19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kürt Sorunu - 1

PKK’yı, genel af çıkarılarak dağdan indirerek “ Kürt Sorunun” sözde “barışçı” çözümü “planı”, aslında Türk Milleti ve TC için bir ”Kürt Kapanı” idi. Şimdilik önlendi. Ama bazıları, bir “politika seçeneği” oldu ve bazıları hala, bu doğrultuda çalışıyorlar… Bu sorunu çözmek için entel takınının , bazı yazarların, a yaptıkları öneriler, CHP Lideri Deniz Baykal’ın dediği gibi, özellikle PKK konusunda, Talabani ve Barzani’nin “iyi niyetleri” hususunda yanlış teşhislere, varsayımlara ve umutlara dayanıyor. 

Güneydoğu’daki “ Sorununun” çözülmesi, silahların susması, bölgeye huzur ve istikrar gelmesi, vatandaşlarımıza aş ve iş temin edilmesi, elbette ki ülkenin en öncelikli meselesidir. Ancak, nasıl ve ne pahasına? 

Temeldeki hata, Cumhuriyet’ten önce de ve sonra da bölgedeki sorunu etnik düzeye indirgemek ve “Kürt Sorunu” olarak koymaktır…”Kürt Sorunu” derseniz , “alt kimlik-üst kimlik” ,”Türkiyelilik” kavramlarını ortaya atarsanız, diğer etnik toplulukların da sorunlarına kapıyı ve ülkenin bölünmesinin de “yolunu” açarsınız! . Mustafa Kemal, engin vizyonuyla, bu hatadan, kapana kısılmaktan kaçmış. Ve bunun içim de Kürt vatandaşlarımızın da, diğer etnik guruplar gibi “Ne mutlu Türküm diyene” anlayışıyla, , Türklük “erime kazanında” bütünleşmiş edilmeleriyle “benimsenmeleri” devletin başlıca politikası olmuştur. Şimdi eneteller, bu çabaları adeta alaya alırlar, ama dizi Kürt isyanlarının, gerçekte, yabancılar tarafından Türkiye’yi bölmek için tahrik edildiği anlaşıldığında, TC’ni yaşatmak, ülke birlik ve bütünlüğünü sağlamak için, “çözüm”, herhalde, Türk- Kürt Federasyonu vb gibi her an parçalanacak modeller olamazdı - tek kalan seçenek Üniter Devlet idi! Ve bu politika genellikle başarılı da olmuştu. Ta ki 70’li yılların cadı kazanından APO vb - 1984 yılında, "Güneydoğu sorununu" doğru teşhis etmek ve çözüm aramak için PKK harekâtı patlak verene kadar! 

Bu gerçekleri tespit ettikten sonra da, Güneydoğu olayını, –isterseniz “realitesinin”- tarihi boyut ve kökenlerini bilmeden ve uyum sürecinin nasıl ve kimler tarafından engellendiğini tespit etmeden, ı sorunu doğru teşhis etmek ve doğru, sağlıklı çözüm bulmak mümkün olamaz! 

TARİHİ BOYUT
19. Yüzyılın başlarından beri Orta Asya’da ve Orta Doğuda Büyük Devletler tarafından ajanları vasıtasıyla oynanan Büyük Oyunun maksadı ipek yolunu sonra petrol kaynaklarını kontrol etmek ve de Osmanlının Mirasını paylaşmak ve ezalı “Türk tehlikesini” kesin olarak önlemek için oynanıyordu. 1919 yılında İngiliz İstihbarat örgütü gizli bır raporda Orta Asya’daki bütün “Türk ve Turanî topluluklar” sayıldıktan sonra, netice olarak. “Türkler şimdi yenik düştüler, ama ilerde, bütün bu topluluklar bileşirlerse bizim için felaket olur” deniyordu… Sevr Antlaşmasını-diktasının maksadı da Türkiye’yi parçalamak ve Türkleri, bir daha ayağa kalkamayacak hale getirmekti. Fakat bununla da yetinmeyeceklerdi. İngiliz ve Fransız ajanları, Güneydoğu'da Kürtleri tahrik etmeye geldiler. Bundan sonra çıkan Kürt İsyanları onların eseri idi… Özellikle sonra İngiltere’nin en büyük nişanını alan Yüzbaşı Noel, Kürt bölücülüğünün tarihteki öncülerden Bedirhanlılarla. Birlikte Sivas’tan Mustafa Kemal'i kaçırmaya kalkıştı. Merkezine yazdığı raporda “milli hisleri zayıf veya hiç olmayan Kürtlerde bunları ”biraz iteleyerek (-wıth a little push”) , telkin edebileceğini söylüyordu… Bunda da başarılı oldular. Şimdi, Avrupalıların bizi AB kancasının ucunda tutarak yapmak istedikleri de hiç şüphe etmeyin ki, Avrupa’da en genç ve dinamik güç haline gelen “Türk tehlikesini” ve Türklerin birleşmesini engellemektir! Bu çabalara, kendi petrol vs amaçları, BOP projesi için, ABD de katıltmıştır.“Sevr” paranoya değildi bu da paranoya değil! 

Bu eski “Büyük Oyunun” yeni perdesine katılan ABD’nin n Kürtleri neden kolladığını. Hatta PKK’yı kullanmak istediğini de düşünmek gerek. Şu sırada bazı göstermelik hareketlere ve “koordinatör” tayinlerine, hatta askeri operasyon hazırlıklarına rağmen, ABD “Kürt kartından” vazgeçemez! Böyle olunca AB'nin, ABD’nin PKK ya karşı ciddi bir harekete geçmesini beklemek abesten öte gaflettir. PKK'yı " dağdan indirmek" için, Talabani ve Barzani’den destek beklemek de öyle. Hepsi; APO-Barzani. Talabani ve sözde “ılımlı” Kürtçüler Türkiye Topraklarını da yutacak " BÜYÜK KÜRDİSTAN" emelinde birleşirler!
Yayın Tarihi : 10 Ağustos 2006 Perşembe 01:01:01
Güncelleme :9 Ağustos 2006 Çarşamba 12:30:55


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?