20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Nasıl bir millet, nasıl bir Genel Kurmay Başkanı?

Ahmet Hakan’ı, öteden beri severim. Geçenlerde, benim “sevimli bir faşist” olduğumu yazmıştı… Kızmadım; Sovyet döneminde, Komünist olmayan herkese “faşist” derlerdi, bu bir iltifattı!... Şimdi de, eğer siyasi yelpazenin sağında ve Atatürk milliyetçisi olmak, “faşist” olmaksa, 'eyvallah' derim…

Ben düşüncelerimde hiç değişmedim..Ahmet Hakan kardeşim ise , son zamanlarda, Kanal 7’deki kimliğini bıraktı,,zamana ve zemine göre, düşünceleri ve saç-giyim şekliyle, “sevimi bir liboş” oldu…Ne demeli,” değişim” modası var!

HÜRRİYET’TEKİ köşesinde, CHP Lideri Deniz Baykal’la “üst kimlik” konusunu tartışıyor: Baykal, Hakan’ı arayıp, O'nun yazdığı gibi, “Kürt yoktur, Türk vardır” demediğini söylemiş ve sözlerinin "doğrusunu" şöyle anlatmış:

“Türkiye Cumhuriyetinde elbette Kürt vardır, Çerkez vardır, Gürcü vardır, Arap vardır…Bunlar alt kimliklerdir… Ama Türk (bunlar gibi) alt kimlik değildir; milletin adıdır. Başbakan, Türklüğü “alt kimlik” sayarak, bir alt kimliğe indirgiyor… Bu çok yanlıştır… Eğer Türklüğü alt kimlik sayarsak, bizi çokuluslu bir siyaset anlayışına götürür… Bunun da sonu da Balkanlaşma, yani parçalanmadır... Bizim Kürdümüz, Türk milletinin Kürdüdür!”

Sayın Baykal Anayasanın ruhunda ve lafzında olan ve benim de geçenlerde “üst kimlik, anayasal vatandaşlık” konusunda anlatmaya çalıştıklarımı çok güzel bir şekilde ifade etmiş!
Ama, anlaşılan, Hakan, Anayasa’nın “Türk Milletini” tarif eden amir hükümlerine, TC'de hukukun ve idarenin “Türk milleti” adına ve “Türk Milleti” için yürütüldüğüne, Mustafa Kemal'in, bu devletin temel ilkesi olan “Ne Mutlu Türküm” diyene, gönüllü aidiyet ve birlik ilkesine, hiç inanmıyor ve de Başbakan Erdoğan’ın düşüncesinde, ve tıpkı O'nun gibi, “Vatandaşları sen Tüksün demeye zorlayamayız” diyor. Baykal’a “Bu yaklaşımınız Kürtleri memnun etmiyor, onlar Türk olarak nitelendirilmek istemiyorlar” diye ısrar ediyor.

Başbakan’ın ve Hakan’ın bu savlarının malum ve mahut Karen Fogg’un halefi Kretschmer’in, şu sırada, Lozan’ı hiçe sayıp, saati Sevr’e geri götüren “azınlıklar “ anlayışına yani Kürtleri, Gürcüleri, Çerkezleri ve Arapları, hatta Alevileri azınlık yapmak gayretine denk düşmesine de bir “mim” koyun!

Bilemiyorum, sevgili Hakan, zamana ve yeni liboş kimliğine mi uymuş hakikaten böyle mi düşünüyor, yoksa şeytanın avukatlığını mı yapıyor veya Erdoğan’a hoş görünmeye mi çalışıyor? Ama ben O’na dobra dobra cevap vereyim; eğer ayrılık ve bağımsız devlet umutları filizlenen bazı Kürtler “Türk” olmak istemiyorlarsa, bunu da Şemdinli de, Yüksekova’da, Hakkari de, açıkça bağırıyorsa, ve fakat Karadeniz, Akdeniz, Ege sahillerine Batıya yayılıp oralarda da devlete başkaldırıyorlarsa, demek maksatları oralara da “Kürt” olarak sahip çıkmaktır… Ama Türkler buna asla müsaade etmeyeceklerdir. O Kürtler, “Türk” olmayı ve sayılmayı kabul etmiyorlarsa, bu "Türk" ülkesini terk edip, istedikleri yere kadar yolları var! . Bu ülke “Türkiye"dir ve Türklerin ülkesidir -o kadar ucuza verilmez!

ÖZKÖK PAŞA

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök , tahkim ettiğimiz gibi, asıl TSK’ni rahatsız eden spekülasyonlara, son noktayı koydu. Ama o son noktayı koymayanlar var. Hala O’nun ideal Cumhurbaşkanı olacağını yazıyorlar. Aslında, Paşa'nın, kendisini değişik, liberal demokrat ve alışılmamışı bir Genelkurmay Başkanı olduğu için destekleyenlerin, Türk Ordusunu hiç sevmeyen ve Komutanlara “makus talihimizin meşum aktörleri” diyenlerin tezkiyelerinden rahatsız olması gerekir.

Ahmet Hakan -bu konuda da “Nasıl bir Genelkurmay Başkanı İstiyorsunuz?” diye yazmış ve aklınca, geçmiş Genelkurmay Başkanlarını eleştirmiş. Oysa, o Genelkurmay Başkanlarının yerinde ve zamanında uyarı ve müdahaleleri olmasaydı, şimdi nerelerde olurduk ve biçmem, Hakan hala yazabilir miydi? Ama belki de, Kanal 7’deki istikametinde devam ederdi.

Ben, O’nun sorularına cevap vermektense, “nasıl bir Genelkurmay Başkanı istediğimi” dobra dobra, açıkça söylemek istiyorum. Ben, Türk Ordusunun, başka ülkelere nasip olmayan bir “millet ordusu” olarak, Cumhuriyetin ve Laık devletin son sigortasını gevşetmeyen, ülke için her hayati olayda, Ordunun sesini duyuran, böylelikle de millete huzur ve güven veren, artık Barzani ve Talabani’ye, Kuzey Irak’taki Kürdistan oldu bittisine alışamayacak ve de subaylarımızın başına çuval geçirilmesini asla kabul etmeyecek, Atatürk’ün vizyonuyla çelişen AB vizyonuna ve sürecine gönül bağlamamış bir Genelkurmay Başkanı isterdim...

Hollanda veya İngiltere, hatta Amerika Genelkurmay Başkanı gibi bir başkomutan değil, kendi geleneklerimize göre bir Genelkurmay Başkanı isterdim! Zira, hele şu bağlamda, ve sonunda, Türkiye Cumhuriyetinin ve milletinin bekasını sağlayacak olan böyle komutanların yönetimindeki TSK olacaktır. “Demokrasi”, liberaller ve liboşlar değil.

Yayın Tarihi : 28 Kasım 2005 Pazartesi 08:56:57


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?