkasına koymayacaktır! O zamana kadar bir mucize olmazsa, Erdoğan iktidarı tam bir AKP diktatoryası olacak... Sonra Ilımlı İslam Padişahlığı! Dolmabahçe ofisinden sarayın içine bir kaç adım!.. Atatürk’ün öldüğü oda artık ziyaretlere açılmasa da Atatürk orada yeniden ölecek! Tam bir kabus!
BİR İHTİMAL DAHA VAR
Referandumdan HAYIR çıkarsa; bu korku imparatorluğunun da sonunun başlangıcı olacak! Duam, umudum bu ve Türk halkının aptal olmadığını kanıtlaması!
Fakat HAYIR da kazansa EVET de kazansa milletin, ülkenin karpuz gibi ortadan yarılmış olması! Bu yara kolay kapanmaz… Kutuplaşma hiçbir zaman böylesine olmamıştı. Erdoğan kurumları, yargıyı böyle böldü ve orduyu da bölünce son zaferiyle iftihar edebilir!
Ve EVET’çiler kazanırsa bu son nokta değildir. HAYIR cephesi yenilginin bunalımına girmemeli aksine mücadele azmi ve bu cephedeki birleşme kuvvetlenmelidir... Tabii HAYIR kazansa bu cephedekilerin de zafer sarhoşluğuna girip mücadeleyi gevşetmeleri de, hata olur! O zaman bu cepheye nifak sokmaya çalışacaklardır!
Bu yazıma son noktayı koyarken saat 18:50 ve yazıyı gazeteye göndermem gerekiyor! Nefesimi tutuyorum: Türk milleti kendi kaderini tayin ediyor! ***
Gafillerin, Batı emperyalistlerinin uşağı olanların ve bunlarla işbirliği sağlayarak Anadolu'nun, T.C'nin, hak ve özgürlükleri yok etme çabasına girenlerin, Anadolu halklarına büyük zorluklarla hediye edilen bir serveti "mirasyedilerin" sayesinde yok etmeye çalışanların YAKIN BİR ZAMANDA HELÂK OLUP GİDECEKLERİ İNANCIM daha da güçlendi ! (Not: Referandumda, pekaka ve bunların yandaşlarının, mükerrer oy kullandığı belirtilenlerin kullandıkları "evet" dikkate alınmayacak olur ise, ZAFER ANADOLU'NUNDUR!)
Müjde sayın büyüğüm. Evet'ler yüzde 58 ile kazandı. Yüreğinizi ferrah tuutun. Size Behice Boran'ın umut dolu vecizesini takdim edeyim. "Selam Dünya'nın ve Türkiye'nin aydınlık geleceğine" diyor. Ülke orta yerinden yarılmadı. Çok şükür böyle devam ederde çocuklarımız, torunlarımız gerçek demokrasi içinde yaşarlar.
"HAYIR" cphesindekiler, binlerce yalanla yürüttükleri kampanyadan yüzde 42 ile çıktılar. Maazallah tersi olsaydı, ülkeyi erken seçime götürmek için ellerinden geleni ardlarına koymazlardı. Kaos başlardı. Kaos başlamasa bile stabilite bozulurdu. AKP'nin başlattığına inandıkları her projeyi rafa kaldırırlardı. Ekonomi batmış, enflasyon yine üç haneli rakamlara çıkmış, umurlarında olmazdı. Zaten millete bunu müteaddit defalar yaşattıkları için bu nedenle kredileri çok düşük. CHP'nin; 1938 ve 1945 tarihleri arasında uyguladığı yönetim modelini yaşıyanlar hala hayattalar. Yeni jenerasyonlar da kitaplardan okıyorlar.
Şimdi dillerini yuttular. Hani bu AKP anayasasıydı. Eğer öyleyse AKP'yi yüzde 47'lerine 11 barem daha ekledi saymak lazım. Ama adamlar dürüsçe ve zafer sarhoşluğuna kapılmadan; "Bu oylar bize değil, referandum'a EVET demek için verildi." diyorlar. RTE, Demirel gibi bir siyaset cambazı olsa idi, ağzını şaklatarak "Bu oylar, referandumun yanında, partimize güveni de bir kez daha tazelemiştir" diyerek şov yapardı.
Şimdi her şey daha güzel olacak. Askersiz bir demokrasi nasıl oluyormuş bunu görüp keyfini çıkarmak istiyorum.Siz bizim için yaşayan bir tarihsiniz. Saygılarımla ellerinizden öpüyorum. Kemal Mükremin BARUT