Lades, hem de, bile bile lades…Kötümser olmak, şimdiden yenilgi havasına girmek istemem ama uyarmak istiyorum; eğer milletimizin mâkus kaderini değiştirecek bir mucize olmazsa, AKP, bu seçimlerde, önceki kadar büyük farkla olmasa da, birinci gelecek ve gene iktidar olacak. Sonrası malum: 2023 Miladı ve sonrası! Tek umut, Erdoğan’ın geçmişteki icraatının, sözlerinin, öfkesinin ve “foyalarının” meydana çıkması ve önümüzdeki seçime kadarki dönemde yapacaklarının da, ayaklarına dolanması!... Bunlar olmasa da, “Yeni Anayasa” taslağının, özellikle TC, “değiştirilemez” ilkeleri kaldırılır, Devlet temellerinden yıkılmak istenirse, “Türklük” kavramı değiştirilirse, milletin artık uyanıp, Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı konusunda deyimiyle, “çıldırması”!... Bunu hayal ettiğimiz müddetçe yaşayacağız! Fakat daha somut bir kurtuluş ihtimali var; vatansever muhalefet partilerinin, AKP karşısında müşterek cephe kurmaları ve sonra da bütün sakıncalarına rağmen, Koalisyon oluşturmaları!... “Ehveni Şer, şerlerin en kötüsüdür” derlerseler de bu konuda “şerlerin” en kötüsü AKP’nin tek başına iktidar, Erdoğan’ın da “TEK ADAM” -Padişah- olmasıdır...
“Milattan sonra” olacakları, tahmin etmek güç değil: Erdoğan’ın “açılımından” ve son konuşmasında Kürt Sorunu konusunda söylediklerinden belli... En önemlisi, bu Hükümet, eşkıya ile pazarlık yaparak, APO’ya affa kadar varabilecek taviz, teslimiyet eğiliminden, “Türklük” kavramının da, Kürtçülere cemile olsun diye değiştirmek istemesinden daha acısı şu ortamda, TSK’nin yıpratılmasından da belli… Bölücüler cesaret alarak taleplerini arttıracaklar... “TEK ADAM” muhtemelen, eşkıya ile pazarlıklara devam eder, Barzani’den, Talabani’den hatta APO’dan medet umar! Bu “krizden" öte “felaketi” yönetecek bilgisi vizyonu basireti var mı? Yapacakları, şimdiye kadar yaptıklarından belli…
Son konuşmasında dahi, sözde “Ergenekon çetesi”, darbe iddialarının “fahri savcısı” olmasa da “avukatı” olmakla aslında TSK’ne darbe vuruyor! Bu iddiaların doğru olduğuna, nasıl, peşinen karar verebiliyor? “Çetenin” varlığı bile ispat edilmeden sanıkların, tutukluların suçları ispat edilmeden "mahkûmlar” olarak yatmaları, onu politikacı olarak rahatsız etmese de, Türkiye Başbakanı olarak vicdanı rahat mı? Kendi ordusuna hasım bir Başbakan hatta Parti lideri tasavvur edilebilir mi? Akıllı Türk milleti seçimlerde oy verirken bunları düşünmeyecek mi? Fakat, korkarım, bu “lades”; bile bile lades olacak, Halk “aklımızda” demeyecekler mi? Erdoğan ve AKP’nin, Atatürk ve Cumhuriyetine yürekten bağlı olmadıkları akıllarında değil mi? Aklımızda" demezlerse, “ladesin” bedeli, ülke için çok ağır olacaktır!
Seçtim ve ihtimallerin şifrelerini Erdoğan’ın medyadaki yandaşlarından, mesela müzmin Milliyetçilik ve Ordu düşmanlarından Ali Bayramoğlu, koro halinde, Silivri, Ergenekon tutuklularının, sanıklarının -Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Sinan Aygün, İlhan Cihaner, Engin Alan, Yar sav’ın- eski başkanı Emine Ülker Tarhan ve kendi deyimleriyle “28 Şubat'ın” tam askerci ya da mükemmel militarist savunma bakanı Turhan Tarhan, ara rejim mimarlarından Süheyl Batum’un, üniversitelerin garnizona dönüşmesinin sembolü Nur Seter'in CHP-MHP tarafından aday gösterilmelerinin Mecliste “ulusalcı” bir güç oluşturulmasından rahatsızlar ama onları, Kürtçülerin Meclisteki ihanetleri hiç rahatsız etmiyor...
Yüksek Seçim Kurulu, Barış ve Demokrasi Partisi'nin bağımsız adaylarından Hatip Dicle, Leyla Zana, Gülten Kışanak ve Sebahat Tuncel’ın milletvekili adaylıklarını veto etti.
Şimdi göreceksiniz bu adamların, bu karara karşı koparacakları vaveylayı! Şimdi, Kürtçülerin yeni azgınlıklarına, hak verirlerse, şaşmamalı!
TARIK AKAN’IN YİĞİT SESİ
Tarık Akan, yiğit, Atatürk Milliyetçisi bir sanatçı… Diyor ki: “27 Mayıs” ve “28 Şubat” darbe değildir. Birincisi önümüzü açtı, yeni düşüncelerle tanışmamızı sağladı. 28 Şubat da darbe değildir. Laik Cumhuriyet’ten uzaklaşmamızın önünü kapattı.” Akan sözlerine, “12 Mart ve 12 Eylül” Müdahalesi hakkında da “yanlışlar yapıldı ama bunlar giderilemeyecek şeyler değil, bunlar bile anlayışla karşılanabilir, çünkü TSK bizim gözbebeğimiz. Amacı laik düzenin korunmasıdır ve bugün bu kurumun da etkisizleştirilmesi sağlanıyor. Çünkü önlerindeki tek engel TSK’dir” diye devam ediyor.
Ağzına sağlık oğlum! “Entel züppeler”, karşı devrimciler seni sevmeyecekler ama biz seni çok seviyoruz…Yiğit sesin şu sırada taze bir nefes gibi geldi!..***