19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kara Cübbeliler…

Büyük şair- Mevlevi- Asaf Halet Çelebi’yi rahmetle anıyor ve özür diliyorum; “Cüneyd” şiirini değiştirerek bir alıntı yapıyorum: “Açın cübbenizi… Ne görüyoruz… Görünmeyeni. Nerede, ne oldu… Olanlar oldu… Kendi cübbeleri altında yok olacaklar!”

Ve bir halk deyimiyle “Takke düştü-kel göründü”. Son günlerde “yargı –devlet” depreminde, olanları bunlarla özetlemek istedim! Umudum, temennim o ki, bu gelişmeler sonunda, Atatürk Cumhuriyetimin ve devrimlerinin, Türk Ordusunun düşmanları “kara cübbeleri” altında yok olacaklar! Yalakalar, ne derlerse desinler, “ Türkiye dönüyor” ve ibre, gene kurtuluşu gösteriyor! İnşallah yanılmıyorumdur!

ANILARIM

Rahmetli Adnan Menderes, “27 Mayıs Darbesinden” bir gece önce, Eskişehir’deki “son yemekte” “kara cübbelilerden” söz etmişti…”Kara Cübbeliler” dediği, kendisini eleştiren profesörlerdi! …Ben de Basın Yayın Genel Müdürü olarak oradaydım… Türkiye’de hava çok gerilmişti ve darbenin ayak sesleri duyuluyordu… Özel Kalem Müdürü Ercüment Yavuzalp’la birlikte, Başbakanın konuşmasında havayı yumuşayacağını, konuşmasında erken seçimleri ilan edeceğini umuyorduk! … Öyle olmadı. Menderes, aksine coştu, Muhalefete ver yansın etti… Profesörlere de “Kara Cübbeliler” dedi!

Bu sözlerin, ülkedeki havayı daha fazla gerginleştireceğini tahmin ettik… Öyle de oldu… Konuşmaya yayın yasağı konması para etmedi ve “İhtilal” o gece Ankara’da başladı.

Menderesin “Kara Cübbeliler” dediği Üniversite hocalarıydı… HSYK kararı üzerine Hükümet adına, Erdoğan konuşmadı da her nedense üslubu, çatallı diliyle ünlü Başbakan Yardımcısı “korkusuz kaptandan” dümeni almaya hazır, Bülent Arınç konuştu? “Mim” koyalım! …

Arınç –ezcümle dedi ki: :” Demokrasimize, millet idaresine yargı bürokrasisi tarafından ağır bir darbe vurulmuştur, Siyaset siyasetçilerin işidir. Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, önce cübbelerini çıkarmak zorundalar… Hem taraf tutup hem adil olmayan kararlar alarak o cübbe giyilemez”.

Sorarlar; “Öyleyse, hangi cübbe giyilir?” El cevap: “Cemaatlerin kara cübbeleri”!

Ne acıdır ki, bugün, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde Atatürk’ün Cumhuriyetinde, iktidarla sarmaş dolaş “ tarikatlar – cemaatler” egemenliği var… Baykal’ın dediği gibi siyasi kadrolaşmayla birlikte, “cemaat kadrolaşması” var! … 1926’da tarikat tekke ve zaviyelerin kaldırılmasının, intikamını almaya çalışıyorlardı, “kırmızı ve yeşil yakalı cübbelliler” işte buna engel oluyorlar!

“Kara Cübbellilerin ” kadrolaşmasına ve her kuruma nüfuz ettiklerine inanmıyorsanız, T24 internet sitesinde yayınlanan ,“tutuklu” Baş Savcı İlhan Cihaner’in soruşturma dosyalarındaki ,” İsmail Ağa” cemaatine ait telefon kayıtlarını okuyun –dinleyin!

Cemil Çiçek’in Başsavcı Cihaner’i, cemaat hakindeki soruşturmasından vazgeçmesi hususunda, neden uyardığını - Savcının neden tutuklandığını - iktidarla, cemaat bağlantılarını ve bu cemaatlerin, emniyete yargıya ve iş âlemine kadar nüfuz ettiklerini anlarsınız!

Yandaş medya şimdi bu bire bir, ses kayıtlarını tevil ve inkâr etmeye çalışıyorlar ama beyhude! İşte böyle “kapı dinleyenler de dinlenir”! Cinler şişelerinden çıktılar bir kere!

Arınç, Cihaner’in, Cemil Çiçek’in “uyarısıyla” ilgili tutanağına inanmıyor, alay ediyor… Dürüst bildiğim Sayın Çiçek, eğer “bunlar doğru değil” diyorsa, demek, iktidar ve politika, onu da değiştirmiş!

Bu gelişmelerin olumlu-umut veren bir yönü var: Galiba, Cihaner’in tutuklanması “musibetinden" bir “nimet” hâsıl oldu; eğer bu hayırlı mecrada, devam ederse , “Kara cübbelilerin ” –“Korku İmparatorluğunun” çökmesine vesile olacak! ... “Mızrak çuvala sığmıyor”. Ok yaydan çıktı birilerinin, bir yerlerine batıyor!

NEDEN “CUMHURİYET” SAVCISI

Kalemine sağlık; kardeşim Yılmaz Özdil soruyor: Savcılara neden Cumhuriyet Savcısı denir. Diye? Ve hatırlatmış: Atatürk'ün Adalet Bakanı, Adalet Reformunun kurucusu ve bu sıfatın babası, rahmetli Mahmut Esat Bozkurt cevabını şöyle vermiş; “Gün olur, Cumhuriyet’i korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, büyükelçiden, validen bile hesap sormak gerekebilir... İşte onun için, Cumhuriyet Savcısı’dır!” Özdil ekliyor: Tarikatçıların cirit atması için, irticayla mücadele etmeyi suçmuş gibi gösterenlerin... Haysiyet cellâtlarının yargısız infazlarını gülümseyerek seyredenlerin... Hayatını Cumhuriyet’e adamış komutanları ayağına getirirken, teröristin ayağına tıpış tıpış mahkeme götürenlerin... Bu millete verebileceği “hukuk dersi” yoktur.”

Ben ekleyeyim; Yargı Reformu gerekiyor, ama AB'den ders alarak değil!***
 

Yayın Tarihi : 20 Şubat 2010 Cumartesi 00:25:07


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Gönül Aydemir IP: 88.235.250.xxx Tarih : 20.02.2010 16:25:27

Kurtuluş Savaşı kahramanları büyük bir heyecanla oturup,bulundukları çağın en Modern kabul edilen İsviçre Medeni Yasasını ,Türk Medeni Yasası olarak uyarlayıp,İsviçre'den önce kadınlara seçme,seçilme hakkını verdi.İşte bize böyle yeni namuslu devlet adamları gerekir.


sayın küçükoğluna hitaben IP: 88.231.74.xxx Tarih : 21.02.2010 14:31:12

Sizin "Demokrasi" (!)  dediğiniz, bugün yaşadığımız  ortam mıdır ? Demokrasinin gereği olan "hak ve özgürlüklerimin" hiç birini, yanlış anlaşılarak - orta çağda uygulanan enginizisyon mahkemeleri benzeri olan - Ergenokon mahkemelerine gitme endişesiyle kullanamıyorum. Senin bahsettiğin tarihsel dönemlerde, YÜZÜ AK-ALNI AÇIK TÜRK MİLİYETÇİLERİ VARDI, BUGÜN DE VARLAR YARIN DA VAR OLACAKLARDIR. Her zaman için şunu aklımızdan çıkarmayalım ki, Türkiye Cumhuriyeti kara poşete girmeyecek ve kara cübbe ile anılmayacaktır. Bunun aksini düşünenler aslında Demokrasi kavramını kara boya ile  silmeye çalışanlardır. GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ !..


timucinhazar IP: 88.242.75.xxx Tarih : 28.02.2010 21:46:49

Kendini dindar zanneden zavallı kardeşim yağmurdan kaçarken  doluya tutulacağız..Bu memleket bu özgürlük bize fazla geldi. Hür irade,adam olmak bize fazla geldi. Adım  adım kilisenin kucağına gidiyoruz..Haçlı seferleri adım adım devam ediyor.Bizim dindarımızda taşeronluğunu yapıyor.ALLAH sonumuzu hayır etsin demekten başka çaremiz kalmadı.İşgal güçleri kaldığı yerden devam ediyor...Omalum gazeteler ve televizyonlar milletimizin başına çuvalı geçirdiler.


ramazan küçükoğlu IP: 85.108.12.xxx Tarih : 21.02.2010 13:01:09

sayın yorumcuya ve fikirlerine katılmamakla beraber saygı duyuyorum ama dedim ya katılmıyorum kendisi menderes dönemimdeki ihtilalden bahsetti demek istedi ki menderes havayı yumuşatsa ihtilal olmazmış sizi bence sizi basın yayın gen müd makamına kim nasıl getirdi bilmiyorum ama hak etmemişsiniz belli tahlil yeteneğiniz yok o zaman ihtilal için bahane aranıyormuş yani diğer ihtilallerde olduğu gibi yani yok sert konuşmuş yok yumuşak konuşmuş bunlar hava civa ....sayın yazar sizin gibiler gidecek ve gençler yerinize gelecek ki basında az düzelsin gerçi sayın başbakan bayağı düzeltti...sayın yazar sene 2010 yani 1960 üzerinden 50 yıl geçmiş yani yarım asır ama yakın bir geçmişe kadar hala ihtilal ve cunta korkusu yaşadı bu ülke halkın fikirleri itildi hor görüldü inançları yok sayıldı inan yada inanma ama bu olmamalıydı ve bir lider gelmeliydi ve geldi son 7 yılda alınan yola bak syn bülent arınç bey çok iyi bir devlet adamı ve çok hazır cevap biridir korkusuzdur kendisi de hukukçudur ....sayın yazar siz eski pazarları eski günleri özlüyor olabilirsiniz ama o pazar kaldırıldı artık hehe  o çark tersine döndü  artık yüzde 90 ı müslüman olan ülkemde inanan üreten samimi insanların sözü geçiyor ...eski günleri arıyanlar boşuna heveslenmeyin demokraside geri vites yoktur bir kere geldiğinde halk ona alışır ve feragat etmez saygılarımla