19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Mücadeleye devam!

Genel Yayın Müdürümüz, Hayri Köklü, tekrar Yeniçağ’da yazmaya başlayacağımı anons ederken, bana “ KURŞUN KALEM” unvanını uygun görmüş… Herhalde kalemimi- bilgisayarımı - “kurşun” gibi kullanacağımı bildiği için! Evvelallah, öyle de olacaktır; elim kalem tuttukça, parmakların tuşlara basabildikçe, vatanım ve milletim uğrunda, okul yıllarından beri, değişmeden sürdürdüğüm milliyetçilik mücadelesine devam edeceğim ve Allah izin verirse, “kılıcımı”, ölünceye kadar, kınına sokmayacağım. Hamaset yapmıyorum; bu, hele şu bağlamda, ülkemiz, milletimiz, içerden ve dışardan, çeşitli, fakat biri birleriyle bağlantılı, tehditler altında iken, kutsal bir mücadeledir.

Tarihimizin her döneminde, durum aynıdır.. paranoyamız da değildir; Türklüğün gücünden, bütün Türklerin birleşmesinden korkanlar, aramıza nifak solarak, bizi güçsüz hale getirmeye çalışmışlardır. 1919’da plan Sevr antlaşması idi. Mustafa Kemal ve Kuvvay-ı Milliye tarafından hüsrana uğratıldı… Bazı vatanseverler de, o zaman, tıpkı bugünkü Brüksel sevdalıları gibi, “gücümüz yok, ancak Amerikan mandası altında yaşar, kalkınırız” diyorlardı, Mustafa Kemal onları da susturdu ve Türk milletinin kendisine “güvenerek ve övünerek” kalkınabileceğini kanıtladı.

Bugün, ise ihanet –gaflet ve dalalet projelerinin odağı Avrupa Birliği! Kürt vatandaşlarımızı kullanarak Türkiye’yi bölmeye çalışanlara, Avrupalılar, Amerikalılar destek oluyorlar… Ve bütün bunların karşısındaki en büyük engel, Türkiye Cumhuriyetinin son emniyet sigortası olan Ordumuzu etkisiz hale getirmek, kendi amaçlarını yabancıların maksatlarıyla birleştirenlerin ortak gayeleri!

Ne garip ve acıdır ki, sözde “aydınlar” ve bir kısım medya – güya demokrasi ve ifade özgürlüğü adına onlara destek veriyor ve Türklüğe hakaret edilmesini ve Ordumuza sövülmesini mubah kılacak kanun değişikliklerini savunuyorlar! Kendi değerlerimize ve ordumuza sövülmesine meydan vermek için gösterilen bu aşırı çaba, mazoşizm midir, yoksa ihanet mi?

MİLLİYETÇİ DALGA

Ama gene başaramayacaklar. Liboşlar çok rahatsız, çünkü “Milliyetçi dalga” yükseliyor… Gençlik Atatürk’e ve anılarına, Kurtuluş Mücadelesine sarılıyor… Turgut Özakman’ın “ŞU ÇILGIN TÜRKLER” eserine gösterilen, misli görülmemiş ilgi ve “KIRTLAR kırt VADİSİ” filmi, bu yükselen dalganın işaretleri. Film, ABD askerlerinin, subaylarımıza kelepçe takmaları ve çuval geçirmeleri hoyratlıklarına, zamanında gereken karşılığın, her nedense verilmemiş olmasına karşı, Amerikalılardan, sanal da olsa, bir öç alma! Halkımız Polat’ı, işte bunun için bir kahraman olarak alkışlıyor… Bundan rahatsız olanlar, sadece Amerıkan Büyük Elçisi ve Komutanı değil; bizim liboş yazarlarımız da, âdete utanıyor ve bu yüzden, “başımıza çorap örüleceğinden” endişe ediyorlar…

Ama eğer Amerikalılar, Türk halkının şu sıradaki iktidar kadar duyarsız olduğunu sanıyorlarsa, bu film sayesinde, halkın Amerika’ya karşı gerçek hislerini kızgınlığını, anlayabilmişlerse, bu da gerçek bir kazanım!
Liboş takım, özellıkle, Trabzon’dan yükselen milliyetçi-vatansever dalgayı, pespaye bir takım sebeplere atfetmekle de, büyük hata yapıyorlar!

YAZILACAK ÇOK ŞEY VAR
Ve şu sırada, içerde ve dışlarda yazılacak o kadar konu var ki… Mesela Başbakanımızın konuşma üslubu! Ben bütün eski Başbakanları, Cumhurbaşkanlarını tanıdım; Atatürk kızınca küfür etmezdi; nihayet “Maskaralar” derdi, Ne İsmet Paşa’nın, ne Celal Bayar’ın, ne Adnan Menderes’in, ne Nihat Erim’in, Farıt Melen’in vb. böyle “ulan ve be” diye konuştuklarını ve sözlerini üç nokta ile bitirdiklerini ne işittim ne de tasavvur edebiliyorum! Bum şekilde konuşan bır zatın da, bir gün gelip, Çankaya'ya a çıkabileceğini de düşünmek bile istemem!
2004 Mayıs’ında a Yeniçağ’da yazdığım “Fay Hattı Kırılırsa” başlıklı bır yazıda, Başbakanın “müsademe rotasında” ilerlediğini yazmıştım… Başbakan bu yazım üzerine, benı ağır bir para cezasına mahkûm ettirmişti. Gene suç olur diye, ayrıntılara girmeyeceğim, ama Recep Tayyip Erdoğan şimdi-gene “müsademe rotasında” , İktidarın altındaki kırılgan “fay hattına” fazla enerji yüklenmekte! Nalıncı keseriyle yontulamayacak “kurşun kalemimle” yazmaya devam edeceğim!

Yayın Tarihi : 14 Şubat 2006 Salı 18:34:19
Güncelleme :15 Şubat 2006 Çarşamba 17:11:02


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?