20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Karanlık Oda – Makber

Mustafa Kemal “Söz konusu Vatansa gerisi teferruattır” demişti… Yüreğine sağlık, Tuğrul Türkeş hatırlattı! …

“Şeytan-şeytanlıklar ayrıntılardadır” derler; şu sırada öyle şeyler oluyor, öyle gelişmeler yaşanıyor, öylesine tutuklamalar oluyor ve “Ergenekon” kapsamında, öylesine iddialar ortaya atılıyor ki, havsala almıyor… Artık bu “şeytanlar ve şeytanlıklarla” uğraşmayı abesle iştigal sayıyorum.

Eğer, durumun vahametinin, hala farkında değilseniz, ben açıkça söyleyeyim; Atatürk’ün Cumhuriyeti – Vatanımız, gözlerimizin önünde elden gitmekte…

ŞEYTAN ÜÇGENİ

İç ve dış düşmanlar, el ele, başımıza gergef işler gibi, çoraplar - takke- cüppe - örüyorlar! Onlar ne yaptıklarını ve yapacaklarını biliyorlar ama, çoğumuz hala bunları anlamıyoruz… Hakikaten, “idraksiz” Türkler miyiz?

FOTOĞRAFIN KARASI –AKI

Fotoğrafçılığın tarihini bilenler bilirler. “Karanlık Oda” diye bir şey vardı… İlkel makinelerle çekilen fotoğraflar, filimler, bu “odada” bazı solüsyonlarda “banyo” edilir, “Arapları” -siyahları- çıkarılırdı… Sonra da, bu ıslak filimler, çengellere asılıp kurtulur ve “siyahlardan” kartlar üzerine “beyazları ” basılırdı!

Türkiye’de, şu sırada, “Karanlık Odada”; çengellere asılı nice “kara” kareler var!… Bölücülerin ve destekçilerinin “ayarlamaları” Cemaat-ABD –AB -AKP şeytan üçgeninin, karanlık ilişkileri arka kapıdan içimize “yasal” olarak sokulmuş “yabancı uzman ve ajanlar” ve de alelacele çıkarılan “torba” yasayla, yabancı - Amerikan Birliklerinin Türkiye’de konuşlanmasına ve geçmelerine “tezkere” olmaksızın imkân verilmesi ve Türk ordusunu kendi çıkarları için kullanması hesapları!

Söz konusu “vatan “, ama bütün bunlar ayrıntı değil şeytanlıklar!

“Karanlık Odada”, benim tahammül edemediğim “kara” kareler çok! … Mesela bir asker kişi, bir komutan, Orgeneral Çetin Doğan Orgeneral Fırtına, Oramiral Özden Örnek, Orgeneral Ergin Saygın tutuklanınca, muvazzaf bir Ordu Komutanı, Orgeneral Saldıray Berk’in, malum savcılar tarafından polis zoruyla celbedilmesı üzerine, yandaş- işbirlikçi, yazarların, sadistçe keyif duymaları!…

GÜL ZİRVESİ

“Gül zirvesinin” beylik bildirisinde, Kurumların yıpratılmamsı hususunda, güya “mutabık” kalınmıştı… Fakat Gazete Patronlarına, “bize karşı yazanları kovun” diye emreden Sayın Başbakan yalakalarını yandaş gazetelerde Orduyu Yargıyı her gün yıpratmalarına neden engel olmuyor? Ve özellikle, Ordu düşmanlığını karargâhı, Taraf gazetesinin, cümlece malum deniz aşırı patronlarını neden uyarmıyor?

Bu sırada “ayarlanan” PKK-Kürtçü cephede, eski MIT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öndeş Kürt Partisi BTP’nin bir Koalisyona ortak olmasını pervasıca önerebiliyor! TARAF yazarı Önder Aytaç, güya “farklılıkları” ortadan kaldırmak için köşesinde Kürtçe yazıyor! Eee- Başbakan Kürtçe eğitime, televizyonlara yol vermekle övünüyorsa ve “Kürdistan TV” kameraları da, “açılım şova” davet edilmişse, Aytaç ve şürekâsı, Kürtçe yazarlar ve Kürtçe oynarlar!

MUTABAKAT

“Gül zirvesinde” Erdoğan ve Başbuğ “mutabık” kalmışlardı… Ondan evvel de müphem kalan –muğlâk ve netleştirilmeyen bir “paslaşmadan” söz edildi… Erdoğan “Zirveden” sonra, yasalar karşısında kimsenin (herhalde Komutanların da demek istiyor) “ayrıcalığı” olamaz derken, ne deme istedi? Komutanların tutuklanmaları onu hiç rahatsız etmiyor mu? Hem kimsenin “ayrıcalığı” olmayacaksa, kendisinin ve efradının “dokunulmazlıkları”, “ayrıcalık” değil mi?
Ve haddim olmayarak soruyorum; Sayın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ iddiaları “lanetlemişti”… Şimdi sabrı, ne zaman taşacak? Liboşlar, şimdilik, Başbuğ’un sessizliğinden memnunlar ama çoğumuzun sabrı çoktan taştı, patlana noktasını geçiyor! …

ÇEK-YAT

Ve acı bir manzara: “Kokain sanığı” Tarkan Komutanlarla aynı binada, aynı muameleyi görüyor ve aynı çek-yatlarda yatıyorlar. Tarkan Emniyetten çıkıyor ve binlerce hayranı tarafından kahraman gibi karşılanıyor! Tutuklu Generalleri, askerleri destekleyen iki kişi var o sahnenin bir kenarında; ellerinde Türk bayrakları iki yaşlı karı koca! Cumhuriyet Mitinglerindeki binlerce kişi buharlaştı mı? Yoksa onlar da “Ergenekon Kapsamında” korkuyorlar mı?

Belki ilerde “karanlık odadan” beyazlar çıkacak ve kartlara basılacak ama korkarım çok geç olacak ve beyaz kareler tarihin albümlerinde hatıra kalacak… Şimdi “her yer karanlık”, sonumuz “Makber” olmasa!***

Yayın Tarihi : 3 Mart 2010 Çarşamba 11:00:32


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ahmet oylum IP: 78.160.228.xxx Tarih : 4.03.2010 04:20:22

TARAF yazarı Önder Aytaç, güya “farklılıkları” ortadan kaldırmak için köşesinde Kürtçe yazıyor! Eee- Başbakan Kürtçe eğitime, televizyonlara yol vermekle övünüyorsa ve “Kürdistan TV” kameraları da, “açılım şova” davet edilmişse, Aytaç ve şürekâsı, Kürtçe yazarlar ve Kürtçe oynarlar! diye yazmışsın ne kadar boş ve anlamsız değerlendirme. Ve de haksız itham. Ben Önder Aytaç Hocayı iletişim fakültesindeki derslerinden tanıyorum. Hiç de sizizn dediğiniz gibi birisi değil o.
 


Sayın Altemur Kılıç'a, Ergenekon Zirvelerinden Ses Veren Bir Boz Kurt IP: 88.231.83.xxx Tarih : 3.03.2010 19:18:35

Bu günlerde yaşamakta olduğumuz kâbustan kurtulacağımız vakte çok az bir zaman kalmıştır. Türk milletini aydınlatan güneş, geçmiş zamanlarda olduğu gibi -her daim geçici olarak- kara bulutlarla örtülmeye çalışılmış, lâkin bu amaçları doğrultusunda çaba göstermeye çalışan gafiller ve munafıklar helâk olup gitmişlerdir. ULU ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN YARATTIĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ VE YAŞAM VERDİĞİ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ, PARILDAYAN GÜNEŞ ALTINDA YAŞAMINA DEVAM EDECEKTİR VE BU GÜNEŞİ KARA SİSLERLE ÖRTMEYE KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR. Sizin müsterih olduğunuza inanıyoruz ve bu inançla  yolumuza devam ediyoruz ve de bizler de müsterihiz. NE MUTLU BİZE Kİ, ATATÜRKÇÜ TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ.