19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Kürt sorunu mu, Kürt kapanı mı?

Türkiye “Güney Doğu sorunu” konusunda içerden ve dışardan kurulan bir “Kürt Kapanı” tuzağına düşürülmesi tehlikesiyle karşı karşıya. Bu tuzağın en somut işaretini önceki gün CNNTÜRK’te haberlerin başına oturtulan makalesi ile Tarık Ziya Ekinci verdi. Hatırlatayım; Ekinci, Ellili yıllarda Türklerle Kürtler arasına ilk nifak tohumlarını eken kişidir ve şimdi de faaliyettedir. Tuzak, özetle şudur; PKK’nın şiddeti ve silahları “koşulsuz bırakmasını” güya isterken, zımnen hükümetin, devletin ve TSK’nin de, eş zamanda –hatta örnek olsun diye daha önce, silahları bırakması ve böylelikle sorunun ve çözümüm barışçılıkla siyasallaştırılması, PKK'nın, siyası bir kuruluş olarak TC Hükümet ve devletiyle “uzlaşma masasına” buyur edilmesi!

KAPAN KURULUYOR
Zamanımızdaki, post-modern “Kürt Teali Cemiyeti”nin fahri fakata hararetli üyesi, Kürtçülerin muhibbi Hasan Cemal, “Kürt Sorunun”, AKP'nin, seçimler öncesindeki varoluş mücadelesinde, öncelik ve önem kazandığını ve Başbakan Erdoğan’ın “milliyetçi” muhalefetin, artan baskıları ve “milliyetçi dalganın” yükselmesi karşısında a sertleşmek zorunda kalmasından endişe ediyor ve aynı “oyun planını öneriyordu. Hem bizim içerdeki entellerden hem de dışarıdaki AB vb. “dostlarımızdan” gelen mesajlar, mesela kaşarlanmış Kürt dostu Claudia Roth’un söyledikleri de aynı doğrultuda. Velhasıl “kapan” kurulmakta!

EKİNCİ’NIN EKTİKLERİ
İşte bu tuzağın be olduğunu anlamak, anlatmak için, Tarık Ziya Ekinci’nin yazısını dikkatle okumak, tahlil etmek gerekiyor!
Ekinci de Erdoğan gibi bu sorunun çözümünün “demokratikleşme”(?) olduğunu, daha çok vatandaşlık hukukuyla, daha çok refahla” çözüleceğini ve gene onun ifadeleriyle “İnşallah İrlanda’daki gibi, biteceğini” söylüyor.

Ekinci’ye göre, Erdoğan, bu doğru yolda giderken, militarizme dayalı şoven milliyetçi siyasilerin, Türk Solu çevresi, Emekli Generaller, İkinci Kuvvay-ı Milliyecilere, Atatürkçü sol gazetelerin vb. CHP, MHP'nin baskısı altında, bunalıyormuş. Soğukkanlılığını kaybedip, halk yığınlarını kazanmak yerine, muhalefetin tuzağına düşüp onlarla milliyetçilik yarışına girmiş! PKK'nın saldırıları da muhalefete güç katıyormuş… Ve istenmeyerek, yeni bir anti terör yasasıyla demokratik özgürlükler sınırlanacakmış! İşte Kürtler için de doğru olan, PKK’nın artık silahları, koşulsuz bırakması ve muhalefetin bu kozunun elinden alınması!…

Öyle olursa ne olacak? Ekinci,  “Akan kan duracak ekonomik, sosyal yaşam canlılık kazanacak… Savaş çığırtkanlığı yapanların sesi kısılacak” diyor... Bunlara eyvallah! Ama sonra; “Erdoğan demokrasi. Karşıtlarının baskısından kurtulacak… Kürt sorunu için getirdiği demokratik önergeleri uygulamaya sokabilecek ve Türkiye’nin AB üyeliği için müzakereler hızlanacak ve demokratikleşme yolunda yeni. Adımlar atılacak” Yani, zamanla toplumsal barış, AB şemsiyesi altında gerçekleşecek ve “Yasal siyasi mücadelenin önü açılacak…

Demokrasi güçlerin etkinlik kazanacak ve aydınların barış mücadelesi artarak yükselecek’
Ekinci, Hasan Cemal ve bizim sözde aydınlarla söz birliği halinde, Erdoğan’a ezcümle “Aman muhalefetin ve milliyetçilerin oyununa gelip sertleşeme” diyorlar… Pekâlâ, bunun alternatifi nedir?

Şimdi sıkı durun; Tarık Ziya Ekinci’ye göre “ PKK artık terör örgütü olmaktan kurtulacak giderek sivil yaşamın parçası olacak” Yani, silahlarını güya bırakarak, meşru bir siyasi bir parti olacak. Sonra da, hatta belki de PKK'yı teşvik için, TSK daha önce silahları bırakacak ve Türk Hükümeti de PKK ve “Onursal” Başkanı APO ile barış ve uzlaşma masasına oturacak’ Gördünüz mü, “oyun planını”- daha doğrusu, “tuzağı”? Döndük, dolaştık, bunca kan ter gözyaşı ve maddi zarardan sonra geldik en baştaki kare’ye, “Barışçı çözüme”! 

Entellerimiz, zaten öteden beri, gönüllerinde yatan bu önerilere sarılacaklardır. Maalesef, bazı hassas kurumlardan benzer öneriler gelmişti. Emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, gene RADIKAL de iki yazı yazarak, bu “barışçı çözüm” önerilerini tekrarladı. Tesadüf mü? Bu görüşler hakikaten MİT’in de resmi görüşleri mi? Açıklığa kavuşturulması lazım!
Bütün bunlar karşısında, AKP hükümeti ne yapar, ne eder, bilmeyiz ama herhalde Türk milleti bu kapana kısılacak, bu tuzağa düşecek kadar budala ve gafil olamaz!

Yayın Tarihi : 18 Nisan 2006 Salı 18:07:20


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?