Her nedense şu günlerde aklıma bazı fıkralar geliyor; önce yiğitliğini üzerinden kırk harami de geçtikten, sonra hatırlayıp, celallenen babayiğit kervan korumasının öyküsü…
Sonra da şu fıkra; “Adam çok palavra atarmış..Bir arkadaşı “Çok mübalağa ediyor, gülünç duruma düşüyorsun” demiş.. Adam “Ne yapayım, huyum böyle, kendimi tutamıyorum…En iyisi paçama bir ip bağlıyayım, ben ölçüyü kaçırınca , sen ipi çeker beni uyarırsın” diye cevap vermiş ve öyle de yapmışlar. Bir gün adam bir sohbet esnasında, gene atmaya başlamış; “Benim bır arsam var ki, boyu bin kilometre…” Arkadaşı hemen ipi çekmiş ve adam kendime gelmiş; “Eni de beş metre kadar var” deyivermiş. Oradakiler , “Yahu olmadı, eni boyuna uymadı” deyince de ,bizimki dert yanmış; “Ben enini boyuna uyduracaktım ama ipin ucu bir hergelenin elinde”…..Teşbihte hata olmaz!
KIRMIZI ÇİZGİLER
AB sürecinde, kırk haramiden sonra,”hergeleler” ipin ucunu çekince, son haberlerden ve AB nın “kırmızı çizgileri” belirtildikten sonra, akıllar başlara geldi miı acaba? Avrupalı liderlerin “basiretine” güvenen Dış İşleri Bakanımız Abdullah Gül de fena celallenmiş; “Eger AB bize tam üyeliğin gerisinde bir şey önerir ya da yeni koşullar getirirse, bu kez bir daha dönmemek üzere çeker gideriz!” diyor ….Peh,peh peh! .. ”Good Morning veya Good Night Mr. Gül”
Başbakanımız da , Avrupalıları uyarıyor ; “Tribünlere oynamayın” diye…
İşin asıl püf noktası bu ya’ …Ben naçizane hep sordum; “ Türkiye’nin kaderi, milletimizin var oluşu TC’nin gelişeceği bu hep “endi tribünlerine oynayan” Avrupalılara emanet edilebilir mi?” diye ve cevabını alamadım. En azından bizim politikacılarımızın da ," tribünlere oynamanın" ne demek olduğunu bilmeleri gerekirdi ve de, bilmeleri gerekirdi kı AB’nin ve liderlerin öncelikli hatta asıl maksatları , kendi çıkarlardır, “kendi tribünleridir” yoksa bizim güzel gözlerimiz ve çıkarlarımız değil.
SORMAK GEREK
Şimdi, sormak isterim, tüm “AB vizyonu” bağımlılarına, medyada köşe ve program tutan, ahkam kesenlere, AB’nin yolunu Diyarbakır’dan geçirenlere ve AB çıkmaz yolunda uyum uyum Türkiye nın gerçek çıkar ve değerlerini, feda edenlere ve de Atatürk’ün “çağdaş uygarlık düzeyine “, kendimiz , kendi çıkar ve değerlerimize göre, ulaşmak hedefini AB vizyonu ıle aynı sayanlara; “Gördünüz mü AB nın basiretini, “Büyük Oyununu” ve dayatıldığımız kırmızı çizgileri ? Ama acı olan , asıl köşeye sıkışan ,sadece AKP İktidarı değil, Türk Devleti!
Ama, Başbakanımız , Dışişleri Bakanımız, şimdi böyle celallendikten sonra, AB’nin “ucu açık- çıkmaz “ yolunu bırakırlar mı? Hiç sanmıyorum. Fazla angaje olmuşlardır. Şimdi,büyük ihtimalle, Türkiye'yi oltalarının ucundan kaçırmak istemeyen “İyi Polis” rolünü oynayan Berlusconı vb sözlerine bakıp, “Müzakerelerin başlamasından” medet umacaklar ve bunu da yeni bir “AKP zaferi” ilan edeceklerdir…Taramalarda ve açılıp, kapanacak paragraflarda ve ekstra koşullarla dayatmaları göze alarak!
Bakın baş yalakalardan, Ali Kemal’in post-moderni, AB şak şakçısı ve de Genelkurmay Başkanımızın , Emin Çölaşan'ı davet etmeyip 30 Ağustos resepsiyonuna çağırdığı Mehmet Ali Birand, “AB ‘de bundan sonrası daha kolay” diyor, o da Avrupalı liderlerin her birinin oyunu olduğunu naçar yazdıktan sonra, “Ancak önlemli olan 3’Ekim’de masaya oturmaktır” diyor…Yüzsüzlüğün böylesi görülmemiştir…Hangi masaya? İflas masasına mı? İhanetin belgesi olur mu? İşte!