Başbakanın, “ Kürt sorunu vardır” demesinden sonra, bu “sorun” Şemdinli olayı ve bölgedeki gösterilerle bağlantılı olarak, “alt-kimlik,-üst kimlik” iddialarıyla, çorap söküğü gibi gidiyor… ”Atılan taşları” çıkarmak, kafaların daha fazla karıştırılmasını da önlemek güç; Pandora kutusunun kapağı açıldı, içindeki melanet solucanları ortaya döküldü… Ancak Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanlığı koltuğunda oturan zat dahi; “Türkiye Türklerindir demek ve Kürtleri, sen Türksün demeye mecbur etmek yanlıştır” derse, bizler için de , sonuna kadar, bu konuda yazmak ve “Türkiye’nin Türklerin” olduğunu söylemek (“milli” sözcüğünü dahi ortadan kaldırmak isteyenlere rağmen), milli bir görev olacak!
Melih Aşık kardeşim, köşesinde, bir okuyucusu Sevgi Aslan Hanımın sorusunu aktarmış; Sevgi Hanım soruyor; “Başbakan Rizeli, ve örneğin kendisini Laz (veya Gürcü) olarak tanımlıyorsa, eşi de Siirtli ve kendisini Arap olarak tanımlıyorsa, bu durumda Çocuklarının alt kimlikleri ne oluyor? Başbakanın çocuklarının alt kimlikleri ne olacak? Bu karmaşadan çıkışın çaresi de “Türk” sıfatı değil mi?" Öyle; Sevgi Kızım; bakın, usta yazar Yılmaz Çetiner, “Mozaik Bilmecesi” başlıklı son yazısında, bunca yıl muhtelif kökenlerden olanların et ve tırnak gibi kaynaştıran , halkımızı bir mozaik değil çeşitli damarları olan mermer parçası yapan çeşitli evliliklerden örnekler vermiş…; Mesela , “Anam Türk, Onun Babası İzmirli, bir Kürt kızıyla evlenmiş…Çocuklarından biri Abaza genciyle evlenmiş…diğeri ise, Rizeli bir gençle..” …Böyle örnekler çok..Bu yıllardan beri köken araştırmadan, ola gelen kız alıp vermelerin çocukları TC vatandaşları ama sorulduğunda-şimdiye kadar üst kimlik alt kimlik karıştırmadan, kendilerine " Türk" demekle mutlu olmuşlar…
Benım de babamın babası Rodos’lu, ecdadı fatiha’ndan. Onun Anası Abhaz.. Ana tarafın Buharalı Özbek… Ama sapına kadar Türküm, Türk milliyetçisiyim ve milliyetçiliği de hem Babamdan hem de safkan Abhaz olan, Mustafa Kemal'in, Milli Mücadelede sadık emir subayı Muzaffer Kılıç’tan öğrendim. Var mı ötesi!
Mustafa Kemal Cumhuriyeti kurarken, muhtemel tehlikeleri görmüş, ve hele Doğu’da yabancıların tahrik ettiği başkaldırılar üzerine, engin vizyonu ile bütün değişik kökenli hatta başka dinden insanları kanatları altına alıp “Ne Mutlu Türküm diyene” demiş – ve kafataslarını ölçmeye kalkanlara da “Bırakın bu safsataları” demiş…Şimdi,bu nokta konulduktan sonra ondan yıllarca sonra, bu melanet kutusunun kapağını neden açarlar? Bazıları emtel ukalalıktan ve fakat özellikle dışarıdaki bazıları Türkiye’yi bölmek için…Yoksa her adım başında Güneydoğu ve Kürtler hususundaki ahlaksız çıkışları nedendir? Bu iddialar , içerden ve dışardan bölmeye çalışanlardan başka ve şu sırada kimlerin işine yarar?
HASAN CEMAL VAKASI
Ama, Gürcü veya Kürt asıllı olmasına rağmen, Türk Milliyetçisi olan Cemal paşa’nın, Ermeni katillerine arka çıkan ve kendi Ordusunun “evine” bomba atmaya teşebbüs eden torunu Hasan Cemal, öteden beri, “Kürt Sorununu” aşırı gayretle, eşeler durur. O’na göre , Mustafa Kemal’in vizyonu, Üniter milli devleti yaratmak dehası, “aşırılıkların yaşandığı “ Türkleştirme” hareketi! Yani bu adam, Atatürk'ün millet- milliyet anlayışının çok etnikli bir ülkede, Birlik kurmanın çaresi ve tılsımı olduğunu idrak edemiyor! O'na göre ,Kürt sorunu karşımıza çıkanca şaşırmışız’ Asıl şaşıran bizler değil, onlar; şaşırtanlar da malum! Hasan Cemal’in gözdeleri malum; bölücü Kürtler ama, diğer kökenliler, Arnavutlar, Lazlar, Çerkezler vb., “Biz Türklüğü kabul etmeyiz. Arnavut’uz Çerkez’iz, Laz’ız-vb. derlerse (ki, son zamanlarda, ışığı görünce demeye başlayan gafiller var) bu melanet kuyusunun çukurunun içinden nasıl çıkacak, nasıl çıkacağız? . Hasan’ın cevabı da hamakat örneği ; “Avrupa Birliği sayesinde- AB şemsiyesi altında!” Adamların asıl derdi Türkiye’yi parçalamak olanlardan medet, Anamıza göz koyanlardan çözüm umuyor!”
Hasan Cemal öyle ama tamamen Kürt kökenli olan Kamuran İnan da böyle; birçok diğer Kürtler gibi, mesela merhum Ferit Melen gibi ,kendisini Türkiye’nin birliğine adamış ve bütün hayatında Türkiye’nin çıkarları için mücadele etmiş olan İnan’ın dediği gibi, bazı hainler ve Hasan Cemal gibi gafiller var diye , bu ülkeye bağlı Kürt vatandaşlarımıza “şaşı bakmayalım” ve onları kucaklanmaya devam edelim!
Sonuç olarak ; bugünkü TC Başbakanının , “alt kimlik –üst kimlik safsatalarını” bırakıp , bu devletin kurucusu Mustafa Kemal’in “Ne Mutlu Türküm diyene” sözlerini , Şemdinli’de, Hakkari’de ve Yüksek Ova’da, Doğunun her köşesinde, her yerde içtenlikle, tekrar etmesi gerekir. Yapmıyorsa, burada bir çarpık var demek!
VE PAMUK
Bütün liboşlar, l6 Aralık’ta Şişli 2.Asliye Ceza Mahkemesinde Orhan Pamuk’un yargılanması yaklaşırken, kendi emek yediği ülkeye, milletine ve tarihine ihanet eden Orhan Pamuk’u ve dolaylı olarak da,“zehirli Türk kanından” şikayetçi Hrant Dink’i kurtarmak için seferber oluyorlar… Adalet Bakanı Cemil Çiçek, AB üyeliği uğruna Pamuk’u kurtarmak için, TCK’nin Pamuk’un (Dink’in İbrahim Kaboğlu’nun Baskın Oran’ın) suçlarını tarif eden 301. maddesini “uygulamadan kaynaklanan bazı güçlükler" yüzünden değiştirmek çalışmalarında iken sözlü-sazlı liboşlarımızdan İstanbul Milletvekili Zülfü Livaneli, Brüksel'de AB akıl hocalarıyla, istişareden sonra, yasadaki " Türklüğe Hakaret" ibaresinin “Türk Ulusuna hakaret” diye değiştirilmesini öneriyormuş… Bu teklif TBMM de Adalet Komisyonunda resmen yapılacakmış…
Şimdi sıkı durun; bu teklifin esası da, melanet kuyusuna atılan taşlardan; …TCK Türklük” ırk olarak tarif ediliyormuş, ve Anayasadaki tarifle çelişiyormuş…3 01 Madde “Türk ulusunu, Cumhuriyeti ve Devleti ve Kurunu ve organları” aşağılamanın suç olacağı şeklinde değiştirilirse, Pamuk,Dink ve diğerleri paçayı kurtarırlarmış!…Yani “Türklüğe” hakaret ve ihanet serbest!
Yarrabi; bir AB yıldızı uğruna daha hangi hilallerimiz batırılacak?