Sanki bir TV Dizisi seyrediyoruz. Adı: “Muhteşem Sekiz Yıl” – “Muhteşem Erdoğan”… ”Dizi”, bölüm, bölüm; her bölümün sonu, biz seyircileri, sonu ne olacak diye, merak, heyecan içinde bırakıyor…
Senaryosu, içerden ve dışarıdan, birileri tarafından, yazılan ve yazılmakta olan “diziyi” AKP iktidarı, “ben yönetiyorum” sanıyorsa da, başka yöneticiler, içerden ve dışarıdan, yönetenler var!
Bu “Dizide”, kahramanlar- mazlumlar, mağdur, hainler, kötü adamlar, figüranlar, suflörler. Ve şakşakçılar da var!
“Dizinin” başına, RTÜK kurallarına göre, uyarılar konacaksa, bunların hepsini, koymak, gerek: “Geniş izleyici kütlesine uygun olmasından, cinsellik ve korku - dehşet içermesine kadar!
Halen, gösterimde olan, son bölümde, bugünün Türkiyesinde, inanılması güç, şaşırtıcı, “üç boyutlu” “olamazlar” oluyor… TV dilinde, “flaş bek”, renkli filmin içinde “kara-flu” kareler; “Hizbullah” terör örgütü, “Mezar Evlerinde” yüzlerce insanı, “domuz bağlarıyla” vahşice öldürüyor. Sonra “günümüze” dönüyoruz; bu katiller serbest bırakılıyor ve liderleri, Hacı Inan denen katil, örgütün “internet sitesinde” meydan oluyor; “cinayetlerinden dolayı pişman olmadıklarını, gerekirse, gene kan dökeceklerini” söylüyor. Bu adam- bu adamlar, seçimlerde aday olabileceklermiş…
“Dizide” başka bir mekâna, İmralı’ya geçiyoruz; PKK terör örgütünün ”uzaktan” Komutanı, APO, avukatları vasıtasıyla ve de “internet sitesinden” –“AKP Hükümeti - Devlet, Hizbullahçıları, PPK’yı vurmak için serbest bıraktı” diyor… Buna karşılık Hacı Inan da aksini iddia ediyor! Şurası muhakkak ki, her ikisi - iki örgüt, hem PKK, hem Hizbullah önemli rol oynayacaklar; AKP de oy hesapları yaparken, her iki terör örgütü arasında, beynamaz. Kısacası, TC Devleti - AKP yönetimi, ikisi arasında sıkışmış durumda.
Bölgede, özellikle Batman’da, PKK ile Hizbullah arasında, kanlı bir "paylaşım savaşı" hep vardı, şimdi seçimler arifesinde, başka boyutta, devam ediyor… ”Dizinin”, bu bölümün sonunda, “süspans” – heyecanlı merak-dorukta… AKP seçimlerden önce ikisi arasında tercih yapmak zorunda!
Ve “Dizinin” tümündeki, hazin bölüm: Bütün bunlar olurken, Kan dökenler- kan dökücüler, serbest ve seçim malzemesi olacaklar. Fakat “Derin devlet” olduğunu iddia edilenler, emekli rektörler, dünya çapında ün kazanmış cerrahlar, TSK’nin üst düzey emekli - muvazzaf askerleri, 10 yıla kadar içerdeler! Bu insanların her birinin durumu, başka, hazin, dizi konusu!...
Ve bu “Muhteşem Sekiz Yıl” dizisi devam ederken, ”salonun” – ülkenin her yanından, rüşvet, yolsuzluk pis kokuları yayılıyor! Cumhurbaşkanı, Başbakan ön koltuklarda, bölüm aralarında sohbet edercesine, bu durumun sorumlusunun kim olduğunu, seyirci gibi “akademik” olarak tartışıyorlar.
Ve hepimiz, ”Dizinin” son bölümünü heyecan içinde, merakla bekliyoruz, bu kâbus dizisi nasıl bitecek diye! Eski Yunan trajedilerinde, yazarlar, kendi yazdıkları “oyun”, içinden çıkılmaz hale gelince, sahnenin ortasına, “ilahi” bir “makine” indirirler ve oyunu bitirirlerdi. Şimdi, “İlahi” senaryo yazarı, “ilahi” yönetici, bu oyunu - ülkemizin kâbus dizisini “mutlu sonla” sona erdirecek mi? Allahtan umut kesilmez ama her şeyi, Allahtan beklememek lazım! Bir “İskender”, kılıcıyla, bu kördüğümünü çözecek mi?
Türk tarihinde mucizeler olmuştu! “İstiklal Marşı”, henüz değiştirilemedi… ”Harp Okulu Marşı” Mustafa Kemaller tarafından hala tek ağızdan söyleniyor. ***
Bugünkü malumların, Batı emperyalistleriyle işbirliği içinde oldukları ve kendi çıkarları doğrultusunda - geçmişten örnekler alarak - Türkiye Cumhuriyeti'nde bugün uygulamaya çalıştıkları girişimleri konusunda şu tarihi gerçek bunların gerçek yüzlerini ortaya koyar;
Mustafa Kemal Atatürk'ün, 26 Mart 1920 tarihinde Erzurum'da bulunan 15. Kol. Kom. Kazım Karabekir Paşa'ya gönderdiği yazısı: "İstanbul'un işgali olayının Diyarıbekir yöresinde pekakayı canlandırdığı , Cevdet Ali Bey (Diyarbakır'da bulunan 13. Kol Kom.) tarafından bildiriliyor. Cevdet Bey'in zayıflığı Diyarıbekir'de çok zararlı bir şekilde ortaya çıkıyor ve seçimlere başlamaktan korkuyorlar. Cevdet Bey'in tarafınızdan cesaretlendirilmesi uygun olur." (Kaynak: "Atatürk'ün Bütün Eserleri" Kaynak Yayınları. c: 7, s: 204)
Açıklama: Bu tarihlerde Salih Hulusi başkanlığındaki İstanbul Hükümeti ile pekaka elbirliği yaparak Batı emperyalistleriyle sıkı bir ilişki içindedirler. "Seçimlere girmekten korkuyorlar" kavramı; Anadolu'nun birliği ve bağımsızlığı karşısında o zamanki yönetimin ve bunların yandaşlarının kaygılarıdır. Ne yazık ki, bugün, seçimlerden korkmayan ve Anadolu'yu kendi çıkarları için bazı kesimlerle birlik olarak satmaya çalışan bir düzen vardır.