“TARAF” adlı “nev zuhur” , “nesebi” besbelli, bir bir gazete var! Atatürk’e sataşır, Milliyetçiliğe saldırır, PKK yanlısıdır -Ordumuza, her vesileyle, saldırmakta! Şimdi de tezvirat, ihanetinin odak noktası, “Ergenekon Davası”! TSK’nın içindeki ve maalesef, emniyetteki ve savcılıktaki “kaynaklarından” sızdırılan ve de başka değirmenlerden gelen tezviratı, sözde “iddiaları” Başsavcının uyarılarına rağmen, her gün manşetlerine çıkarıyor! Bu ihanet pervasızlığında kime – kimlere güveniyor? TSK’nın sabrını mı sınıyor?
Bu “TARAF” denen ve sloganına göre, “düşünmeyi” hep, Ordunun, Cumhuriyetin, alayında “taraf” olmak bilen, gazetenin başında – bir “şeytan üçgeninin”, orta bacağı Ahmet Altan var… Baba malûm- öteki “bacak”, 2. Cumhuriyete, Mehmet Altan da aynı misyonu “Star” gazetesinden yürütüyor!
KEMALİSTLER VE DEMOKRASİ
Ahmet Altan –“Kemalistler ve Demokrasi” başlıklı bir yazı yazmış…”Onlar” demokrat – Mütarekede – Yabancılara hizmet eden, Milli Mücadeleye karşı çıkan “Ali Kemaller” …Bizler de, bunların, yabancılarla ağız birliğiyle karşı çıktıkları “millici –Kemalistleriz”! ”Atatürkçülüğe” henüz, açıkça saldıramadıkları için, bize “Kemalist” diyorlar! Oysa ikisi de aynı! Evet, biz “Kemalist’iz” ama onlar nedir? Dilimin ucuna geleni maalesef açıkça, adıyla, sanıyla yazamıyorum!
AKP’nin ne olduğunu, amacının TC'nin yerine bir şeriat devletini getirmek istediği, Abdullah Gül’ün ve Recep Tayyip Erdoğan’ın, Atatürk’e ve Cumhuriyetine, sözde değil, özde ne kadar bağlı olduklarını ve şimdi nasıl takiyye yaptıklarını görmemek, anlamamak için, kör, gafil olmak lazım. Ama bu kişiler hain olsalar da, hiç de budala ve kör değiller! Bu iktidara destek olmalarının, AKP’nin kapatılmasına, güya demokrasi uğruna, karşı çıkmalarının, özel maksadı var; ”2. Cumhuriyeti kurmak!” TC –Birinci Cumhuriyet devrisinde 2. Cumhuriyetinin, şeklinin ne olacağı, teferruat – bir yerde uzlaşırlar!
Altan diyor ki “ Kemalistler AKP’yi, “irticanın” temsilcisi olarak görüyorlar ve bu “belanın” Türkiye’nin başına “demokrasi” yüzünden geldiğine inanıyorlar… Bu mantık düzeneği içinde bakınca “irtica karşıtı” olanlar “demokrasi karşıtı” da oluyorlar.” Ha şunu bileydin Laikliği demokrasiye aykırı görür veya “Demokratik Laiklik” diyerek, Anayasadaki bildiğimiz anlamda,“laikliğin” yeniden, “demokrasi” yoluyla “tanınmasını” isterseniz, evet -Kemalistler buna karşıyız!
Altan devam ediyor: Onlara göre arkasında “yüzde 47” oy desteği olan “irtica yanlısı” bir partiyi seçimle işbaşından uzaklaştırmak imkânsız. Ve bu “irtica yanlısı” parti sonunda “şeriatı” getirecek… İrticaı ve şeriatı demokrasi içinde önlemek mümkün olmadığı için “demokrasi dışına” çıkmak! “Bu da belki doğru, ancak , “Demokrasi dışına çıkmak” denince, her şeyden önce, demokrasinin, gerçekte, ne olduğu hususunda, anlaşmamız lazım… Soğuk Harp döneminde Komünist devletler de hep, “Demokratik” idiler… Ve daha da önemlisi Kurtuluş Savaşı “Demokrasiyle” yapılmadı… Devrimler Demokrasiyle yapılmadı. Hatta bir kısım halkın, karşı gelmesine, rağmen, yapıldı! Şimdi bunları “ne niyetine yerseniz, muz” demokratlığıyla yıkılmasına, yerine 2. Cumhuriyetin kurulmasına biz Kemalistler müsaade edemeyiz!
Altan devam ediyor: “Onun için de gelsin darbe yandaşlığı, gelsin bombalı, suikastlı Ergenekon çeteleri… Bu insanların çoğunluğu “demokrasi karşıtı bir darbe yandaşı olmaktan utandıkları için de, “şeriat zaten demokrasiyi yok edecek, onun için biz onlardan önce demokrasiyi yok edip hiç olmazsa şeriatı önleyelim diyorlar” ve soruyor “Niye AKP’yi seçimle işbaşından uzaklaştırmaya çalışmıyorsunuz*” Cevabı kendisi yapıştırıyor; “bu cahil ve aptal halk irticaı seçer, onları çağdaşlaştırmak mümkün değil” dermişiz!
Hâşâ; biz asla halkımıza “cahil” demeyiz, ama halkçılık de yapmayız ve de son seçimlerde oyların%47’sini ne vaatlerle, nasıl, kömür erzak ve sadaka dağıtmakla sağladığını da yakından biliriz! Eğer bu demokrasiyse, bızim bu “demokrasi tramvayını devirmek” boynumuzun borcu- Atatürk’e andımız gereğidir!
Şu sırada bir genç kızımızdan, bir “e posta” mesajı aldım. “AKP’yi kapatmamalı –yabancılara satmalı” der bu kızımız!...
Pazar içinde pazar olmaz, birşey ikinci kez satılmaz; AKP çoktaaaan satıldı, başka kime satılacak ?..