Sevmişli Mustafa Balbay. “Tezkere “ vesilesiyle, Yemen izlenimlerini yazmış. Şu, “gülü çimen” olan ve “gidenin gelmediği” Yemen’! ! İmam Yahya denen adamın İngiliz altınları uğruna Osmanlıya başkaldırmasından sonra, 1918 yılında terk edilene kadar binlerce insanımızın hayatına mal olan “Yemen”! Orada küçük bir çocuğa Türkler r hakkında ne bildiğini sormuş. Şerif adlı çocuğun cevabı: “Bize okulda öğrettiklerine e göre ’20. ,Yüzyılın başında Yemen’in adı “Makbarat-al Etrak” yani Türkler Mezarlığı imiş”…Yemen’e ben de gitmiştim: Yemenliler, Türklerden kalan kale.
Cami ve binalara “Türk” sıfatını vermişler ama Osmanlı’ya ihanetleriyle , ,adeta iftihar ediyorlar’ Anlaşılan, hükümet bugün Meclise getireceği Lübnan “tezkeresinde “ post-modern bır takiyye yapmış. Kara birliği gönderilirse çatışma ihtimali az olacağı düşüncesiyle, Lübnan Barış Gücü UNİFİIL’e ( UNITED NATIONS INTERIM FORCE INLEBANON- BM LÜBNAN GEÇİCİ GÜCÜ) katkımız, oraya gidecek yabancı kuvvetlerin denizden güvenini korumak, başka ülkelerin birliklerin ulaşımını sağlamak için de bazı limanlarımızı, hava alanlarımızı ve donanmamızın gemilerini sağlamak ve de Lübnan Ordusunu Hizbullah’a karşı eğitmek olacakmış, Yani askerlerimiz denizcilerimiz bır nevi, “konu mankeni” olacaklar? UNIFIL’e kenarından, köşesinden, denizden katılmamız “Sembolik” de olsa, tehlikeler “sembolik” olmayacak’ . . Lübnan Ordusunun “eğitimine” gelince, bunun da kâğıt üstüde kalacağı muhakkak. Geçin bir kalem: Lübnan Arapları Marunîler ve orada ağırlıklı olan Ermeniler, bunu- Türk subaylarını istemezler!
GENELKURMAY NE DER?
TSK Lübnan’a asker göndertilmesine taraftar mı? Cumhuriyeti tehdit eden tehlikeler karşında kamuoyuna uyarı ve de kararlılık mesajları veren Komutanlarımız, Genelkurmay. Gelenekleri gereği, bu “emirler” hususundaki ki düşüncelerini –taraftar olmasalar da- kamuoyu ıle paylaşmazlar, Zamanın “Meşru hükümeti”, asker göndermek kararını verir ve TBMM de izin verirse, Ordumuz, bu emri, muhakkak, en iyi şekilde, başarıyla, yerine getirecektir. TSK’nin, görev ve işlev anlayışındaki incelik de buradadır. Bu Ordumuzun, bazılarını anlamadıkları- anlamak istemedikleri “Emret Komutanım” gizemidir!
Kırım’da Harbinde yanlış bır emir üzerine Balaklava ‘da İngiliz Hafif Süvari alayının ,“Ölüm Vadisinde “ muhakkak ölüme, de.göz göre göre at sürmüşti İngiliz şairi Tennyson, bu konudaki şiirinde, sağlam geleneklerı olan orduların tılsımını şöyle ifade eder: “Onların görevi (emri) sorgulamak değil.”yapmak ve ölmektir”.
BİRİNCİ TEZKERE EFSANESİ
Başbakan “Tezkereyi” savunurken, “Birinci Tezkere kabuk edilseydi bugün Kuzey Irak’ta olurduk” dedi. Hem kendilerine, hem aynı iddiada olanlara mesela Ertuğrul Özkök’e buradan sorarım: eğer o "Tezkere" kabul edilmiş olsaydı, bugün Irak’ta işgalci durumuna düşmüş BD nin, hoyratlıklarına ortak olmaz ve Irak’lıları, Arapları büsbütün kendimize büsbütün düşman etmez miydik? …Güneydoğu’ya yerleşecek Amer rıkalılar, orada burunlarını bölge sorunlarına olaylara burunlarına sokmaz ve şimdi PKK ile mücadelede sınır ötesi engelleri. Kendi yurdumuzda TSK’ne, koymazlar mıydı?
Lübnan Konusu. “asker göndermek” ,muhtemel getirileri sembolik, fakat zararları çok, reel bir konu! Türkiye’nin bu konudaki çıkarları ve zararları da çelişkili! Bu durumda, çelişkiler yumağı karşısında, uzak görüşlülük, kararlılık ve diplomatik ustalık ve basiret gerekiyor. Mustafa Kemal de bu irade ve kararlılık vardı, İkinci Dünya savaşında ülkeyi felaketten kurtaran İsmet paşanın basireti, dirayeti ve diplomatik becerisi vardı. ! Şimdi nerede?
Lübnan, Yemen değil, ama askerlerimize “makber”,yani mezar olması ihtimali var. Bu riske değer mi? Bugün TBMM de “tezkere” oylanırken AKP’li milletvekillerinin, hiç de küçümsenmeyecek bu ihtimali düşünmeleri gerekir. M. Unutmasınlar ki, iktidar geçicidir, Başbakanlar, Bakanlar da geçicidir. Kendi milletvekillikleri de sürelidir! . Ama milletin, türkülerine, şiirlerine, hüzünle yansımış acılarının izleri derindir!
Bugün karar, TBMM’nin, gerçekte ve neticede AKP milletvekillerinin! N, AKP milletvekilleri, eğer bu milletin vekilleri iseler, bu konudaki kararlarını, ı Başbakanın gözlerine bakarak değil, ellerini vicdanlarına, koyarak, Şehit cenazelerine bakarak, kulaklarını milletin büyük çoğunluğundan gelen ses ve tepkilere vererek, ama sonunda, kendi akıllarıyla vermelidirler...
Yayın Tarihi :
5 Eylül 2006 Salı 11:17:21