19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Meşum işaretler-manidar çelişkiler

Yönetimde zafiyet olunca, dış düşmanlar da bastırınca, iç düşmanlar azar. PKK-Kongragel ve DHKP-C teröristleri de, ecelleri geldiği için olacak, şu sırada azdılar…

Kafayı AB’ye takmış olan ve muhtemelen, “ AB’yi şu sırada kızdırmayalım” diye düşünen, AKP Hükümeti'nin, bu konuyu ağırdan alması üzerine, TSK gene inisiyatifi aldı ve tam kadrosuyla, Başbakana gerçekleri, tehlikeleri anlatmak , hatırlatmak için beş saat süren bir “terör brifingi” verdi…

Bu önemli toplantının herhalde bu tehlike ve tehditlere karşı tedbirleri içermesi gereken “Milli Güvenlik ve Siyaset” Belgesinin MGK’da görüşülmesinin, ertelenmesinden hemen sonra, onun yerine ,yapılması da manidar..

Manidar olan başka bir husus da, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün ertelemenin Cumhurbaşkanı tarafından istendiği şeklindeki açıklamasını Çankaya’nın hemen yalanlaması! 

Ertelemeyi Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök istemişler. Doğruysa buna da bir mim koymalı!

Acaba , tam müzakereler başlarken, TSK metninde , AB’nin koyduğu esaslara ters düşen hususların da “müzakere sürecinde sırası mı?” diye mi düşündüler!

OYUNUN MAKSADI

PKK-Kongragel–DEHAP gibi bütün açık ve üstü kapalı bölücüler, şu sırada çok ilginç, çok boyutlu bir oyun oynuyorlar. TC Devletini köşeye sıkıştırmak ve emellerine nail olmak için kendilerini gündemde tutmak istiyorlar. Bu oyunun odağında da tabii AB var…

PKK organı Özgür Politika’da açıkça yazıyor; “Kürt sorunu da, Bask sorunu gibi AB’de çözülecektir” diyor. AB nin “müzakere sürecinde” dayatacakları arasında Güney Doğu sorunun “demokratik ve barışçı yollardan” ve “azınlık” meselesi olarak, çözülmesi var. AB Büyükelçilerinin hem de Ankara’da Başbakanın yüzüne karşı, “operasyonlar dursun” demeleri de küstah ve fakat  önemli ve anlamlı bir işaretti! AİHM’nin APO’nun yenıden yargılanması talebi de!
Aslında Askeri operasyonların devam etmesi Büyükanıt Paşa'nın dediği gibi piknik yapmak maksatlı değildir. Kandil dağlarında kümelenen eşkıyalar, sözde “Savunma Birlikleri” son zamanlarda azıttılar ve yollara mayınlar döşeyerek askerlerimizi şehit etmeye başladılar. ..Bingöl de trenin altına mayın döşemeleri ve gene güvenlik görevlilerini şehit etmeleri de yeni bir yöntem.

Siz küstahlığa bakın ki, Eşkıyalar, sanki devletmiş gibi, hem suçlu hem güçlü; “TSK ateşkesi bozdu- kendimizi savunuyoruz” diyorlar.. Bu eylemelerle TSK’ni yıldıramayacaklarını da çok iyi biliyorlar ama, böylelikle yaz aylarında ormanları kundaklayarak, kentlerde APO lehinde ve “Operasyonlar dursun” gösterileri yaparak, hem kamuda bezginlik yaratmaya, hem dışarıya mesajlar vermeye ve Türkiye de AB nin de destekleyeceği “barışçı çözümü” sağlamaya çalışacaklar .

Özgür Politika'da , PKK “Savunma(!) Komitesi Başkanı meydan okuyor; “APO özgür olana kadar direneceğiz!”

VE ALİ KEMALLER

Bu gayretlerin medyada Ali Kemal yardakçıları da var. Kürt muhibi, PKK cinayetlerinden ziyade, hep “Kürtlere devletin reva gördüğü işkence ve mezalimi” dile getiren , Hasan Cemal, (rahmetli Cemal Paşa torunu) AKP Hükümetinin, Kürt sorunun askerlere havale etmesinden ve TSK nın “nokta operasyonlarından”  ve de aslında devletin altını oyan, Kürt bölücülüğüne üşüre zemin hazırlayan uyum yasalarının “ yetersizliğinin” şikayetçi…

Çıkarılan af yasaları yetersiz kalmış dağdakiler yeteri kadar “indirilememiş”…Sormak gerek; “inenler” ne oldular? Diyarbakır’daki bır dostumun söylediği gibi “Kapkaççı imal edildiler ve kentlere salıverildiler Hasan Cemal sonucu özetliyor; Hükümet bir şey yapmalı ve bu konuda da, AB’nin istediği gibi, Kürtlere de verip kurtulmalı…Ve “mefhumu muhalifi”; TSK hiçbir şey yapmamalı…

APO Bekaa Vadisinde iken, ona “postacılık” yapan Cengiz Çandar , doğru bir şey söylüyor ; “aydınların silahları bırakma çağrısının adresi PKK olmamalı” diyor ama o da “silahlı mücadeleye “ karşı ve “barışçı çözüm” taraftarı; TSK‘yı ,“Kürt vatandaşlarını yabancılaştıracak ve onlara hayatı dar edecek davranışlara” karşı uyarıyor!

Güney Doğu ve Kürt sorunu için silahlı çatışmanın çıkar yol olmadığı ve kazanamayacakları muhakkak. Kürt stratejistleri de, bunu,pekala biliyorlar ama bir taraftan,” barış yanlısı iyi polis” öte yandan “silahlı terörist- kötü polis” taktiği ıle ve AB ve de ABD himayesinde hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. İşin özeti bu!

YARGISIZ INFAZ

Ankara’da Adalet Bakanlığı'na ve bakanına karşı canlı bır canlı intihar bombası teşebbüsü, güvenlik güçleri tarafından önlendi ve DHKP-C'li olduğu anlaşılan bombacı Eyüp Beyaz, halkın arasına karışıp, maazallah , fitili, orada çekecekken, vurulup öldürüldü.

Bu olsaydı ve bir facia yaşansaydı, ,her zaman haksız ve suçlu olan polisler ihmalle suçlanacaklardı. Şimdi görevlerini başarıyla yaptıkları ve büyük bir faciaya önledikleri  için adeta suçlanıyorlar. Haklarında soruşturma isterlerse şaşmam!

PKK hamisi Akın Birdal'ın kurduğa İnsan hakları Derneği'nin olay üzerine ilk “Pavlov Köpeği” tepkisi; teröristin yaşama hakkı kutsaldır–korunmalı idi!” .. Hukukun üstülüğü ve demokratsı bunu gerektirirmiş…Teröristi büyük bır faciaya sebep olmadan öldüren Özel Harekatçının elleri dert görmesin! Ama , bizim CUMHURIYETTE bile bunun adeta yargısız infaz olarak gösterilmesine ne demeli?

Teröristleri himaye edip her fırsatta polisleri yargısız infazla suçlamak, liberalliğin şanından. Askerlerin, polislerin , masum sivillerin yaşama hakları pek önemli değil ama teröristlerin yaşama hakları “kutsal” Bu mantık beni çileden çıkarıyor! …

DHKP-C

DHKP C, Dursun Karataş’ın ve Sabancı cinayetinin eli kanlı faili Fehriye Erdal'ın örgütüdür. Onları çok iyi tanırım; yıllarca beni de tehdit etmişlerdi. Şu sırada DHKP-C , PKK ile işbirliği içindedir-taşeronudur. Canlı Bomba Eyüp Beyaz, vurulmasa ve yaşasaydı, yargılanacak ve hapse sokulup ,orada beslenecekti ve DHKP-C’nin Adalet Bakanlığı'nı hedef almasını sebebi olan F Tipi Cezaevleri'ne karşı eylemlerde kullanılacak “ mağdurlarından “ biri “olacaktı.

Bu potaya bır de Fehriye kadını, AB ülkesi Belçika’nın koruduğu gerçeğini koyun, nasıl bir çelişkiler, ihanet, düşmanlık ve şeamet cephesinin karışsında olduğumuzu görürsünüz! Türkiye Cumhuriyetinin kaderini-milletimizin varoluşunu, son tahlilde, borsa ve ekonomi değil, bu cepheye karşı direnmemiz tayin edecektir.

Yayın Tarihi : 4 Temmuz 2005 Pazartesi 12:26:36


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?